"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’ın gözüyle saff-ı evvel talebeleri (2)

25 Haziran 2019, Salı
Üstad Bediüzzaman, Hüsrev’den (Altınbaşak) aldığı bir mektuba yazdığı cevapta onun kalemini şu şekilde methediyor:

“Ey Hüsrev! Tesirli ve güzel mektubunu aldım. Vazifenin başına geçmen bizi fevkalâde mesrur etti; binler safalarla geldin. Senin yerine kerametli kaleminin yadigârı olan Mu’cizat-ı Ahmediyenin biri vilâyet-i şarkiyede fa’alane geziyor.”10

Hüsrev, Re’fet ve Rüştü’nün birbirlerine yakınlığını da Said Nursî Hazretleri şöyle açıklıyor: “Hüsrev, Re’fet, Rüştü Risale-i Nur’a intisapta eskiden beri beraber bulunmalarından, ben birisini tahattur etsem, üçü birden hatırıma geliyor.”11

Bir başka yerde de Rüştü ve Hüsrev’le ilgili olarak “iki cesed bir ruh gibi” ifadesini kullanıyor. Üstadın Hüsrev abiye yazdığı bir taziye mektubunda onu yeni bir vasıfla tavsif ederek dünya ile ilgili de şunları söylüyor: “Senin gibi Risale-i Nur’un bir fedaisi, alâkası olmamalı ve alâka peyda etmemeli.” Mektubun sonunda da Aziz kardeşim Hüsrev, seninle çok konuşmak istiyorum diyor.”12

Üstad bir mektubunun sonunda Hüsrev abiye şu şekilde hitab ediyor: “Aziz, sıddık, mübarek, Kur’ân-ı Mu’cizzü’l-Beyanın bir vech-i i’cazını harika kalemiyle gösteren ve mütemadiyen defter-i hasenatına, o yazdığı Kur’ân’ları okuyanların sevapları yazılan kıymettar Hüsrev.”13

Yukarıda da belirtildiği gibi Hüsrev, Re’fet ve Rüştü’yle ilgili olarak şu önemli vasıflarından bahsediyor: “Eskiden beri Hüsrev, Re’fet, Rüştü; hayalimde, tasavvurumda birleşmeşler. Cenab-ı Hakka şakür ki, onlardan ümit ettiğim kemal-i sadakat ve sebat devam ediyor.”14

Üsdad bir defa Hüsrev’in de içinde bulunduğu dört talebenin önemli vasıflarından duyduğu memnuniyeti şu şekilde ifade etmiş: “Bu defa Hüsrev’in, Hafız Ali’nin, Hafız Mustafa’nın, Küçük Ali’nin birbirine yazdıkları dört mektuplarını okudum, en derin-kalbimle-bir sürür, bir hiss-i şükran, bir memnuniyet hissettim. Bu çok kıymettar kardeşlerimin ne derece ali himmet ve yüksek ruhlu, Risale-i Nur hizmetinde ne derece fedakâr olduklarını anladım.”15

Üstad Hazretleri bir mektubunda Hafız Ali ve Hüsrevle ilgili olarak onların bir özeliğini şöyle açıklıyor: “Hafız Ali ve Hüsrev ta o vakitte, bu iki zat ileride Risale-i Nur’a ehemmiyetli hzmette bulunacaklarını ve başta iki göz gibi ‘iki bakar bir görür’ diye kuvvetli bir temenni ile ümit etmiştim.”16

Üsdad Hazretleri Hafız Ali’ye yazdığı bir mektubunda Hüsrev Abinin ihlasla ilgili özelliğinden şöyle bahsediyor: “Nasıl ki Hüsrev yazdığı Kur’ân’ı, fotoğrafla tab’ını kabul etmeyerek binler cazibedar Kur’ân’lar kendi hattı ile alem-i İslâmda intişarıyla, kurbiyet derecesinde bir mertebeyi ulviyeyi ve yüksek bir şeref-i imtiyazı bırakıp, Risale-i Nur dairesindeki sırr-ı ihlâsı muhafaza ve hazz-ı nefsten teberri etmiştir.”17

Üstad Hazretleri Şualar’da yazdığ bir mektupta Hüsrev ve Tahiri’nin kalemlerinin özellikleriyle ilgili olarak, “Hüsrev ve Tahiri gibi kalemleri Kur’ân’a ve Kur’an hattına mahsus ve memur olmalarından” der.18

Aynı kitaptaki diğer bir mektupta da Hüsrev ve Hafız Alinin özellikleri şöyle anlatılıyor: “Kardeşlerim, ben kalben arzu ederim ki; çelik ve demir gibi sebatkâr Isparta ve civarındakiler gibi metin kahramanlar (Hüsrev’ler Hafız Aliler gibi) Kastamonu tarafından dahi burada görülsün.”19

Hüsrev, Hafız Ali ve Tahiri’nin rahatı kalb olmalarının sebepleri ve bu üçünün özelliklerini Üstad şöyle açıklıyor: “Ben en ziyade Hüsrev’i ve Hafız Ali(r h), Tahiri’yi sıkıntıda tahmin ettiğim halde, en ziyade temkin ve teslim ve rahat-ı kalb, onlarda ve beraberlerinde bulunanlarda görüyordum. Acaba neden derdim. Şimdi anladım ki, onlar hakiki vazifelerini yapıyorlar; malâyanî şeylerle iştigal etmediklerinden ve kaza ve kaderin vazifelerine karışmadıklarından ve enaniyetten gelen hodfuruşluk ve tenkid ve telaş etmediklerinden, temkinleriyle ve metanet ve itminan-i kalbleriyle Risale-i Nur Şakirdlerinin yüzlerini ak ettiler, zındıkaya karşı Risale-i Nur’un manevî kuvvetini gösterdiler. Cenab-ı Hak onlardaki nihayet tevazu ve mahviyette tam izzet ve kahramanlık seciyesini umum kardeşlerimize teşmil ettirsin. Amin.” 20

Dipnotlar:

10-B. Said Nursi, Kastamonu Lahikası. sh,155; 

11-Age, sh,167; 

12-Age,sh,178; 

13-Age. sh,182; 

14-Age ,sh,185; 

15- Age, s. 187; 

16-Age. sh,188; 

17-Age. sh,195; 

18-Bediüzzaman Said Nursi, Şualar, sh, 270; 

19-Age. sh, 276; 

20-Age. sh, 282

Okunma Sayısı: 2173
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı