"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zilhicce’nin getirdikleri…

Şükrü BULUT
22 Mayıs 2026, Cuma
Arapların hac ayı olarak niteledikleri Zilhicce’yi Kur’ân neden methetmiş? Ve ondaki ilk on geceye Rabbimiz hangi hikmete binaen yemin etmiş? Buradaki geceler, Şuhur-u Selâse’deki gecelerce inananları bir şeylere mi hazırlıyorlardı ki bu kadar kıymet verilmişti? Daha onlarca sorular…

Bediüzzaman ’da haccın en önemli tedaileri; toplanmalar (âlem-i İslâm’ın kongresi), insaniyet düşmanlarına karşı muavenet arayışı ve Müslümanların birliği… Âlem-i İslâm’ı ve Müslümanları yok etmeyi hedeflemiş Birinci Cihan Harbi’nin en karanlık gecelerinde Üstad’ın gördüğü nuranî ve diriltici rüyayı ve orada geçen hitabeyi mutlaka okumuşsunuzdur. Henüz okuyamamışlara, muhabbet dolu bütün hissiyatımızla, bugünlerde okumalarını tavsiye ederiz. İslâm’ın amelî cihetinin beş esas unsurunda Müslümanların ihmalkârlıklarını misallerle izah ederken, hitabenin hac meselesindeki kesilişine dikkat çekerek, bu bahsi, aynı eserin zeyli olarak neşredecektir. Başlığı kadar muhtevası da, benzeri işitilmemiş derecede garip bir hitabe… 

Bugünlerimizi sıkıntılı ve karanlıklı görenlere ümit, imkân ve akıbeti görür derecede ufuk bahşeden bu bahse Bediüzzaman şu cümlelerle başlıyor:

“Rü’ya hacda sükût etti. Çünkü haccın ve ondaki hikmetin ihmali musibeti değil, gadap ve kahrı celp etti.” Bu bahsin devamında Bediüzzaman, İslâm ülkelerinin, düşmanların bayrakları altında birbirlerine karşı nasıl savaştırıldıklarını misallerle anlatıyor. Bu konu; zamanımızdaki küresel deccaliyetin birçok millî ülkelere sızarak, onların cehaletlerinden ve gafletlerinden yararlanıp Ukrayna’da, Gazze’de ve İran’daki tahribatları cihetiyle aktüel olsa da, yukardaki mananın çerçevesinde kalmaya çalışacağız. 

Zilhicce’nin son on günündeki Nebevî tavsiyeler, hac seferinde olanlardan ziyade, temsilcilerini kongreye gönderen halkları alâkadar ediyor, kanaatindeyiz. Zilhicce’nin son on gününün gündüzlerini oruçla, gecelerini ibadet ve kıyamla geçirmemizi tavsiye eden Peygamber Efendimiz (asm); seferdekilerin ne gecelerini rahatça ihyaya ne de gündüzlerini sıyama ayırabileceğini biliyorlardır. Zira Hacc seferdir. Sefer ise meşakkattir, zorluktur ve imkânların fevkâlade sınırlı oluşudur. Emrin ve tavsiyenin muhatapları, hacılardan ziyade, İslâm coğrafyasından onları rıhlete uğurlayanlar olmalı değil mi?

Seferdekileri uyandırmaya gerek var mı? Zaten mütemadi bir koşuşturma içindeler. Kafileler… Toplanmalar… Haccın ziyaretleri ve menasikleri… Maratondaki koşucular gibi koşturuyor… Mesele; dünyanın kesretiyle paramparça olmuşları toplamak, onları bulundukları yerlerde diriltmek ve bulundukları şehirlerde/köylerde ayağa kaldırabilmek… Bu hareketin bir tahrike, bir motivasyona ve şevke ihtiyacı yok mu? Hele zamanımızda… Ayrık otlarının içinde perişanca filizlenmeye durduğumuz bahar mevsimimizde… Yalnızca bedenimizin fiziken dünyaya teslim olmasıyla bitmeyip; ruhlarımızın, hissiyatlarımızın, hayallerimizin ve havsalalarımızın düşmanlarımızca işgale yüz tuttuğu bu zamanın gece/gündüzlerinde “fecr”e olan şiddetli ihtiyacımız… Kâbe’nin etrafında toplanmış milyonların, iki milyara yakın muvahhidinin özetleri veya ortalamaları olduğumuzu biliyoruz. “Beytü’l-Ma’mur”un şubesi hükmündeki Kâbe’deki şahs-ı manevînin manevî gıdaları, şevkleri ve kuvvetleri elbette muhitlerimizden merkeze akarsa, senenin haccı yükselecek, İslâm birliğinin kongresi muhteşem geçecek ve temsilcilerimiz bekledikleri sekinete erişeceklerdir.

Cemaatin şahs-ı manevîsi fertlerden oluşur. Her fertte şahs-ı manevînin devamı olan embriyo/çekirdek mutlaka vardır. Mesele; Kur’ân’ın yemin ettiği gecelerde Güzeller Güzelinin (aleyhissalâtü vesselâm) sünnetine uyarak çekirdeği ve embriyoyu uyanık tutmak olduğundan, İslâm geleneğinde Zilhicce ‘nin; diriltici, düşmanlara karşı kıyama sevk edici, son on gece boyunca dünyanın kesretlerinden üryan bırakarak mahviyet kefenleriyle yeniden haşrini esas alan geleneği, bin beşyüz senedir bayrak gibi dalgalanarak geliyor. 

Komünikasyon mu’cizesiyle Zilhicce ‘nin kıymetini –geçmiş zamanlara nisbeten– yükseklere çıkarmak da, zamanımızın perişaniyetine Rabbimizin ihsanı olmalı… Rüyalarımızı süsleyen Kâbe-i Muazzama’da ve Ravza-yı Mutahhara’da hacılarla birlikte olmak ne güzel… Onlarla birlikte abdest alarak kefenlere bürünmek ve onlarla Mina’da gecelemek… Sonra onlarla Arafat’a çıkıp onlarla vakfeye durmak… Zilhicce ‘yi hacılarla paylaşanlara ne mutlu… 

Okunma Sayısı: 3046
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Sebahattin

    31.05.2026 14:49:33

    Evet hocam ya islamın kongresinde bir çok kardeş ile haşir neşir olmak (bir defa gidebildim ama tadı hâlâ zihnimde) ne güzeldi. Bizi uyumaya yönlendiren şu isbirtizma aletlerine rağmen bu kıymetli günlere ehemmiyet vermek çok önemli. Rabbim yardımcımız olsun. Elfi Amin.

  • Hüseyin T

    22.05.2026 10:22:07

    [2] Zira hac, bir seyahat değil, bilakis ümmetin varlık davasını tecdid eden Rabbânî bir ferman, küre-i arzda tekbir sadâlarının yükseldiği mukaddes bir kongredir. Günümüzde düşmanların bayrakları altında birbirine düşürülen İslâm beldeleri, ayrık otları arasında nefes almaya çalışan her bir mümin, aslında Zilhicce’nin bu kutlu gecelerinde fıtratına ekilen bir çekirdek hükmündedir. O çekirdeğin uyanık kalması, sadece teselli değil, aynı zamanda zulmün karanlığına karşı “fecr”i bekleyen bir kıyam ruhudur. Rabbimiz bu geceleri vesile kılsın ki, ümmetin parçalanmış gönülleri tek bir kalpte buluşsun, ezanlar yeniden hür semalarda dalga dalga yükselsin inşallah. Âmîn.

  • Hüseyin T

    22.05.2026 10:20:01

    [1] Zilhicce’nin son on gecesi, Rabbimizin rahmet hazinesinden ümmet-i Muhammed’e ihsan buyurulmuş mukaddes bir vakittir. Kur’ân-ı Kerim’in “vel-fecr ve leyâlin aşr” âyetiyle yemin ederek tebârük ettiği bu geceler, zamanın âdî akışından sıyrılıp ilahî bir atmosfere bürünmüştür. Çünkü bu geceler, mümini ferden ferdâya geçiren bir basiretten öte, bütün bir ümmetin uhrevî sorumluluğunu omuzlarında hissettiren kutlu bir terbiye mektebidir. Hacılar Beytullah’ın etrafında telbiye getirip Arafat’ta vakfeye dururken, geride kalan kardeşleri için en büyük sadakat; gecelerini ibadet ve kıyamla, gündüzlerini oruçla ihyâ etmektir. Bu, “Rabbimiz, bizi de onlarla birlikte kabul eyle” diyen bir kalbin hicretidir, ihlâsla süslenmiş bir arka saf emanetidir. Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin o mübarek rüyasında haccın sükût etmesi ise ne büyük bir ikazdır:

  • Bülent Bektaş

    22.05.2026 08:26:49

    Sağlıklı ve bereketli Cumalar dilerim İnşallah bu feyizli günlerden hissedar olabilmek ve bayrama sağlıkla kavuşmayı nasip etsin Rabbimiz

  • Nurdan kuşe

    22.05.2026 07:08:16

    Zilhiccenin ilk 10 gününü hakikat noktasından anlatan isabetli bir yazı olmuş. Ferdî ibadetlerle ihya etmekten ziyade Haccın hikmeti ve Alem-i İslam'ın ittihadi için üzerimize düşenı yaparak ihya etmek bu zamanda daha isabetli olsa gerek. Allah razı olsun kalemize ve yüreğinize sağlık. Rabbim uzun bir ömürde kalemle hizmette hakikatleri neşretmeyi nasip etsin

  • Selim Acar

    22.05.2026 04:09:32

    Merhaba ağabey. Yazının güzelliği ve gayretiniz için sizi tebrik eder, yüreğinize sağlık diyorum. Ancak yazınızın bir kaç yerinde "Zilhicce 'nin son on gecesi" ifadesini kullanmışsınız. Zilhicce 'nin ilk on gecesi olmalı değil mi!? Allah'a emanet olun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı