05 Ağustos 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Sami CEBECİ

Sabır yahut acele etmek


A+ | A-

İman ve İslâm dâvâsına gönül vermiş idealist insanların, hizmet esnasında takip edeceği bir çok prensip ve temel unsurlar vardır. Sabretmek onlardan biridir.

Sabır, zâhiren durağanlık ve yapılması gereken şeyleri yapmıyor olmak görünse de, hakikatte gerçek bir kuvvet kaynağıdır. “Men sabere zafere” hadisiyle çok özlü ifâde kullanan Sevgili Peygamberimiz (asm), kim sabrederse zafere ulaşacağını ve galip geleceğini haber vermektedir. Hayatı sabretmekle geçen Peygamber Efendimiz (asm), sonunda İslâm dininin Arabistan Yarımadasına hâkim olmasını ve Bizans, Mısır ve İran gibi büyük devletlere ulaşmasını sağlamıştır. Geneli müşrik bir toplum olan Mekke ahâlisinin kendisine yaptığı her türlü eziyet, işkence ve kötü muâmelelerine sabır ve tahammülle karşılık veren Peygamber Efendimiz’in (asm), onların çoğunun İslâm’a girmesine vesile olması ne kadar ilginçtir! Kendisini öldürmeye teşebbüs edenleri bile affetmesi ve onların kalplerinin ısınarak İslâm’a geçmesi, Sevgili Peygamberimizin (asm) ne kadar sabırlı olduğunu gösterir.

Hudeybiye Antlaşmasının maddeleri tamamen Müslümanların aleyhindeydi. O zaman müşrik olan Sehl bin Amr, Mekke ahâlisi adına anlaşmayı yapacaktı. Antlaşmanın altına Hazret-i Ali (ra) tarafından “Allah’ın Resûlü Muhammed” yazılınca itiraz etti. Biz senin peygamberliğini kabul etseydik, zâten seninle savaşmazdık. “Değiştirilsin” dediği zaman sahabeler buna isyan ettiler. Peygamber Efendimiz (asm) onları yatıştırarak Sehl bin Amr’a sordu “Ne yazılsın?” O dedi: “Abdullah oğlu Muhammed olsun” dedi. Sahabeler itiraz etmesine rağmen O (asm), bunu kabul etti ve öyle yazdırarak imza yerine mührünü bastı. On yıllığına yapılan, fakat iki yıl ancak süren ve neredeyse şartların tamamı Müslümanların aleyhine gözüken Hudeybiye Barışı esnasında, Halid bin Velid ve Amr ibnül As gibi harp ve siyaset dâhileri ve cihangir kahramanlar başta olarak, nice insanlar İslâm dinine girdiler. Bunun gibi daha yüzlerce ve binlerce olayda gösterdiği sabrı, hep zafer ve galibiyetle neticelendi.

Üstadın meâlen söylediği gibi, eşyanın icadında bir merdivenin basamakları gibi, neticenin husûlü için bir çok sebep vardır. Meselâ; bir ekmeğin vücuda gelmesi için tarla, harman, değirmen ve fırın gibi sebepler vardır. O sıralamayı sabırla tâkip etmek gerektir. Birini atlamak, sonuca ulaşmayı engeller. Her şeyin vücudu bunun gibi sebeplere bağlıdır. Muvaffak olunamayışın sebepleri arasında aceleciliği de sayan Bediüzzaman Hazretleri “Sonra da, ilel-i müteselsiledeki terettübü atlamakla müşevveş eden acûliyet çıkar, himmetin ayağını kaydırır. Siz, ‘Sabırlı olun; sabır yarışında düşmanları geri bırakın’ (Âl-i İmran Sûresi: 200) hakikatini siper ediniz” dersini veriyor. Acele eden ya basamakları atlar düşer, başı kırılır. Yahut kastettiği hedefine ulaşamaz.

Kâinatın Efendisini (asm) adım adım tâkip eden muazzez Üstadımızın hayatı da hep sabır içinde geçmiş. Kâinata meydan okuyan bir imana sahip olan o büyük insan, dahilde bir kargaşa olmasın, emniyet ve huzur bozulmasın diye, bir jandarmanın, kaymakamın emriyle “Bu ilçeye girmeyeceksin!” ikazıyla Eğridir’e girmemiş, faytonuyla Barla’ya geri dönmüştür. Bunun gibi, kendine zulmedenlere bile bedduâ etmemiş, Risâle-i Nur’la imanlarını kurtarmak şartıyla, onlara bütün haklarını helâl ettiğini söylemiştir.

Bu misaller gibi; bünye içinde ara sıra çalkantılar olursa, mutlaka sabırla karşılamalı ve acele etmemelidir. Zaman her şeyi en güzel ve açık bir şekilde tefsir etmektedir. Sabır, yerinden oynayan taşların, yerli yerine oturmasını sağlayacaktır. Zâten bu hizmet, her hâl üzere inâyet altındadır.

NOT: Muhterem ağabeylerimiz Hasan Aktunç ve Mehmet Kılıçoğlu’na Cenâb-ı Allah’tan rahmet ve mağfiret diler, kederli aileleri ve yakınlarına sabr-ı cemil niyaz eder, taziyetlerimi sunarım.

Ayrıca Mübarek Berat Gecenizi tebrik eder, İslâm ve insanlık âlemi için hayırlara vesile olmasını Cenâb-ı Hak’tan niyaz ederim.

05.08.2009

E-Posta: sami-cebeci@hotmail.com


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (19.08.2009) - Demokratikleşme ve Güneydoğu

  (12.08.2009) - Barla buluşmaları

  (05.08.2009) - Sabır yahut acele etmek

  (29.07.2009) - Kûnu lillah (Allah için olmak)

  (22.07.2009) - İktidar sıtması

  (15.07.2009) - Şahs-ı mânevînin gücü

  (08.07.2009) - Doğruluk üzerine

  (03.07.2009) - Ölümsüzlük ülkesinin göç kervanı

  (24.06.2009) - Anonim ya da net olmak

  (17.06.2009) - www.asyanur.info sitesine mesaj var

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.