"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hak, hukuk ve reform çağrısı

Faruk ÇAKIR
23 Haziran 2026, Salı
Türkiye’nin “daha iyi” olabilmesinin hak, hukuk, adalet yolunun açılmasından geçtiği ve bunun için de reformlar yapılması icap ettiği her geçen gün biraz daha iyi anlaşılıyor. Bu yöndeki çağrıların hem içerden hem de dışarıdan gelmesi de bunu gösteriyor.

Nitekim Türkiye İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Ömer Aras ve TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, belirsizliklerle şekillenen yeni dünya düzeninde yeni bir kalkınma hikâyesi yazması gerektiğini, bunun önemli bir aracının da demokratik anlayış olduğunu belirtmişler.

TÜSİAD, yılın ikinci YİK toplantısını yapmış ve toplantıda küresel ekonomide güç dengelerindeki değişime dikkat çekilmiş. Açılış konuşmasını yapan YİK Başkanı Ömer Aras, dünyada üretim, enerji ve teknoloji haritası değiştiği için çatışma ve belirsizliklerin süreceğini hatırlatıp şunları söylemiş: 

“Türkiye’nin yeni kalkınma hikâyesi; daha yüksek verimlilik, daha katma değer, daha yüksek teknoloji kapasitesi, daha yetkin insan ve daha dayanıklı bir ekonomi üzerine kurulmalı. Mevcut ekonomik çeşitlilik, bağlantılı olmayan kapasite adacıkları hâlinde kalmaya devam ederse gerçek potansiyelini ortaya koyamaz. Temel mesele, mevcut kapasiteyi birbirine bağlamaktır. En önemli stratejik hedeflerimizden biri AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, Türkiye’nin ‘Made in Europe’ yaklaşımının doğal bir parçası olması.”

TÜSİAD Başkanı Ozan Diren de şöyle konuşmuş: “Bugün insanlığın ihtiyacı; insan haklarını, kapsayıcı kurumları ve toplumsal uzlaşıyı güçlendiren daha nitelikli bir demokratik anlayıştır. Daha kapsayıcı kurumlar, daha güçlü ekonomi demektir. Daha öngörülebilir hukuk, daha güçlü yatırım demektir. Daha geniş özgürlük alanı, daha yüksek inovasyon kapasitesi demektir.”

İş dünyasının “Daha öngörülebilir hukuk” talebini dile getirmesi dikkat çekicidir. Ayrıca “daha yetkin insan ve daha dayanıklı bir ekonomi” de her halde işlerin ehil olanlara verilmesi çağrısıdır. “Yetkin insan” vurgusu, “liyakatli, ehil insan”lar anlamına gelmez mi?

Türkiye’nin ihtiyacının tartışmasız şekilde “hak, hukuk ve adalet yolu”ndan ilerlemek olduğu belli. O halde bu çağrılar sadece iş dünyasından değil, milletin menfaatini isteyen herkes tarafından dile getirilmelidir. Keşke bu ve benzer çağrılar için bunca yıl beklenmeseydi. 

“Zararın neresinden dönülse kardır” misali geç kalan bu çağrıların bundan sonra daha yüksek sesle dile getirilmesinde milletin ve memleketin faydası vardır vesselam.

Okunma Sayısı: 259
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı