"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kim isterse beraber dinlesin

M. Said BAYRAKLILAR
22 Mayıs 2026, Cuma
Bediüzzaman, Sözler’in başında şöyle der: “Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim Sekiz Sözü biraz uzunca nefsime demiştim. Şimdi kısaca ve avam lisanıyla nefsime diyeceğim. Kim isterse beraber dinlesin.”

Burada Bediüzzaman, önce Kur’ân’dan aldığı dersi nefsine uzunca söylediğini; daha sonra ise aynı hakikatleri kısaca ve avam lisanıyla tekrar nefsine söyleyeceğini ve isteyenlerin de buna kulak verebileceğini ifade ediyor. Yani uzunca söylediklerini nefsine has kılmışken, kısasını avam lisanıyla söylerken başkalarının da dinlemesine müsaade etmektedir. Burada açıkça ifade etmese de, kendisine hususî dersini havas lisanıyla verdiğini anlayabiliriz.

Burada tebliğe dair önemli bir ders bulunmaktadır: Kişi, kendine uzun ve tafsilatlı şekilde söylemeden başkasına nasihate kalkmamalıdır. Kendi dünyasında derinlemesine tefekkür etmediği konuları başkalarına anlatmamalıdır. Peki, diyelim ki bir konuyu kendi nefsimizde uzun uzun tefekkür ettik; bu durumda başkalarına nasihat edebilir miyiz? Hayır. Sıradaki adım, yine nefsimize bu defa kısaca söylemektir. Bu esnada başkaları dinleyebilir; buna müdahale etmeyiz. Zaten “dinlesinler” değil, “dinleyebilirler” denilmektedir. Yani ister dinlerler ister dinlemezler.

Dolayısıyla tebliğ ederken başkalarının dinlemesini hedef edinmemeliyiz. Asıl gaye, kendi nefsimizi ıslah etmektir. Eğer biz ıslah olmaya çalışırken başkaları da dinlerse, bu iyidir; dinleyebilirler. Dinlemezlerse de, vazifemizi onların dinlemesine bağlamadığımız için manevî kuvvetimiz kırılmaz. Nitekim Kur’ân, peygamber kıssalarını anlatırken tebliğ vazifesini yerine getiren peygamberleri övgüyle anar; buna karşılık dinlemeyenleri zemmeder. Hiçbir peygambere “Seni dinlemediler, vazifeni yapamadın” diye bir kınama yöneltilmediği gibi, o peygamberler de “Kimse beni dinlemiyor” diyerek anlattıklarının hakikatinden şüphe etmemiş ve şevklerini kaybetmemişlerdir.

Bir diğer husus ise “kısaca” ifadesidir. Yani muhataba, meselenin özünü, onun vaktini israf etmeden ulaştırmak gerekir.

Okunma Sayısı: 938
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Eda Gül Beyaz

    22.05.2026 22:13:06

    Bana attan düşeni getirin diye bir hikaye anlatılır....manevi dünyamız için de durum buna benziyor. İnsan kalbi uzaktan ahkam kesen sese ısınamıyor. Seni anlıyorum diyene kendimizi yakın hissederiz. Risale-i Nurların sırrı da burda yatıyor. Misal, bir zaman aklım felsefe ile yaralandığı zaman.....diye başlıyor. Ve diyoruz ki, ah işte benim gibi bir insan daha varmış bu dünyada.

  • Mehmet Said Bayraklılar

    22.05.2026 10:48:22

    Kıymetli katkılarınız için çok teşekkür ederim. Aslında mesele tam da burada düğümleniyor: Risale-i Nur’un kuvveti, muhatabı önce başkaları değil nefsimiz yapmasında saklı. İnsan başkasını düzeltmek niyetiyle okuduğunda söz dışarıda dolaşıyor; fakat kendi nefsine okuduğunda söz kalbe inmeye başlıyor. Belki de tesirin sırrı burada… Üstad’ın “nefsime diyeceğim, kim isterse beraber dinlesin” ifadesi, tebliğin istikametini de gösteriyor. Hedef alkışlanmak, dinlenmek veya tesir ettiğini görmek değil; önce kendi iç dünyamızda hakikate teslim olabilmek. İnsan gerçekten kendine konuştuğunda, zaten samimiyet başka kalplere de aksediyor. Güzel nazik temennileriniz için ayrıca teşekkür ederim. Rabbim hepimize hakikati önce nefsinde yaşayanlardan olmayı nasip etsin.

  • Cenk Çalık

    22.05.2026 10:13:34

    Birinci sözü gerçek manada okutan yazı dizisi. Ezber bozan, gazete gibi okunmaması gerektiğini bir kez daha anlamamıza vesile olan izahlar. Her kelime aslında içinde çok güçlü mesaj içeriyor. Bu mesajın en büyük muhatabı ise nefsimiz. Nefsi ıslah edemeyenin mesafe alması, terakki etmesi mümkün görünmüyor... Daha önce de ifade etmeye çalıştığım gibi güzel bir kitap geliyor inşaAllah...

  • Mehmet Türeli

    22.05.2026 04:21:31

    Risale-i Nurun okuyanlara tesir etmesinin sebeplerinden biri de Üstad kendi nefsine hitap ederek yazdığı için. Ders yapanlar da dinleyenlere tesir etmesini istiyor ise sadece kendi nefsini baz alarak okumalıdır.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı