"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İlimden teknolojiye nazarî ilimden pratik güce

Hasan GÜNEŞ
22 Mayıs 2026, Cuma
İslâm dünyası bir dönem matematik, astronomi, fizik ve kimyada insanlığın öncüsüydü.

Bağdat, Kurtuba ve Semerkant yalnızca şehir değil; aynı zamanda büyük ilim merkezleriydi. Cebirden optiğe, astronomiden tıbba kadar birçok keşif burada yapıldı. Ancak tarihî süreçte Müslüman toplumlar bu ilmî birikimi teknolojiye ve sanayiye dönüştürmede aynı başarıyı gösterememiştir.

Meselâ astronomi ilmi İslâm medeniyetinde oldukça gelişmişti. Namaz vakitlerinin belirlenmesi, kıblenin tayini, denizcilikte yön bulma ve uzun yolculuklarda navigasyon için yıldız hareketleri dikkatle inceleniyordu. Fakat zamanla astronomi; yıldızların insan kaderini etkilediği düşüncesi, falcılık ve astroloji gibi batıl anlayışlarla karıştı. Böylece halk nazarında ilim ile hurafe iç içe geçmeye başladı. Bu da ilmî çalışmalara karşı mesafeli bir anlayış doğurdu.

Benzer durum kimyada da yaşandı. Çinliler asırlar boyunca barutu daha çok havaî fişek ve eğlence amacıyla kullandı. Kimya ise uzun süre sihirbazlık ve esrarengiz gösterilerle birlikte anıldı. Ancak aynı barutun top ve tüfekte kullanılması dünya tarihini değiştirdi. Nazarî bilgi askerî teknolojiye dönüşünce yeni bir çağ başladı.

Teknoloji, Sanayi ve Güç Dengesi

Osmanlı Devleti bu teknolojiyi ilk dönemlerde en iyi kullanan devletlerden biriydi. İstanbul'un fethindeki büyük toplar ve Yavuz Sultan Selim dönemindeki ateşli silah üstünlüğü önemli zaferler kazandırdı. Ancak uzun süre devam eden askerî başarılar teknoloji üretme ihtiyacını yeterince doğurmadı. Avrupa ise her savaşta yeni silahlar, yeni üretim teknikleri ve yeni mühendislik sistemleri geliştirdi.

Şüphesiz silah sanayii çoğu zaman diğer sanayileri de sürükler. Fakat askerî teknoloji tek başına belirleyici değildir. Cephede orduyu ayakta tutan asıl güç; sağlam ekonomi, güçlü üretim altyapısı ve her sahada gelişmiş bir sanayidir. Sovyetler Birliği askerî teknolojide güçlü olmasına rağmen ekonomi, üretim ve toplumsal sistemlerdeki yetersizlikler sebebiyle ayakta kalamadı. Çünkü çağımızda üstünlük sadece silahla değil; bilim, teknoloji, üretim ve kurumsal yapıların birlikte gelişmesiyle sağlanır.

Batı'da fizik makine mühendisliğine, kimya sanayi üretimine dönüştürüldü; matematik ise doğrudan teknolojinin dili hâline geldi. Buhar gücünün makinelerde kullanılmasıyla sanayi devrimi başladı. Böylece bilgi ekonomik ve askerî güce dönüştü.

Bu dönüşümde ihtiyaç ve zorlayıcılık önemli rol oynadı. Avrupa'da nüfus artışı, sınırlı tarım alanları ve yoğun rekabet insanları üretim tekniklerini geliştirmeye mecbur bıraktı. İslâm coğrafyasında ise geniş topraklar ve nispeten düşük nüfus yoğunluğu aynı baskıyı oluşturmadı. Bu yüzden ilim üretildi; fakat ilim sistematik bir mühendisliğe, sanayi ve teknolojiye yeterince dönüştürülemedi.

Bediüzzaman Said Nursî'ye göre İslâm dünyasının geri kalışının temel sebeplerinden biri, ilim ve teknolojide yaşanan derin geriliktir. Müslümanların teknoloji karşısında yaşadığı mağlubiyetlerin ve zilletin, zamanla Müslümanları yeniden ilim ve sanayiye yönelteceğini müjdeler. Çünkü çağımızda medeniyetin gücü, yalnızca hakikati keşfetmekte değil; onu teknolojiye ve üretime dönüştürebilmektedir.

Okunma Sayısı: 186
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı

    En Çok Okunanlar