"Gerçekten" haber verir 04 Eylül 2008
Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Reklam | Künye | Abone Formu | İletişim
ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET ve ŞÛRÂDIR

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Ali FERŞADOĞLU

Risâle-i Nur meslek ve meşrebinin ana umdeleri-3



İman-Kur’ân hizmeti maddî güç, siyaset, iktidar yoluyla değil, Kur’ân nurları, iman yolu ve ihlâsla yapılır. Yani, Kur’ân ve hadîsçe haber verilen, her tarafı kasıp kavuran Deccalizm, Süfyanizm ve ifsat komitelerinin fitneleri siyasetle değil, ancak imân ve Kur’ân nurlarıyla durdurulabileceği1 şuuruyla hizmet etmek.

- Nur mesleğinde deccal ve yandaşlarına karşı asla muhabet beslenemez, besletilemez. Bilâkis mücadele edilir. Zira Bediüzzaman, “Ben bir mânevî âlemde İslâm Deccalını gördüm”2 der ve Risâle-i Nur’un muhtelif yerlerinde açıkça ismini de belirtir. Kezâ, “Bütün mekteplerde ve dairelerde ve halkta, o ölmüş dehşetli adamın muhabbeti telkin ediliyor” diyerek, onun mahiyetinin ne olduğunun bilinmesi uğruna binler adam hapse girse, hattâ idam olsalar, din-i İslâm cihetiyle yine ucuz düşeceğini3 belirtir. Öyle ise, deccalı övenler ve muhabbet besletenler; Risâle-i Nur’un meslek ve meşrebine temelden de karşı gelirler. Zira, İslama, maneviyata, dine, dindarlara yapılan bütün hücumlar, engellemeler deccal adına ve onun getirdiği sestemle yapılmaktadır!

- Hürriyetçi olmak, Risâle-i Nur’un temel meslek ve meşrebidir. Çünkü hürriyet, milletlerin mutluluk sebebidir. Bütün şevkleri ve ulvî duyguları uyandırır. İnsanlığı güdülmekten, hayvanlıktan kurtarır; tam insan yapar.4 Ayrıca, bu dünya imtihan meydanı. İmtihan için hür irade gereklidir. Rabbimiz herkesi inancında hür bırakmıştır. Ahrarları/hürriyetçileri/demokratları desteklemek, imtihanın gereği ve imanın özelliğinin siyasete yansımasıdır.

- Hizmeti, matbuât (basın, medya) diliyle de yapmak, Risâle-i Nurları neşretmek; onun meslek ve meşreplerindendir. İşte Bediüzzaman’ın bu husustaki direktifleri:

“Şimdi iki dehşetli mânevî belâyı defetmek için matbuât alemi ile tezahüre başlamak, ders vermek zamanı geldi veya gelecek gibidir zannederim”5; “Matbuât lisaniyle konuşmak lâzım gelmiş, diye kalbime ihtar edildi”6 cümlelerini Risâle-i Nur’ları matbaa ile neşretmek şeklinde anlamak mümkün olduğu gibi, gazete, dergi, radyo ve televizyon, internet gibi tüm yayınları “matbuât dili” olarak da anlamak mümkün. Ki, “İnşaallah, öyle bir zaman gelecektir ki, Kur’ân hakîkatleri olan Risâle-i Nur, radyolarla ders verilecek; beşeriyet büyük istifadelere nâil olacaktır”7 ifadeleri bunu te’yid eder.

- Bediüzzaman’ın talebelerine verdiği en son ders, Risâle-i Nur meslek ve meşrebinin belkemiğini oluşturan müspet hareket etmek: Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. Allah’ın rızasını düşünerek sırf iman hizmetini yapmaktır. Bizler asayişi muhafazayı netice veren müsbet iman hizmeti içinde, her bir sıkıntıya karşı sabırla, şükürle mükellefiz.8

Müsbet hareket, Allah’ın emrine uygun, nezaket ve nezahetle; şiddet, tahrip ve tecavüzden uzak, yapıcı, tamir edici; ölçülü, dengeli âdil ve hakperest hareket tarzıdır. Bir anlamda da sivil itaatsizliktir.

İşte bir Nur talebesinin vazifesi; her hâl ve şartta Risâle-i Nur’u okumak, anlamaya çalışmak; yaşamak; meslek ve meşrebine sadakat, sebat ve metanetle bağlanmaktır. Eğer Risâle-i Nur’u baştan sona ezberlese; meslek ve meşrebine uymasa bir anlam ifade etmez.

Dipnotlar:

1- Tarihçe-i Hayat, s. 131.; 2- Şuâlar, s. 514.; 3- Şuâlar, s. 298-299.; 4- Beyanat ve Tenvirler, s. 47.; 5- Mektubat, s. 467.; 6- Tarihçe-i Hayat, s. 427.; 7- Tarihçe-i Hayat, 354.; 8- Emirdağ Lâhikası, s. 455.

04.09.2008

E-Posta: [email protected] [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (03.09.2008) - Risâle-i Nur meslek ve meşrebinin ana umdeleri-2

  (02.09.2008) - Risâle-i Nur meslek ve meşrebinin ana umdeleri-1

  (01.09.2008) - Risâle-i Nur’da meslek, meşrep

  (25.08.2008) - Güzel gör, güzel düşün, mutlu ol!

  (24.08.2008) - “Ne yaptım da bu başıma geldi?” deme, eden bulur!

  (23.08.2008) - Yabancı olan kim?

  (22.08.2008) - “İçgüdü” mü, sevk-i İlâhî mi?

  (21.08.2008) - Önsezimizi nasıl güçlendirebiliriz?

  (20.08.2008) - Mesajları alabiliyor muyuz?

  (19.08.2008) - “Baba cinneti!” mi, alkolik veya sarhoş cinayeti mi?

 
GAZETE 1.SAYFA

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Site yöneticisi | Editör
Yeni Asya Gazetesi Gülbahar Cd. Günay Sk. No.4 Güneşli-İSTANBUL T:0212 655 88 59 F:0212 515 67 62 | © Copyright YeniAsya 2008.Tüm hakları Saklıdır