"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zayıf damarlara dikkat edelim

Abdurrahman TAN
22 Mayıs 2026, Cuma
Bediüzzaman Said Nursî’nin yaklaşık bir asır önce kaleme aldığı Hutuvat-ı Sitte eserindeki şu tasvir; aslında sadece o günün işgalci ruhunu değil, her çağın “psikolojik harp” tekniklerini anlatır:

“Her bir zamanın insî bir şeytanı vardır. Şimdi beşerde insan suretinde şeytanın vekili olan ruh-u gaddar, fitnekârane siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan el-hannas, altı hutuvatıyla âlem-i İslâmı ifsad için insanlarda ve insan cemaatlerindeki habis menbaları ve tabiatlarındaki muzır madenleri, fiilî propaganda ile işlettiriyor, zayıf damarları buluyor. Kiminin hırs-ı intikamını, kiminin hırs-ı câhını, kiminin tamahını, kiminin humkunu, kiminin dinsizliğini, hattâ en garibi, kiminin de taassubunu işletip siyasetine vasıta ediyor.” 

Bu sarsıcı aynı zamanda bizlerin titrememiz ve korkmamız gereken tespit, söz konusu menfî durumdan nasıl kurtulmamız gerektiğini de içinde barındırır. Bugün dijital ekranlarımızda, siyaset kürsülerinde, menfaat ve makam sevdalıların hayatlarında ve toplumsal fay hatlarımızda her gün yeniden tezahür eden bir hakikatle karşı karşıyayız.

Said Nursî, o günün işgalci zihniyetini tarif ederken “insan suretindeki şeytanın vekili” tabirini kullanır. Bugün bu vekil; sadece postal ve tüfekle gelmiyor; akıllı cihazlarla, desise-i şeytaniyelerle ve fitnekârane bir siyasetle soframıza kadar sızıyor. Dünyayı ifsad eden o sinsi ruh (el-hannas); bugün toplumları topyekûn imha etmek yerine, onları içten içe çürüterek, yani “kurdu gövdenin içine sokarak” kendi kendilerine yıkılmalarını sağlıyor.

Bunu da; hepimizin farkında olduğu üzere; içimizdeki “zayıf damarları” bulup oradan sızarak... Bugün küresel güç odakları veya toplum mühendisleri, bizi sadece dışarıdan yıkmaya çalışmıyor. Onlar, içimizdeki “habis menbaları” ve “muzır madenleri” kendi sinsi emellerine alet ediyorlar. Kimini intikam hırsıyla, kimini makam sevdasıyla (hırs-ı câh), kimini tamahla ve metinde ifade edildiği gibi: “Hattâ en garibi, kiminin de taassubunu işletip siyasetine vasıta ediyor. İnsanları aşırı uçlara savuran, esnemeyen ve diyalog kapılarını kapatan her türlü yobazlık, aslında o sinsi siyasetin bir aparatı haline geliyor. Kişi, değerlerini “savunuyorum” derken aslında onları yıkıyor; çünkü o “ruh-u gaddar”, sizin haklı öfkenizi bile kendi karanlık emelleri için bir köprü ve merdiven yapabiliyor.

Said Nursî’nin bu ikazı, bize toplumsal bir “ruhsal röntgen” sunuyor. Eğer bir öfke, bir hırs veya bir inat bizi toplumdan koparıyor, adaletten uzaklaştırıyor ve kaosa hizmet ettiriyorsa; bilelim ki o parmak bizim zayıf damarımıza basmıştır.

Modern el-hannasın algı operasyonlarına, sosyal medyadaki sinsi hilelerine ve bizi birbirimize kırdırmak isteyen o fitnekârane siyasetine karşı en büyük kalkanımız; zayıf damarlarımızı terbiye etmektir. Bunun yolu ise bizi her türlü tehlikeye karşı ikaz eden Risale-i Nur Külliyatını bir bütün olarak, ciddiyetle okumak, hakikatlerini hayatımızın merkezine almak ve akl-ı selim ile hareket etmektir.

Unutmayalım ki; dışarıdaki yangın ancak içeride yanmaya hazır bir kundak varsa evi kül eder. İçimizdeki o “kundağı” söndürmek ve ruhumuzu fitne ateşine karşı yanmaz duruma getirmek yine bizim elimizdedir.

Okunma Sayısı: 1030
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    22.05.2026 09:27:18

    ..."Kur'an onları himaye için büyük tahşidat yapar. Doksandokuz esma-i İlahiyeyi onların ellerine verir. O düşmanlara karşı sebat etmelerine çok şiddetli emirler verir. Bu cevabdan, birden pek büyük bir hakikatın ucu ve azametli, dehşetli bir mes'elenin esası göründü. Şöyle ki: Nasılki Cennet bütün vücud âlemlerinin mahsulâtını taşıyor ve dünyanın yetiştirdiği tohumları bâkiyane sünbüllendiriyor, öyle de; Cehennem dahi, hadsiz dehşetli adem ve hiçlik âlemlerinin çok elîm neticelerini göstermek için o adem mahsulâtlarını kavuruyor ve o dehşetli Cehennem fabrikası, sair vazifeleri içinde, âlem-i vücud kâinatını âlem-i adem pisliklerinden temizlettiriyor." Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Asa-yı Musa - 77 - 😪🇹🇷😢🙌🌹🤲🌹♥️🌙☝️🕋😭😭😭🕊🕊🕊⚖🌍🇪🇺🕋🇩🇪🇹🇷🇷🇺😭🇺🇦😭🇮🇷😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭

  • S.topuz

    22.05.2026 09:25:14

    "Evet bazen serseri ve gizli, muzır bir adamın bir saraya ateş atmağa çalışması yüzünden, yüzer adamın yapması gibi; yüzer adamın muhafazası ile ve bazen devlete ve padişaha iltica ile o sarayın vücudu devam edebilir. Çünki onun vücudu, bütün şeraitin ve erkânın ve esbabın vücuduyla olabilir. Fakat onun ademi ve harab olması bir tek şartın ademiyle vaki' ve bir serserinin bir kibritiyle yanıp mahvolduğu gibi, ins ve cin şeytanları az bir fiil ile büyük tahribat ve dehşetli manevî yangınlar yaparlar. Evet bütün fenalıklar ve günahlar ve şerlerin mâyesi ve esasları ademdir, tahribdir. Sureten vücudun altında, adem ve bozmak saklıdır. İşte cinnî ve insî şeytanlar ve şerirler bu noktaya istinaden gayet zaîf bir kuvvetle hadsiz bir kuvvete karşı dayanıp, ehl-i hak ve hakikatı Cenab-ı Hakk'ın dergâhına ilticaya ve kaçmaya her vakit mecbur ettiğinden, Kur'an onları himaye için büyük tahşidat yapar."... Asa-yı Musa - 77

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı