"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tarikatin gayesi: İman meselelerinin inkişafıdır

Ali FERŞADOĞLU
27 Kasım 2019, Çarşamba
Tasavvufun gayesi, insanın yaratılış sırrı ile olgunluğunun, kemalinin tahakkuk etmesidir.

Tarikatın maksadı marifet (Allah’ı bütün isim ve sıfatlarıyla bilme) ve imân hakikatlerinde inkişaf etme, gelişmedir. Diğer bir ifâdeyle, bütün tarikatlerin gayesi, imân hakikatlerinin inkişafıdır. Tasavvuf; saadet, haz ve mutluluğa ulaşmak için, kötülüklerden arınarak, nefsi terbiye etmek, ruhun yüce duygularını inkişâf ettirmek, ahlâkî olgunluğa erişmek demektir.

“Silsile-i Nakşînin kahramanı ve bir güneşi olan İmam-ı Rabbânî (ra), Mektubat’ında demiş ki:

“Hakaik-i imaniyeden bir meselenin inkişafını, binler ezvak ve mevâcid ve kerâmâta tercih ederim.’

“Hem demiş ki: ‘Bütün tariklerin nokta-i müntehâsı, hakaik-i imaniyenin vuzuh ve inkişafıdır.” 1 

Said Nursî’nin kendisine şeyh olarak tarikat şeyhlerinden birinin yerine Kur’ân’ı seçer. Tasavvufa karşı değil, ama, Risale-i Nur, bilinen anlamda tasavvuf değil; yeni, orijinal modern içe bakış, hal, duyuş getirir.

Bediüzzaman, mutasavvıflara saygı gösterir, hizmetlerini över, ancak zamanın tarikat devri olmadığını söyler ve tasavvufta da yeni bir çığır açar: Günümüzde fen ve sosyal ilimler dallanıp budaklanmış; ilimler zirveye çıkmıştır. Felsefe (Deccalizm) bütün “izm”leriyle saldırmaktadır. İşte Bediüzzaman, tarikatın eski metodlarıyla bu hücumları durdurmanın ve mü’minlerin kalbini geliştirmenin mümkün olmadığını gördü.

“Terk-i dünya, terk-i ukba, terk-i hesti, terk-i terk”  

İslâmiyetin olgunluğunu ve nuraniyetini/aydınlığını gösteren bir sır ve insaniyetin, İslâmiyet sırrıyla bir yükselmesinin madeni ve feyiz kaynağı olan tarikat; dalâletin hücûmu zamanında imânı muhafaza etmiştir. 2 

 Ancak, günümüzde ilimler, çeşitlenmiş, dal budak salmış. Teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor; tâ Mars’a kadar yükseliyor! Problemler üst üste yığılmış. Dâlalet her taraftan saldırıyor. Bid’a fırtınaları her cepheden esiyor! İnkâr zehirleri bütün köşelerden göğermiş akıyor! Fen ve felsefenin azgın aygırına binen ateizm, inkâr saçıyor. İnsana, adım başı binlerce kötülük hücum ediyor. Zirâ, nefsin hoşuna gidecek, süflî arzularını mıknatıs gibi kendisine çekecek sebepler çok. Şüphe ve vesveseler kaflarda cirit atıyor. İmân zaafı olanca şiddetiyle sürüyor.

Eski zamanın ilim, anlayış ve mantığına göre sistemleşmiş, kurumlaşmış tarikatlar, kendilerini yenileyip çağdaşlaşamadıkları için, bu zamanın insanlarına hitap edemiyorlar. Bid’a rüzgârlarını durduramıyorlar. Nefislere, arzulara gem vuramıyorlar. Bunun sebeplerinden birisi de, menfî şeyler, teknolojinin en sür’atli vasıtalarıyla yayılmasıdır. Muhabere vasıtaları artık uydularla umûmilik kazanmış. Bir haber, bir hareket, menfi bir hâdise, beş dakika içinde dünyayı dolaşıyor.

Tasavvufun/tarîkatin özelliklerini, güzelliklerini, faydalarını anlatan Bediüzzaman, “Tarikat zamanı değil” 3 derken; tarikatin eski metod ve usûllerinin; fen, felsefe ve ilimden gelen hücumları durduramayacağına işâret etmekteydi.

Dipnotlar:

1- Bediüzzaman, Mektubat, Risale-i Nur Enstitüsü, internet, s. 26. 2- Mektûbât, s.  429-430. 3- Mektûbât, s. 66.

Okunma Sayısı: 863
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı