"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ölüm ânı ve sonrası

02 Nisan 2020, Perşembe 00:44
İnsanın en önemli meselesi ölüm anında ahirete imanla gidebilmektir.

Hayatın gayesi Allah’a iman ve dinin amacı uhrevî saadettir. Bu sebeple en önemli mesele imanla ruhu telim etmek ve Allah’ın huzuruna imanla gidebilmektir. 

Bir insanın dünya kadar serveti ve kudreti olsa aklı da varsa imanla kabre girebilmek için bunu verebilmelidir. Ölümün bizi nerede ve ne şekilde yakalayacağını bilemediğimiz için biz onu her zaman her yerde beklemeli ve ölüme hazırlıklı olmalıyız. 

Bunun için Peygamberimiz (asm) “Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışınız; ama yarın ölecekmiş gibi de ahiretinize ciddî çalışınız” buyurmuşlardır.

Bir gün Peygamberimiz (asm) “Allah bir kuluna hayır dilerse onu istihdam eder” buyurdular. 

Sahabeler “Yâ Resulallah! Nasıl istihdam eder?” diye sordular. 

Peygamberimiz (asm) “Ölmeden önce ona tevbe nasip eder ve onu hayırlı işlerde çalıştırır” buyurdular. (Suyutî, Kabir Âlemi, 60; Abdulaziz Hatip, Dünya Ötesine Yolculuk, 48.)

İslâm bilginleri şu özellikleri taşıyanların su-i akıbetlerinden endişe etmişlerdir. “Namaza tembellik edenler, içkiye devam edenler, anne-babaya isyan edenler ve Müslümanlara eza ve cefa edenler...” (Suyûtî, Kabir Âlemi, 61.)

Ölüm sekerâtı o derece dehşetlidir ki Peygamberimiz (asm) bile elini suya sokarak ıztırabını gidermeye çalışmıştır. Hz. Âişe (ra) Resulullah’ı o halde görünce “Ölümün kolaylığından dolayı kimseye gıpta etmedim” demiştir. (Kabir Âlemi, 62-63.)

Hz. Ömer (ra) “Şayet Rabbim bana merhamet etmezse yazıklar olsun bana!” demiştir. (Abdulaziz Hatip, Dünya Ötesine Yolculuk, 49.)

Bu sebeple mü’min daima sekerattan ve son anda imansız olarak ölmekten korkmalıdır. Hiç kimse ölmeden önce iyi halinden ve iyiliğinden emin olmamalıdır. Ameller sonuçlarına göredir. Sonucu hayırlı olan amel hayırlı ameldir.

Kemâl adında kâmil bir veliye birisi “Sen mi hayırlısın, yoksa köpek mi daha hayırlıdır” diye sorar. Müridleri bunu hakaret kabul ederek soruyu soranın üzerine yürümek isterler. Kâmil veli onları durdurur ve “Bu sekerattan sonra belli olur. Ben akıbetimden emin değilim. Şayet imanla kabre gidersem köpekten hayırlı olurum, imansız olarak gidecek olursam köpek benden daha hayırlıdır” diye cevap verir. 

Evliya-ı azimeden ve ulema-i İslâmdan Süfyan-ı Servî (ra) arkdaşları ile hacca giderken devamlı olarak ağlıyordu. Sebebini sordular: “İmansız olarak ölmekten korkuyorum!” diye cevap verdi.

Arkadaşları “Sizin gibi âlim ve abidlerin de imansız gitme tehlikesi mi var?” dediler. 

Süfyan cevap verdi: “Yüz büyük âlimden ders okudum. Bunların içinde üç büyük âlim vardı ki ilmi hepsinden fazla idi. Onların sekeratlarına şahit oldum; her üçü de imansız olarak can verdiler. Onların halinden muttali olup akıbetimizden korkmamak imkânsızdır” dedi. 

Bu sebeple “Akıbetinden emin olmak, imansız olarak kabre girmenin alâmetidir” demişlerdir.

Hazırlayan: Yeni Asya Araştırma Ekibi

Okunma Sayısı: 2433
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı