Risale-i Nur hizmetine ve edebiyat dünyasına katkıları ile iz bırakan, son şahitlerden Kemal Ural’ı rahmetle yâd ediyoruz.
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinden 1950 yılında Ziraat Yüksek Mühendisi olarak mezun olan Kemal Ural, Anadolu’nun muhtelif şehirlerinde görev yaptıktan sonra, 1980 senesinde İstanbul’a yerleşti. Kemal Ural, 1956 senesinde Risale-i Nur’dan Sözler kitabını ilk defa yeni harflerle matbaada tab ettiren rahmetli Atıf Ural’ın ağabeyidir. Kemal Ural, o dönem Erzincan Lisesinde okuyan kardeşi Atıf Ural’a, bir “Küçük Sözler” göndererek Risale-i Nur’u tanımasına vesile olmuştur.
Basın dünyasına önemli isimler kazandırdı
1962-1963 yıllarında Şûle dergisini çıkaran Kemal Ural'ın, "Küçük Şey Yoktur" ve "İnançsızlığın Anatomisi" adlı iki kitabı mevcuttur. Risale-i Nur hizmetlerine büyük katkılar sunan Ural, aynı zamanda edebiyat dünyasına önemli isimler kazandırdı. Gazeteci-yazar Nuriye Akman’ın ve şair-yayıncı Ali Ural’ın babası olan Kemal Ural, Bolvadinli rahmetli Şahide Yüksel’in kızı Ülker Hanım ile evliydi.
Bediüzzaman'ı ilk görüşü
Kemal Ural, Bediüzzaman Hazretleri ile görüşmesini “Ağabeyler Anlatıyor” kitaplarının yazarı Ömer Özcan’a şöyle anlatmıştı: "Sene 1957 olabilir. Kayınvalidem Şahide anneleri ziyaret için Bolvadin’deyiz. Üstadın Emirdağ’da olduğunu öğrenince otobüse atladım, Emirdağ’a gidiyorum, Üstad’ı ziyarete. Emirdağ’a yaklaşırken, baktım yolcular ‘Bediüzzaman! Bediüzzaman!’ diye bağırıştılar. Ben hemen şoföre ‘dur!’ dedim. Orada hemen indim. Yolun kenarından 10-15 metre kadar içeride Üstad yapayalnız, başka bir Allah’ın kulu yok… Ürperiyorum… Üstad’a yaklaşacağım… Ama nasıl? O anı şimdi aynen yaşıyorum… Üstad’ı, yıllar boyunca ihanete uğradığını bildiğim için, acaba endişelenir mi diye telaş içindeyim. Beş altı metre yaklaştım ve öyle kala kaldım… Başını kaldırıp bakmıyor… Devam ediyor virdleri okumaya… Hayatımın en önemli anı… Korkuyorum hâlâ… Ama ben onu seven bir dostum… Bir şey söylemem lâzım… Sonunda ‘Ben Atıf’ın (Ural) ağabeyiyim’ diyebildim. O zaman başını kaldırdı baktı… Nasıl unuttum söylediği şeyi... Fazla zaman geçmedi, bir iki dakika içinde baktım araba geldi. Onu kullanan genç kardeş tanımadığım birisiydi. O da bana bir şey sormuyor; ‘Sen kimsin?’ demiyordu. Onunla beraber Üstad’ı aldık, koluna girerek, otomobile kadar götürüp bindirdik. Üstad sağda ben solunda arka koltukta. Araba Bolvadin’e doğru ilerliyor… Benim geldiğim istikamete… Çok ilginç, tevafuka bakın; ben zaten tekrar Bolvadin’e dönecektim. Ben Onu ziyarete gittim, O da beni geri getiriyordu..."
Vefatı
Tedavi gördüğü hastaneden taburcu edildikten sonra 30 Nisan'da evinde vefat eden Kemal Ural'ın cenazesi, 1 Mayıs Pazar günü Üsküdar Şakirin Camii'nde ikindi namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığına defnedildi. Allah rahmet eylesin. Mekânı Cennet olsun.