Bu tabut: Hissiyatı ruh kuvvetine çıkmış bir zâtın tabutudur.
Bu tabut: Fenafillâh makamına çıkan ve sünnet-i seniyyenin en ince teferruatına müraat eden bir zâtın tabutudur.
Bu tabut: Sıddıkıyet mertebesinin şahikasına çıkan bir zâtın tabutudur.
Bu tabut: Adaleti, asaleti, salâhati şahsında cem eden bir zâtın tabutudur.
Bu tabut: Kur’ân-ı Hakîmden tereşşuh eden hakikatleri, katre katre massedip dem ve damarlarına yerleştiren bir zâtın tabutudur.
Bu tabut: Azamî ihlâs, azamî sadakat, azamî iktisat, azamî takva düsturlarına müraat edip huzur-u İlâhîye mazhar olan bir kahramanın tabutudur.
Bu tabut: Kur’ân düsturlarına azamî ittiba edip, şûrâ ayet-i kerîmesinin ulviyetini, kudsiyetini anlatıp lisan-ı kal ve hâliyle yaşayan bir mücahidin tabutudur.

Bu tabut: Şecaati, celâdeti, cesareti, feragati şahsında yaşayan bir zâtın tabutudur.
Bu tabut: Tesis-i İslâmiyette peder valide, evlâd ü iyal, mal mülk gibi fânî âlemin mânilerini aşan Ashab-ı Kiram’ın ahfadının tabutudur.
Bu tabut: Risale-i Nur’la nurlanıp bir güneş gibi parlayan bir fedaînin tabutudur.
Bu tabut: Üstadımız Bediüzzaman Hazretlerinin hayatında yaşamış olduğu düsturlara, metotlara, gayelere uymak için bütün zerrat-ı vücuduyla çalışan, bu uğurda bütün mânileri bertaraf eden ve arzularını kuvveden fiile çıkaran bir zâtın tabutudur.
Bu tabut: “Risale-i Nur esaretine düşen bir esir, esaret zincirinden kurtulmak istemeyen bir esirdir.” diyen bir zâtın tabutudur.
Bu tabut: “Her yediğim lokma haram olsun, fakat hizmete çalıştığım an müstesna.” gibi ifadelerle hissiyat-ı insaniyeyi uyandırıp hizmete sevk eden bir Kur’ân hizmetkârının tabutudur.
Bu tabut: “Seyyidü’l-kavmi hadimühum” hadisinin manasını yayıp yaşatan bir zâtın tabutudur.
Bu tabut: “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” âyet-i kerimesinin meal-i âlisine ittiba eden bir şehit tabutudur.
Bu tabut: Kalemle tavsif edilemeyen bir tabuttur.
Bu tabut: Ashab-ı Suffa mesleğini Üstadından aldığı dersle yirminci asırda hayatıyla ve mematıyla yaşayan bir iman abidesinin tabutudur.
Bu tabut: Sultan Fatih’ten kalkarak, Mihmandar-ı Nebevî Ebu Eyyûbe’l-Ensarî’nin sinesine giden bir hakikat mücahidinin tabutudur.