"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Vatan ve din için fedakârlık

Abdullah ŞAHİN
13 Nisan 2026, Pazartesi
Fedakârlık, kendi çıkarlarımızdan ya da rahatımızdan vazgeçerek, din için gerektiğinde canını bile fedâ edercesine, çaba ve gayret göstermenin bir ifadesidir. Yani, genellikle kendi konforumuzdan feragat ederek, daha büyük değerlere hizmet etmeyi kasteder.

Vigtor Hugo'nun "Vakti gelmiş bir düşüncenin önünde hiçbir ordu duramaz" şeklinde özlü bir sözü vardır. Bin yıl Kur'ân ve İslamiyetin bayraktarlığını yapıp beşere birçok insanî hasletlerde üstad olmuş Müslüman milletimizin her ferdi için yüksek bir gaye olan bu esasları Bediüzzaman Risale-i Nur'un muhtelif yerlerinde şöylece özetlemiştir:

Birinci sualleri: Niçin eskiden hürriyetin başında siyasetle hararetle meşgul oluyordun, bu kırk seneye yakındır ki bütün bütün terk ettin?

Elcevap: Siyaset-i beşeriyenin en esaslı bir kanun-u esasîsi olan, "Selâmet-i millet için fertler feda edilir. Cemaatin selâmeti için eşhas kurban edilir. Vatan için her şey feda edilir" diye, bütün nev-i beşerdeki şimdiye kadar dehşetli cinayetler bu kanunun sû-i istimalinden neş'et ettiğini kat'iyen bildim. [...] İşte, beşeriyet siyasetlerinin bu gaddar kanun-u esasîsine karşı, Arş-ı A’zamdan gelen Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyandaki bu gelen kanun-u esasîyi buldum. O kanunu da şu ayet ifade ediyor:

“Velâ tezirû veziratün vizra uhrâ” (En'am Suresi: 164) “Men katale nefsen bi-gayri nefsin ev fesâdin fi’l-ardı fe-keennemâ katale’n-nâse cemî‘an” (Maide Suresi: 32.)

Yani, bu iki ayet, bu esası ders veriyor ki: "Bir adamın cinayetiyle başkaları mes'ul olmaz. Hem bir masum, rızası olmadan, bütün insana da feda edilmez. Kendi ihtiyarıyla, kendi rızasıyla kendini feda etse, o fedakârlık bir şehadettir ki, o başka meseledir" diye, hakikî adalet-i beşeriyeyi tesis ediyor. Bunun tafsilâtını da Risale-i Nur'a havale ediyorum. (ESDE, Hutbe-i Şamiye, s. 269-270.)

"Vatan sevgisi imandandır" sözü, her ne kadar teknik olarak hadis kaynağı olarak zayıf/mevzu kabul edilse de, manası İslâm âlimleri ve Risale-i Nur bakış açısına göre doğrudur. 

Sözü ABD-İsrail'in İran saldırısında yaşananlardan bir tabloya getirmek istiyorum. Allah korusun, 3. Dünya Savaşının bir misali diyebileceğimiz bu savaşta, yakın tarihte Türk milletinin Çanakkale Boğazında şekillenen mücadelesindeki şartlara benzer bir durum ortaya çıkmıştır. Burada Türk milleti asker ve mühimmat açısından son derece kendisi adına dengesiz ve kat kat üstün olan, 'Yedi Düvel'e karşı mücadele ederek, Allah'ın yardımıyla Çanakkale Boğaz Harbinden muzafferiyetle çıkarak varlığını devam ettirmiştir.

Günümüzde ise: Silah ve mühimmat açısından dünyanın süper gücü diye adlandırılan ABD ve İsrail ikilisi, kuzuyu yemeyi aklına koyan kurt bahaneleri misali, sudan bahanelerle İran'ı işgal niyetiyle ona savaş açmıştır.

ABD-İsrail ikilisi açısından, insanî ve manevî değerlerin ve savaş hukukunun hiçe sayılıp, ayaklar altına alındığı bu savaşta, İran halkının fedakârlıkları neticesinde saldıranlar gayelerine ulaşamamıştır.

Bütün insanlığı tedirgin eden bu vahşî savaş henüz bitmese de sulh ve barış için çalışanların hayli mesafe kat ettiği de  bir vakıa. "Her kışın bir baharı, her gecenin bir neharı [gündüzü} vardır" (ESDE, s. 283.)

Okunma Sayısı: 139
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı