Ömrümüz, biz farkına varmadan akıp giden en kıymetli sermayemizdir.
Günler, aylar ve yıllar hızla geçerken, bu fânî sermayeyi ebedî bir kazanca dönüştürebilecek bir Ramazan'ı daha yaşıyoruz. Ramazan'da bire bin verilen sevaplarla fânî ömrümüzü bâkî bir ömre çevirebilir, sınırlı zamanımızda Cennet gibi sınırsız neticeler elde edebiliriz.
Kur’ân-ı Kerîm okumanın her bir harfinin normal zamanda on sevabı vardır, Ramazan-ı Şerifte ise, on değil bin sevabı vardır. Ayete’l-Kürsî gibi okunması faziletli olan sûre ve duaların sevabı binler ve Ramazan ayının Cuma günlerinde çok daha fazladır. Kadir Gecesi'nde ise, her bir Kur’ân harfinin sevabı otuz bin sevaba ulaşır. 1 Ramazan ayındaki bu kârlı ticarete ve davete katılmayan, inanmayan, ya da önemsemeyen ne büyük zarar ve ziyandadır.
Bediüzzaman Said Nursî, Ramazan’ın ömür içindeki yerini "ömre bin ömür katar" diye ifade ediyor. “Şu mübarek şehr-i Ramazan, Leyle-i Kadr’i ihata ettiği için, kendisi de ömür içinde bir Leyle-i Kadirdir ki, muvaffak olanın ömrüne bin ömür katar. Dakikası bir gündür; saati iki ay, günü birkaç sene hükmünde bir ömr-ü bâkîdir.” 2 Kim istemez ki, fânî ömrüne bedel bin ömrü olsun ve hem de bâkî bir ömre tebeddül etsin. Hani bazen eskiyen çürük binalar müteahhitler tarafından satın alınır, yerine modern, sağlam ve değerli konutlar yapılır; üstelik bina sahibine de birkaç daire verilir. Buna itiraz edip "Yok ben çürük binada kalmak istiyorum" diyen olabilir mi? Kâinat mülkünün gerçek sahibi olan Rabbimiz de, aslında bize bundan çok daha büyük bir teklif sunmaktadır. Zaten her gün biraz daha yıpranan, bir gün mutlaka yıkılacak olan bu fânî ömür binasını; ebedî, sarsılmaz ve muhteşem saadet saraylarıyla değiştirmek istemektedir. Buna “hayır” demek, akıl ve iz'ânla bağdaşmaz. Hastalıklarla ve ihtiyarlıkla çürüyen beden mülkünü verip, yerine sonsuz bir hayatı almak en büyük ticaret. Ömrümüzün tamamı bir ticaret olmakla beraber Ramazan bu ticaretin âdeta pik yaptığı bir fuar ve pazar yeridir.
Niceleri var ki, bu Ramazan'a erişemeden ahirete göçtü. Çok şükür biz bu Ramazan'ı da görenlerden olduk. Öyleyse, ömrümüzün en kıymetli anlarını barındıran bu mübarek Ramazan’ı gafletle değil, şuurla değerlendirmeli, fânî ömrümüzü bâkî bir saadete dönüştürme fırsatını kaçırmamalıyız. Hayırlı Ramazanlar.
Dipnotlar:
1- Mektubat, s.474.; 2-Barla Lâhikası, s. 321.