03 Kasım 2009 ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR İletişim Künye Abonelik Reklam Bugünkü YeniAsya!

Eski tarihli sayılar

Günün Karikatürü
Gün Gün Tarih
Dergilerimiz

Hasan GÜNEŞ

Ekmek ve sirk


A+ | A-

Geçenlerde İstanbul’a gitmiştim. Servis, işin kolayına kaçıp bizi stadın tam yanında indirince büyük bir kalabalığın içine düştük. Elimizde valizler kalabalığı yara yara kalacağımız yere ulaşmaya çalışıyoruz. Yer gök insan kaynıyor ve taraftarların şamatasıyla ortalık mahşer yerine dönmüş.. Daha maça iki saat var ama maç havası kalabalığı çoktan esir almış.

Taraftarlara malzeme satan bir market, haporlörün sesini dışarı vermiş, içten ve duygu yüklü bir şiir okunuyor. Kelimelere fazla dikkat etmezseniz şiiri, Malazgirt savaşı veya İstanbul’un fethi yada Uhud savaşıyla ile ilgili zannetmeniz işten bile değil.

Kalabalığı yara yara ilerlerken, bir taraftan da şehrin orta yerinde kalan stadın neden taşınmadığını düşünüyoruz. Belki de yöneticiler bilerek uzatıyor. Aslında İstanbul’un kaderi bu. Sultanahmet meydanı, Osmanlı’da bir zamanlar at meydanı iken, Doğu Roma’da hipodrom idi. Hipodromdaki at yarışları zaman zaman siyasetin de üzerine çıkıyordu.

Şüphesiz eski çağların en büyük hipodromları Roma’daydı. En büyük, en kanlı ve en heyecanlı ve en renkli yarışmalar her zaman imparatorların nezaretinde Roma’da yapılırdı.

Romalı şair Juvénal’iin “ekmek ve sirk” tabiri meşhurdur. Şiirinde bedava “ekmek ve sirk” için her türlü değeri feda eden Roma halkı için ağır ifadeler kullanır. İnsanî değerleri bir yana itip, ekmek uğruna hürriyeti terk eden, basit eğlencelere dalarak memleketin geleceğini düşünmeyen, zulüm ve istibdada sessiz kalan Roma halkını kıyasıya tenkid eder. Gerçekten de, Roma’nın gerileme ve çöküş dönemlerinde imparatorlar ve Roma aristokrasisi, yarışmalara ve eğlencelere çok önem veriyor, yöneticilerin yıldızları hipodromdaki başarılarına, eğlencenin cazibesine bedava dağıtılan yiyeceklere göre parlıyordu. Afrika’dan getirilen akrobatlar, Asya ve komşu ülkelerden yada onların tabiriyle barbarlardan alınan esirler ve kölelerin yaptıkları gösteriler ve kanlı mücadeleleri, aslanlara atılan muhalifler halkın aylarca dillerinden düşmeyen tartışması ve sohbeti oluyordu.

Roma halkı tribünlerden, stadyumdaki oyuncuları pür dikkat seyrederken, imparator ve aristokrasi aynı dikkat ile kelimenin türetildiği “tribe”i yani kabileleri ve halkı izliyordu. Memnuniyetleri ve neşeleri iktidarın onaylanması, öfkeleri ise isyanın başlangıcı demekti.

Roma, şairin ve benzer fikir adamlarının ikazlarına zaman zaman kulak verdi ama çoğunlukla, onlara “zevkten ve spordan anlamayan ve fazlaca ince düşünen kişiler” deyip, geçip gitti. Ekmek ve sirk politikası en sonunda Roma’nın ikiye bölünmesi ve en nihayetinde birer birer çökmesiyle sonuçlandı.

Stadın yanındaki kalabalığın içinden geçmeye çalışırken ister istemez Romalı şairin “ekmek ve sirk” ifadeleri akla geliyor. Demek ki, iki bin yıldır fazla değişen bir şey yok. İnsanların zaafları aynı ve yöneticiler veya aristokrasi bu zaafları her zaman iyi kullanıyor. Doğu Roma’yı feth etmişiz ama hipodromlar asırlar sonra yeniden canlanıp şehirleri ve kalpleri işgale başlamış. En önemli vazifeleri unutturmaya ve halkı uyuşturmaya devam ediyor.

Şimdi devlet, stadyumu şehir dışına taşıyor fakat gerçekte, eve taşıyor ve taşıyacak. Çünkü hükümetin, maçların devlet televizyonunda bedava izlenebilmesi için çalışma yaptığı söyleniyor. Yani bedava sirk hizmeti evlere de servis yapılacak. Yönetici ve aristokrasi de izlenme oranlarına bakarak halkı yönetecekler ve seçimde oy oranları da aynı nispette artacak. Şüphesiz oyun ve eğlencenin de uzun süreli olması için Roma, ekmeği ihmal etmemiş. Biz nedense Batıyı, taklitte bile yarım yamalak yapmışız, ekmek kısmını unutmuşuz.

Şüphesiz spora karşı değiliz. Elbette insan ve özellikle gençler spor yapmalı. Ancak elli-yüz binlik koca statta spor yapan sadece yirmi iki kişi. Yani spor binde bir bile değil.

Bugün evlerde yani televizyonlarda olan, sadece sirkteki sporcular değil, kölelerin veya savaşçıların kanlı mücadeleleri de, diziler ve sinema şeklinde evlere servis ediliyor. Futbol fanatizminden daha tehlikeli olduğunda şüphe yok… Özellikle aileyi tahrib maksadıyla vaktiyle sipariş edilmiş romanlar, ahlâkı ve aileyi şimdi dizilerle katlediyor. Eskiden sadece şehirlerde hipodromlar varken şimdi en ücra köylere de, ekmek ulaşmasa da sirk ulaşıyor.

Sirkte yada hipodromda halk için sporcular yada göstericiler; seyredilmeye değer oyunculardır. Oyun kurucu olan imparator için ise, seyredilmesi gereken halkın kendisi… Romalı şair için de aynı şekilde. Ancak biraz daha yukardan bakıldığında, âyette de ifade edildiği gibi “dünyanın kendisi bir oyun ve eğlence”. Hakiki yurt ise âhiret hayatı. Eğlenceden uzak durmakla birlikte sırf dünya hayatı için gecesini gündüzüne katanlar da, her ne kadar diğerlerine göre bir kademe oyundan uzak olsa da, gerçekte hakiki hayat olan âhiret hayatı için, bir futbol yada sirk oyuncusu yada seyircisinden çok farklı değil…

03.11.2009

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (13.10.2009) - Münâzarât ve Ashab-ı Kehf

  (05.10.2009) - Nurlu fetih nesli

  (14.09.2009) - Yaz üçgeni

  (31.08.2009) - Ramazan ve rahmet sofrası

  (17.08.2009) - Şark açılımı ve Medresetü’z-Zehra

  (10.08.2009) - Ruhun tatili

  (08.07.2009) - Beyazlaşma ve Batılılaşma

  (28.06.2009) - Sarayın efendisi

  (21.06.2009) - ŞİDDET VE EĞİTİM

  (15.06.2009) - Yetmiş bin perde

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdullah ERAÇIKBAŞ

  Ahmet ARICAN

  Ahmet DURSUN

  Ahmet ÖZDEMİR

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Atike ÖZER

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Elmira AKHMETOVA

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Fatma Nur ZENGİN

  Gökçe OK

  Gültekin AVCI

  H. Hüseyin KEMAL

  H. İbrahim CAN

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Kadir AKBAŞ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Mehtap YILDIRIM

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Nejat EREN

  Nurullah AKAY

  Osman GÖKMEN

  Osman ZENGİN

  Raşit YÜCEL

  Recep TAŞCI

  Rifat OKYAY

  Robert MİRANDA

  Ruhan ASYA

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet BAYRİ

  Saadet TOPUZ

  Said HAFIZOĞLU

  Sami CEBECİ

  Selim GÜNDÜZALP

  Semra ULAŞ

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Umut YAVUZ

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin YAŞAR

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Ümit KIZILTEPE

  İbrahim KAYGUSUZ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT

Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular’ın STV Haber’deki programını izlemek için tıklayın.
Dergilerimize abone olmak için tıklayın.
Hava Durumu
Yeni Asya Gazetesi, Yeni Asya Medya Grubu Yayın Organıdır.