"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zarara rızasıyla girene...

Ali FERŞADOĞLU
02 Ekim 2021, Cumartesi
“Bazı kardeşlerimize acıyoruz” (23 Eylül 2021) başlıklı yazımızın altına yorum yaparak sordu:

“Şefkat önemli. Ancak, ‘Zarara rızası ile girene merhamet edilmez’ düsturuyla şefkât nasıl bağdaştırılmalı, şefkatin sınırı nasıl olmalı? Akrabalarla görüşmek de mühim, ama, ‘zarara rızasıyla girene merhamet edilmez’ ve ‘kardeşlerimizi lütufla ıslahına çalışmak’ nasıl olacak?” (N. Serim) 

Önce şunu ifade edelim: Bu soruların cevaplarını şahsen vermeyeceğiz, Risale-i Nur’dan bulmaya çalışacağız. Bu suallerde de geçtiği gibi önemli nokta, “şefkat” ile “lütuf”, “rıza” ile “ıslah” ve “suç ve müeyyide”mefhumlarının karıştırılmamasıdır. Meselâ, “Lütuf ile ıslah” başka bir şey, “rızasıyla zarara girene acımamak” başka bir şey. 

Lütuf Arapça “lṭf” kökünden gelir ve “hoşa gider şekilde davrandı” fiilinin masdarı olarak “zarif ve dostça davranış; Allah’ın isteği ile gelen” demektir. “Lütufla ıslahına çalışmak” ise, değer vererek, saygı duyarak, nezaket ve nezahetle yardım etmektir. Lütuf, “kendi rızasıyla zarara girene merhamet etmemeye” mâni değildir. “Zarara rızası ile girene merhamet edilmez”e gelince:  

Rıza, “hoşnut ve memnun olmak” anlamındadır. Arapça “rıdvân, merdât” masdarından isim olup “hoşnutluk, hoşnut ve memnun olma hali” demektir. (Lisânü’l-Arab, “rży” md.) “Zarara rızası ile giren” yaptığı olumsuz, kötü fiil, söz, davranış ve günahtan hoşnut ve memnundur. Hatasını taammüden, kasten ve ısrarla işliyor. İşte, “rızasıyla zarara girene merhamet edilmez!”  

Ancak, gerekli müeyyide, yani, “Emr-i bil’ma’ruf, nehy-i an’il-münker”, yani hak, iyi, güzel olanı emretme ve yanlıştan men etme hakikati uygulanır. Suç işleyene merhamet edilmez, ama, tebliğ vazifesi lütufla yapılır. Yani, ona acıyıp “Olsun, bu hatasını hoş görelim!” denmez. Meselâ, hırsızlığı alışkanlık haline getiren bir çocuğu polis yakalamış, kelepçe vururken, “Acıyın sabiye!” denilmez. Polis de merhamet edip suçluyu salamaz! 

Hakikat, prensip ve kuralları bilerek, taammüden çiğneyene merhamet edip görmezlikten gelinemez, acınarak müsamaha edilemez; gerekli müeyyideler uygulanır. 

Bu da tabîi ki, “lütufla”, nezaket ve nezahetle yapılır. Zira, mealen ferman edilir: “Rabb’inin yoluna, hikmetle, ilim ile ve iyiliği öğütleyerek güzellikle çağır. Onlarla en iyi şekilde mücadele et.” (Nahl Sûresi, 125) 

Okunma Sayısı: 1348
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Musa

    2.10.2021 21:09:36

    Allah razı olsun hocam çok güzel bir yazı olmuş

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı