"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Huzurlu hüzün

Nurbanu Şen
20 Mayıs 2026, Çarşamba
Refikim Hasan Şen'in ardından

Hayatımın baharında düştü gönlüme ve ömrüme. Zahirperest nazarların anlamlandıramadığı birliktelik, muhteşem bir yol oldu bize. Bu yol, sonsuzluğa birlikte gönlünü vermenin azmi ve gayretiydi; bu yol, nur-u Kur'ân ışığında iman kurtarma yolu idi.

Kabul olan duamız

Yarınların ve hakikatlerin sahibi olacak gençliğe ve yavrulara dokunma yolculuğu idi. Her ikimiz de ayrı ayrı dualarımızda aynı duayı talep etmiştik Rabbimizden: "Rabbim, bu iman ve Kur'ân hizmetine mani olacaksa bize evlat nasip etme." diye. Bu duanın isabetli kabulünü bazen tefekkür eder, şükrederdik. Her canlıya, çiçeğe, böceğe bu kadar şefkatli bir gönül, dayanamazdı evladının çok farklı bir yolda yürümesine.

O yüzden Rabbim, hiçbir anne babaya nasip olmayacak öyle evlatlar nasip etti ki üç yaşından otuz yaşına kadar... "Evladın var mı?" diyenlere hiçbir zaman "Yok." diyemedim; bunca verdiğin evladım varken, hem de her biri menfaat bağı olmadan, hasbî, halis, muhlis...

İki dünya yoldaşım

Muhterem eşim, hüznümün tarifi imkânsız bir noktada ama yanında huzuru bulunca, Rahmanî bir tecellî oluşturdu. Canım iki dünya yoldaşım, sana karşı kendimi bazen Hazret-i Hatice gibi hissettim. Dünyevî bütün imkânlarımı senin hizmetini rahatça yapabilmem için seferber ederken. Bazen Hazret-i Aişe gibi hissettim; rahle-i tedrisinde en mahrem konuları zekice kavramaya, anlamaya çalışırken… Sen benim dünyamda tahsilimi sürdürdüğüm mektebim oldun. 

Ömrünü paylaştıran vefa

İnandığın değerler uğruna her şart ve zeminde dimdik duran kahramanım oldun. Uhuvvet ve muhabbet için bütün benliğini erittin, erittikçe yükseldin; muhabbetin, samimiyetin tecessüm etmiş hali oldun. Beraber ne badireler atlattık bugüne kadar. Hizmete dair ne çok hüzünler yaşadık. Günlerdir seni anlatıyor herkes; nezaketini, cömertliğini, dava adamlığını... Ne çok gönle dokunmuşsun ne çok insana sırdaş, yoldaş, arkadaş hatta baba olmuşsun. Ben de bütün bu güzel sözleri Rabbime sunuyorum; "Rabbim, bu şehadetleri eşim hakkında kabul eyle." diye.

 Senin hayatın hastalıkla sarıldığında, "Rabbim, bana uzun ömür vermişsen eşime de paylaştır." diyerek ömrümü bağışladığımsın. Sen hastalığını ibadet şuuru ile geçirendin. Bir nefes kadar bile olsa yanından ayrılmadığımdın.

"Münker Nekir'e şiirlerimle cevap veririm"

Huzurlu hüzün içinde bıraktın, gittin sonsuzluğa... "Münker Nekir'e şiirlerimle cevap veririm." derdin. Çünkü senin şiirlerin tevhid kokulu, nübüvvet nurlu satırlar ile dolu idi. Aslında seni, hayatını ve yaşadıklarını bir kitap olarak yazsam yeridir. Destansı bir hayat, satırlar ile nasıl anlatılır ki?

Her bir fırsatta benden razı olduğunu fısıldadın. Ben de senden razı idim. Bu rıza hali, inşallah ebedî birlikteliğimize vesile olur. Ve ümit ederim ki gelen günler, giden günlerden daha dolu dolu hizmetle geçer. Bu vesile ile hayatımın her sürecinde, her daim yanımızda, yöremizde olan, bütün sıddık-ı vefiy makamında gördüğüm abla, abi, kardeş, dost ve akrabalarımızdan Allah ebediyen razı olsun. Uzak yakın demeden koşup gelen, arayan, soran, dua eden, gamımız ile gamlanan değerli dostlarımızdan da Rabbim razı olsun. 

Çok teşekkür ederiz.

İzmir - Nurbanu Şen

***

Sesli gemi

Duracak sanır insan, durdukça zaman,

Gerçekte yaşadığı nedir, sadece bir an.

 

Dün ve öncesi geçmiş, yarın henüz yok,

Heyhat, bu yokları tefekkür de yok.

 

Durmayan bu yolculuk, acaba nereye?

Farkında olmazsın, gemi yanaşır, iskeleye.

 

Sorulsa geliş nereden, gidiş nereye, necisin?

Elbet bilirsin ki çok uzun bir seferdesin.

 

Ötelerden bir ses duyulur “Haydi gel!” diye,

Yavaştan yola çıkar, bu kıymetli hediye.

 

Tek tek biner yolcular, açılırlar meçhule,

Kalanlar çabuk alışır, gelen yeni ahvale.

 

Cevher dolu hazine gibi omuzlarda taşınır,

Zamanla unutulur, mezar taşları aşınır.

 

Taht misali musallâda giyilen, taçtır bu,

Bir yayladan başka bir yaylaya göçtür bu.

 

Dostlar el bağlar önünde, namazın kılar,

O an biter artık, gerçek sanılan uykular.

 

Kâinat ya ağlar veya sevinir bu hâle,

Uzaktan görünür koca servili, mahalle.

 

Sakin bir beldede küçük tepecikler oluşmuş.

Kimi feryad eder, kimi dostuna kavuşmuş.

 

Kanun-u İlâhîdir, böyle emr eylemiş, Mabud.

Sessiz değil, çok şey söyleyen gemidir tabut.

Hasan Şen

***

Münâcât

...

Dikenleri bırakıp gülleri derdim,

Lataknetu sırrıyla yeisi giderdim,

Daim istiğfarla günahlar sildim,

Melekülmevt gelip bizi bulmadan.

 

Güz yaprakları gibi dökülür günler,

Bilinmez olur artık yarınlar dünler,

Şu Nur Kervanında bitmeden günler,

Dostlar musallada namazım kılmadan.

Hasan Şen

 

Okunma Sayısı: 178
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı