"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir Türk’e yakışanla bir Kürd’e yakışan aynı şeydir

Atilla YILMAZ
18 Haziran 2019, Salı
Bize hep şu dendi: “Said Nursî Kürt’tür. Bir kürdün arkasına niye gidiyorsunuz. Bir Türk olarak size hiç yakışıyor mu bu?” Hatta daha da ileri giderek “Kürt Said’e tapıyorsunuz. Onu peygamber olarak görüyorsunuz” dendi. (Haşa ve kella, yüz bin defa haşa)

Bunu, bu gün de söyleyen var. Dün; bu günden daha çok söyleyen vardı. İşte, o ‘dün’ de bakın bu söylemlerden birinde, Türkçü geçinen sahte hamiyetfüruşlar Said Nursî için; ‘’Said Kürttür; bir kürdün arkasında bu kadar koşmak hamiyet-i milliyeye yakışmaz” demişler. Said Nursî de, bu konuyu gündemine aldığı, hemşehrisi ve talebesi, Kürt Bekir Bey’e yazdığı mektubunda şunları söylüyor: ‘’Ben başka memlekette dünyaya gelmişim. Fakat, Cenab-ı Hak beni bu memleketin evladına hizmetkâr etmiş ki… Bu memleketteki milletin ondan dokuz kısmının saadetine kendi dilleriyle hizmet ettiğim, bu havalideki insanlara malumdur.’’ 

Devamla; “Bin gafil ve ami Kürdü, bir Türk olan Hulusi’ye karşı tutmadığımı ve bin cahil Kürdü, birer Türk olan Asım ve Refet’e mukabil görmediğimi ve bir genç olan Hüsrev’i bin ami Kürtle değişmediğimi ehl-i dikkat tasdik ediyorlar.” 

Ve devamla; “Ben millet-i İslamiyenin en mühim ve mücahid ve muazzam bir ordusu olan Türk Milletine, binler Türk kadar hizmet ettiğimi binler Türk şahittir. Bana Kürt diyen ve itham eden, zahir hamiyetperverlik gösteren sahtekârlar, bu millete ne gibi hizmet ettiklerini göstersinler.”1

Said Nursî bu mektubun ilk satırlarında sahtekâr olarak nitelediği sahtekâr Türkçülerin, kendi hasis emelleri için Türkçülüğü nasıl kullandıklarına da işaret etmektedir. Türkçüleri iki kısma ayıran Said Nursî; gerçek hamiyetperver Türkçüleri kendine muhatap almadığını; söyleyeceği sözlerin muhatabının sahte Türkçüler olduğunu ifade etmektedir. Türkçülük akımı içerisinde dindar, müttaki Türk fikir adamları olduğu gibi; kan ırkçısı, kafatasçı Türkçülerde vardır. Said Nursî, bunlar arasındaki ayrımı itina ile yapmaktadır. Türkçülüğü kendine perde edenler, bu memlekette; Türkçülük adına Türkçe ezan okutmuşlardır. Türkçülük adına; Türkçe Kur’ân okutmuşlardır. Türkçülük adına; Kur’ân surelerini Türkçeye çevirerek, namazı Türkçe kılmışlardır. Milletin, dininin içini boşaltarak; sözüm ona Türkler’e hizmet etmişlerdir.

Kürtlükle itham ettikleri (Dikkat, Kürtçülük değil) Said Nursî bunlara mukabil on binlerce, yüz binlerce, milyonlarca Türk çocuğuna; kendi dilleri olan Türkçe ile Türkçe kaleme aldığı; Kur’ân-ı Kerim’in tefsiri Risale-i Nurlarla; Türk çocuklarının ahiretlerine ve imanlarına hizmet etmiştir ve etmeye de devam etmektedir.

Said Nursî; aynı konu ile alakalı olarak, İçişleri Bakanına beray-ı malumat olarak, verdiği ifadelerindeki şu cümleler enteresandır:

“Türk Milleti Kur’ân’ın bayraktarı ve senayı Kur’âniye’ye mazhar olduğu için, o milleti çok seven ve hayatını onların içinde geçiren bir adam hakkında, resmi ilanıyla ihanet için bir propoganda yapmak, dostlarını ürkütmek için ‘ O Kürt’tür, siz Türk’sünüz; O Şafiidir, siz Hanefisiniz’ deyip halkaları ürkütüp ondan çekindirmek… Hangi kanun buna müsaade eder?”2 diye sormaktadır. Said Nursî; kendi belirttiği şekilde bütün ömrü Türkler’in arasında geçmiş, Türk milletine hizmet etmiş, Türkçe eserler vermiş, Kürt ulemasından bir şahsiyettir.

“Dindar müttaki Türkü, lakayt çok Kürtlere tercih ederim.”3 diyen Said Nursî’nin bu cümlesini tersinden okuduğumuzda bir Türk olarak; Said Nursî’nin içine sinen bizim içimize de siniyorsa mesele bitmiştir. -Dindar müttaki Kürdü, lakayt çok Türklere tercih ederim.- şeklinde de okunabilir. Daha başka yerlerde ifade ettiği; “Ben bin gafil ve ami Kürdü, bir Hulusi’ye (dindarlığı kastediliyor) karşı tutmam.”, “Bin cahil kürdü, birer Türk olan (dindarlıkları kastediliyor) Asım ve Refet’e mukabil görmem.” Cümlelerini tersinden okuduğumuzda, bir Türk olarak rahatsızlık duymuyorsak mesele hallolmuş demektir. -Ben bin gafil ve ami Türkü, dindar bir Kürde karşı tutmam, bin cahil Türkü dindar Kürde mukabil görmem.-

Elhasıl biz yine son sözü Said Nursî’ye bırakalım: ‘’Sana Said-i Kürdi derler. Belki sende unsuriyetperverlik fikri var. O işimize gelmiyor.’’

“Hey efendiler! Ben, ‘El İslamiyetücebbatil asabiyetel cahiliyete’ (İslam cahiliyetten kalma ırkçılığı ve kabileciliği ortadan kaldırmıştır) eski zamandan beri (Meşrutiyet yıllarını kastediyor) unsuriyetperverliğe zehr-i katil nazarıyla bakmışım. Avrupa, o firenk illetini İslam içine atmış, ta tefrika versin, parçalasın, yutmasına hazır olsun. O firenk illetine karşı eskiden beri tedaviye çalışıyorum.”4

Elhasıl hakiki Kürtler’e ve Türkler’e yakışan, Said Nursî’nin ve söylemlerinin arkasında durmaktır.

Son söz, Hz. Peygamber’in (asm) olsun:  ‘’Arabın Aceme, Acemin Araba, sarı ırkın siyah ırka, siyah ırkın da sarı ırka üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir.’’5

Haftaya ‘Bave Kurda‘ II.Abdulhamid ve Said Nursî ile devam edelim inşallah.

Dipnotlar:

1- Bediüzzaman Said Nursi, Barla Lahikası, YAN, s.149

2- Bediüzzaman Said Nursi, Emirdağ Lahikası, YAN, s.242

3- a.g.e., s.242

4- Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat, YAN, s.66

5- Veda Hutbesi

Okunma Sayısı: 2068
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Yüksekdağ

    18.6.2019 15:21:18

    Çok önemli bir meseleyi kaleme aldığınız için çok teşekkür ederim. Zira bu unsuriyetperverlik ve ırkçılık gibi illetleri tam manasıyla halledebilmiş değiliz. Çünkü Risaleleri okuyup da Kürt damarı kabaran olduğu gibi Türklük damarı kabaran da var. Gözümle şahid oldum maalesef. Demek ki Üstadı tam manasıyla anlayamamış ve telif ettiği Risaleleri tam manasıyla idrak edememiş ve sindirememişiz. Bu yüzden bu tarz yazılara ihtiyaç olduğu gibi dersler. seminerler ve panellere de ihtiyaç var.. Rabbim bizlere ,Üstadı en doğru şekilde anlamayı ve Nurlara hakiki şakirt olmayı nasip etsin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı