"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Sevad-ı azam”a uymak ne demek?

Ali FERŞADOĞLU
09 Temmuz 2019, Salı
Bugünlerde basit bir söz siyaset pazarında dolaştırılıyor:

“Siyasî konuda da sevad-ı azama uymak gerekir. Kitleler nerede ise  orada olmalı!” Peki “sevad-ı azam” ne demektir? Hangi hususlarda sevad-ı azama uyulmalı, hangi hususlarda uyulmamalı.

“Sevad-ı azam” çoğunluğa uymak demektir. Bediüzzaman “sevad-ı azam”ı birkaç yerde kullanır ve bilhassa “maddi hayat şartları ve geçim” noktasında “sevad-ı azama” (büyük çoğunluğa) uymayı esas alırdı: “Eskide ekser İslâm filcümle aç değildi. Tenâuma  (lüks nimetlere) ihtiyâr bir derece var idi. Şimdi ise ekseri açlığa düştü kaldı. Telezzüze ihtiyâr izn-i şer’î kalmadı.” (Mektubat, s.  460.)

Yani, yeme-içme konusunda “çoğunluğa uymalı” der ve bunu bilfiil uygular. Bir de itikat, inanç meselesinde: “Sevâd-ı âzama ittibâ edilmeli. Ekseriyete ve sevâd-ı âzama dayandığı zaman, lâkayt Emevîlik, en nihayet Ehl-i Sünnet cemaatine girdi. Adetçe ekalliyette kalan salâbetli Alevîlik, en nihayet az bir kısmı Râfızîliğe dayandı” (Mektubat, s. 460.) tesbitini yapar.

Bu tesbitler ışığında “sevad-ı azam”ı nasıl anlamalı ve şu sözlerle nasıl te’lif etmeli: “Nev-i insanın yüzde sekseni ehl-i tahkik değildir ki, hakîkate nüfûz etsin ve hakîkati hakîkat tanıyıp kabul etsin. Belki, sûrete, hüsn-ü zanna binâen, makbul ve mûtemet insanlardan işittikleri mesâili taklîden kabul ederler. Hattâ, kuvvetli bir hakîkati zaif bir adamın elinde zaif görür ve kıymetsiz bir  meseleyi kıymettar bir adamın elinde görse, kıymettar telâkki eder.” (Bediüzzaman, Mektubat, s. 629.)

Buna göre, birilerinin “sevad-ı azam” dediği ‘siyasî kalabalıklara’ uymalı mıyız? 12 Eylül darbe anayasayı yüzde 92 ile tasdik  etmiş, Yeni Asya “Hayır” demişti. O halde “sevad-ı azam”, anayasayla ilgili olarak şimdilerde bir kısmının “Yanıldık!” itirafında da  bulunduğu bu büyük kitle miydi?

Bakınız, çoğunluk, kitleler nasıl bir duruş sergiliyor? Diyanet İşleri eski Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, 16 Haziran 2008’de şu  açıklamayı yapmıştı: “Türkiye’de beş vakit namazlarını kılanların oranı 1/40 (kırkta bir).” 

Keza, Prof. Dr. Mehmet Görmez, 2010’da yapılan bir araştırmanın sonuçlarının kendilerini ürküttüğünü söyledi: “Ülkemizde (...) yüzde 20’lik bir kesimin Kur’ân-ı Kerim’i hiç eline almamış olması bizleri çok üzdü.” (AA, 14.05.2010.) 

Ya sosyal hayatı düzene koyan zekâtı hakkıyla verenler ne kadar? Ya, faizden kaçınanlar? Kalabalıklar haramlardan sakınıyor mu? Demek imanî, içtimâî, siyasî mevzularda kalabalıklara değil, yeri geldiğinde “sevad-ı azam”ı temsil eden azınlığa uyup,  kalabalıkları da oraya çekmeli…

Okunma Sayısı: 878
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali R. Yardimoglu

    9.7.2019 05:58:26

    BarekAllah ve bravo bu yaziya....sevad-i azam ve uhvenuşşer mantigini yanlis tatbikle, kiyas ilmini hatali kullanan 1tarafli siyasetciye, dun nacizane istihraci ilhamen su cevab, kismetime gelmisti, bugun bu makale tam tevafuken denk geldi: Zulm, 1 tencere sute dusmus fare pisligi gibidir, daha ehvenuşşer' e bakilmaz....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı