"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ah Abdullah kardeşim ah (2)

Osman ZENGİN
22 Mayıs 2026, Cuma
Gazetenin hizmetinde, nerede, ne vazife verilirse yaptın. En son, umumî neşriyat müdürü vazifesi tevdî edildi, onu yapmaya çalıştın.

Sen arzu etmedin ama vazife verildi. "İstenmez, belki verilir" düsturuyla o işi de çok güzel götürdün. Herkese açıktın, herkesin derdine derman olmaya çalışıyordun, kızmıyordun, sakindin. Maalesef, sana haksız yere sataşanlar da vardı. Bazen canın sıkılır, benimle paylaşırdın. En çok dertdaşlarından biri de bendim. Üzüldüğün zaman diyordum;" Abdullah, takma! Bak kalb ameliyatı da oldun. Strese gelme, kendine edersin!"

İşi ve hizmeti çok seviyordun. İki sene evvel Almanya'daki "Üstadı yâd etme" programına, bir kaç arkadaş beraber uçak bileti aldık, gidecektik. Ama sen "işler kalır" diye, bir de rahatsız olan babana ve hanımına bakmandan dolayı gelememiştin, biletini iptal etmiştik. Bu sene yaz mevsiminde, İngiltere'deki kardeşlerimizin vâkî daveti üzerine oraya gitmeyi kararlaştırmıştık. İki de bir hatırlatıyordum; "Abdullah, bak vize müracaatını yap!" diye. "Tamam abi inşaallah!" diyordun.  Ama kısmet olmadı işte...

Doğru dürüst dinlenmez, kendini, mütemadiyen hizmetine verirdin. Çok çalışıp, çok yorulup, az dinleniyordun. 

15 Mayıs 2026 akşamı, saat 18.46'da bana okumam için bir yazı yollamıştın. Ben de işlerimi yapıp cevap verecektim ama bir saat kadar sonra vefat haberin geldi. Çok müteessir oldum, şok oldum, başıma ağrı girdi. Eve geldim, hanım o gözü yaşlı hâlimi görünce, hasta olan abime bir şey oldu sanmış. Yani o kadar ki, bir akrabamın vefatı kadar üzüldüm. 

O gece rüyamda ne gördüm biliyor musun Abdullah?

Senin yanına geliyormuşuz. "Beni götürmeden önce, Kâbe'ye şöyle yukarıdan bir bakayım" diyorsun. Ben de Kâbe'ye gidip, vazifelilere bunu söyleyeyim derken, baktım iki kişi Türkçe konuşuyor meramımı anlatacağım diye seviniyorum.

Neyse, sonra senin  yanına (cenaze merasimi için geleceğiz ya, o malûm oldu demek) gidiyoruz arkadaşlarla.

Oraya giden yol çamurlu imiş. Arkadaşların ayakkabılarına, biraz çamur bulaşıyor. Bir tek ben böyle çakıllı bir yol buldum  oradan gittim.

Neyse, böyle bir şeyler ikram ediliyor. Tepsi içinde bardaklarla çay getiriliyor, sadece senin bardağının altına çay tabağı koyuyorlar.

"Gördün mü bak kısmetine" manasında söylüyorum. Evet kardeşim, bu çektiklerinden ve hizmetlerinden dolayı, manevî şehid olarak gittin.

Yazacak çok şey var da Abdullah kardeşim, bunları bile zor yazdım, daha yazamıyorum.

Allah sana rahmet eylesin. Makamın Cennet olsun kardeşim. Sevenlerin olarak, hepimizin başı sağolsun!..

Okunma Sayısı: 232
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı

    En Çok Okunanlar