"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Küre-i arzın kıtaları İslamiyete dehalet edecekler!”

Atilla YILMAZ
21 Mayıs 2019, Salı
Bediüzzaman Said Nursî talebelerine, tabilerine iki hedef belirler. İki hedef ortaya koyar:

İslam’ın ve İman’ın hakikatlerini (dini) yaşayın ve anlatın.

Bu aynı zamanda şu demektir:

Yaşamadıklarınızı anlatmayın. Veya yaşamıyorsanız anlatmayın. Anlatsanız da bir tesiri olmaz. Zira; ‘’Nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez.’’1 

Öncelikle sen, kendi imanını tahkiki yapacaksın; sonra başka imanların tahkiki olması için mücadele vereceksin. Bu mücadele tebliğdir. Tebliğin şartı da tebliğ ettiğini yaşamaktır.

Bediüzzaman bu hususu oldukça önemsemektedir.

‘’Nefsini irşad etmeden başkasının irşadına çalışma. Zira; emri bil ma’ruf tesirsiz kalır.’’2 

Bediüzzaman yaşadığı süre içerisinde ortaya bir program  koymuştur. Bu program 130 parçadan oluşan Risale-i Nur Külliyatı isimli Kur’an tefsiridir.

Ve bu programı tatbik edecek, uygulayacak olan talebelerine, kısa ve uzun vadede hedefler göstermiştir. Bu hedeflerin hepsi de ‘Tahkiki (hakiki, gerçek) İman’ isimli kapıya çıkmaktadır.

Bediüzzaman; İmanı yaşayıp anlattığınızda olacak olanları da şöyle sıralar:

“Eğer biz ahlâk-ı İslamiyenin ve hakaik-i imaniyenin kemalatını ef’alimizle izhar etsek, sair dinlerin tabileri, elbette cemaatlerle İslamiyet’e girecekler, belki küre-i arzın bazı kıtaları ve devletleri de İslamiyet’e dehalet edecekler.’’3

Bunu Şam Emeviye Camii’nde Araplara söyledi. Cami de on bin kişi ve içlerinde yüzün üzerinde ulema vardı. 

‘’Eğer biz, doğru İslamiyet’i ve İslamiyet’e layık doğruluğu ve istikameti göstersek bundan sonra fevc fevc (dalga dalga) dahil olacaklar.’’4  

Bunu da hem Türklere, hem Kürtlere söyledi. Böylelikle İslam’ın üç ana unsuru olan Araplar, Türkler ve Kürtlere bir yol haritası çizdi.

Ama Bediüzzaman’ın şartı bu. Neymiş o? 

Doğru İslamiyet’i ve İslamiyet’e layık doğruluğu ef’alimizle, fiillerimizle, davranışlarımızla göstermek ve yaşamak.

Şayet bunu yaparsak, bunu yapabilirsek; Avrupa dalga dalga Müslüman olacak. Amerika, belki kıtasıyla beraber İslamiyet’e dehalet edecek.

Bunu başaramazsak Avrupa’dan ve Amerika’dan umudunuzu kesin.

Niye? Çünkü:

Avrupa size karşı önyargılı. Asırlarca onunla savaş halinde olmuşsunuz ve defalarca yenilgiye uğratmışsınız. Kılıçla yapılan savaşlarda kan akmış. Kanın aşılması kolay olmayacaktır. Bu mağlubiyetler onlarda bir iç acısına yol açmış. Bunun için Avrupa İslam’a karşı, size karşı önyargılı.

Sonra selefî hareketler, Avrupa ile sizin aranızı açmış. Tedhiş, anarşi, intihar eylemleri Avrupa ile aranıza mesafe koymuş.

Avrupa’nın İslam’a karşı önyargısını kıracak çare ve metodoloji yine Bediüzzaman tarafından üretilmiş ve hem kendisi, hem talebeleri tarafından hayata geçirilmiştir.

O çare şudur:

“Asıl mesele bu zamanın cihad-ı manevîsidir. Manevî tahribatına karşı set çekmektir. Bununla dahilî asayişe bütün kuvvetimizle yardım etmektir. Evet, mesleğimizde  kuvvet var. Fakat bu kuvvet, asayişi muhafaza etmek içindir.”5 

Said Nursî’nin; yaşadığı her türlü zorbalığa karşın, hayatında hiç bozmadığı bu düstur, talebeleri tarafından da harfiyen uygulanmıştır. Kamu eliyle de bu düstur uygulanmış olsa, selefî hareketlerin önü kesilecek ve Avrupa’nın İslam’a önyargısı kırılacaktır.

Said Nursî açısından ‘bu zaman, manevi cihad zamanıdır’. Maddî cihadın devri kapanmıştır. Zira: “Medenilere galebe çalmak ikna iledir. Söz anlamayan vahşiler gibi icbar ile değildir. Biz muhabbet fedaileriyiz husumete vaktimiz yoktur.”6 

Bütün bunlar orta yerde duruyorken; Bediüzzaman’ın bu ön şartının ve öngörüsünün üzerinden, bilmem şu kadar sene geçmesine rağmen; bu öngörüler tahakkuk etmemişse dönüp kendimize bakmamız gerekiyor sanırım.

Dipnot:

1-Bediüzzaman Said Nursî, Sözler, YAN s.243 2-Bediüzzaman Said Nursî, Divan-ı Harb-i Örfi, YAN s.40 3- Bediüzzaman Said Nursî, Hutbe-i Şamiye, YAN s.30 4- Bediüzzaman Said Nursî, Münazarat, YAN s.86 5- Bediüzzaman Said Nursî, Emirdağ Lahikası, YAN s.455 6- Bediüzzaman Said Nursî, Dini Ceride, Hakikat, Mart 1909

Okunma Sayısı: 964
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı