"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cihad ve rahmet

M. Ali KAYA
22 Mayıs 2026, Cuma
Peygamberimiz (asm) “Âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir.” Rahmetin bir vechi de şefkattir. Ancak bir taraftan da “kılıç peygamberidir.” Bunu da “kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidir” ayeti ifade etmektedir.

Yani hakka itaat edenlere mükâfat, masumlara merhametle ve hakkı inkâr eden ve zulmedenlere adaletle ceza vermekle toplumda barış, huzur ve emniyeti muhafazaya çalışmaktır. Adaletin iki kefesini de dengede tutmanın usulü ve metodu budur. 

İşte bu denge ve düzende âlemler Allah’ın rahmetine mazhar olurlar.

***

İslâm, “silm” yani, emniyet, güven ve barış anlamında olup tüm insanlığı “Barışa” davet eder. “Ey iman edenler! Hepiniz barışa gelin!” ayeti bunu ifade eder. Barış da ancak savaş varsa bir anlam kazanır ki dünyada savaş eksik olmaz. Savaş da ancak mazlum ve masumlara tecavüz eden mütecaviz zalimlerin ve söz anlamayan vahşilerin vahşetini durdurmak için “izin” olarak meşru kılınmıştır. Şayet emir olsaydı, savaş çıkarmak emredilmiş olurdu. 

Bu sebeple “cihad” kavramının İslâm tarihinde hiçbir zaman askerî bir çağrışımı olmamıştır. Bunun için Prof. Dr. Mehmet S. Aydın “Her zaman İslâm ve Müslümanlar olumsuzlukların, şiddet ve nefretin sebebi değil, daima mağduru olmuşlardır” demiştir.

***

Cihad ile şiddet arasında bir bağlantı kurulmaktadır. Gerçekte böyle bir bağlantı yoktur. Ancak “cihad” muğlak bir ifade olduğu için tabir olarak farklı anlamlar yüklenmiştir. Hadis kitaplarında “Kitabü’l-Cihad” bölümlerinde genellikle “savaş” bağlamında ele alınmış, savaşa, esirlere ve ganimetlere ait hadisler ve meseleler üzerinde durulmuştur. Bundan dolayı radikal gruplar cihadı “Toplumdaki sosyal ve siyasî reformlar ve savaş” olarak ele alıp uygulamışlar ve radikal eylemlerini “cihad” adına yapmışlardır.

Barışı ve güveni esas alan, hak ve istikamet yolu olan “Ehl-i Sünnet” dışındaki aşırı dinci ve radikal gruplar cihadı “tüm dünya İslâm’a boyun eğene kadar ölmeyi ve öldürmeyi emrettiğini” anlatan kitaplar ve Hollywood kaynaklı filmlerle cihadı anlatmışlardır. Onların etkilendikleri kaynak maalesef yine batı felsefesi olmuştur. 

**

Peygamberimiz (asm) cihadı, “büyük cihad” ve “küçük cihad” olarak ikiye ayırmış, savaşa küçük cihad, nefsi terbiye etmek, ilim, amel ve ihlâsı kazanmaya büyük cihad demiştir. Ancak büyük cihad ile nefislerini terbiye etmeyen, amel ve ihlâstan yoksun olanlar kısa yoldan şehit olmak emeliyle nefislerini aldatarak cihadı savaş olarak anlamış ve anlatmışlar, toplumda anarşiye sebep olmuşlardır.

Bu sebeple Kur’ân Araştırma Merkezi (KURAMER) tarafından 2016 yılında “İslâm Kaynaklarında, Geleneğinde ve Günümüzde Cihad Çalıştayı”nda “Cihad kavramını yeniden inşa etmek gerekir” denilmiş; ama Bediüzzaman’ın Kur’ân’dan aldığı “manevî cihad” konuşuna hiç değinmedikleri için sağlıklı bir sonuca ulaşamamışlardır. 

Bununla beraber böyle bir çalıştay bu konuda bir başlangıçtır. İnşaallah bir sonraki yazımızda “cihad ile şiddetin ve şavaşın farkını ortaya koyan Bediüzzaman’ın bu asra hitap eden “cihad” anlayışını nazara vermeye çalışacağız.

Okunma Sayısı: 181
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı

    En Çok Okunanlar