"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Güvenli bölge” akameti…

Cevher İLHAN
05 Eylül 2019, Perşembe
Ankara’nın yanlış Suriye politikası, baştan beri Türkiye’ye kaybettiriyor.

“Büyük İsrail” uğruna Ortadoğu’yu etnik ve mezhebi iftiraklarla tefrika fitnesini ateşleyen “koridor devlet”e zemin hazırlanıyor. Konunun uzmanları milletin cebinden çıkan 100 milyara varan mâliyetinin yanı sıra esas vahametin Türkiye’nin bir defa daha emperyal projelerin tuzağına düşmesi olduğunu belirtiyorlar. 

Vakıa şu ki daha evvel “güvenli bölge”de derinliğin en az 35-40 kilometre olması, kontrolün TSK’da olması, PYD/YPG militanlarının bölgeyi terk edip aşağıya çekilmeleri, ABD’nin örgüte desteğini kesmesi olarak özetlenen ve Ankara’nın “kırmızı çizgileri” olarak koştuğu şartların hiçbirisinin yerine getirilmiş değil.

Bu belirsizlikte, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Jeffrey’le Ankara’da yapılan müzâkerelerin ardından Dışişleri ve Millî Savunma Bakanları’nca ABD ile “müşterek askeri harekât merkezi”nde mutâbakata varıldığı açıklanmış; akabinde sayıları 90’ı bulan Amerikalı askerlere görüşmeler sonucu Şanlıurfa Akçakale’de Suriye sınırında kurulan “ortak harekât merkezi”nde uzlaşıldığı bildirilmişti.  

“BİRAZ DAHA DARALTMADA MUTABAKAT SAĞLADI”!

Ne var ki tartışmalar devam ederken, Irak’ın kuzeyinin Irak’tan koparan “Çekiç Güç” gibi “müşterek harekât merkezi”nin de “Amerikan projesi” olduğu ve Suriye’nin kuzeyindeki “güvenli bölge”nin Irak’ın kuzeyinde 36. paralelin üstünün Irak’tan koparan “uçuşa yasak bölge” gibi terör örgütünün terör kampları kurup terör bataklığının türetildiği “Kuzey Irak” gibi bir “Kuzey Suriye”yle de bu ülkenin de bölünüp parçalanmak istendiği gerçeği bir defa daha deşifre oluyor.

Bu arada “iktidara ilişik medya”da “ortak askerî harekât merkezi’ kuruldu, askerî birlikler ve ağır silâhlar bölgeye konuşlandırıldı; resmen ‘güvenli bölge’ kademeli olarak uygulanacak” deniliyor; ancak Türk askerlerinin sözü edilen “tampon bölge”deki yerleşim yerlerine giremeyecekleri, “askerî konsey” adı altında Amerikalıların kurdurduğu taşeronu PYD/YPG’nin omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SGD) kontrol edeceği oldubittisi ortaya çıkıyor.  

Bu süreçte “Fırat’ın doğusundaki bütün sınırlarımız boyunca kurulacak güvenli bölgeyle ilgili çok fazla zamanımız ve sabrımız yoktur. Biz doğrudan askerlerimizin güvenli bölgeyi kontrol etmesi dışında bir çözüme rızâ gösteremeyiz” çıkışında bulunan Cumhurbaşkanı, “güvenli bölge’ sözünün yerine getirilmesini istiyoruz, Fırat’ın doğusunda iki üç hafta içine kendi şartlarımızla, kendi askerlerimizle bölgeyi oluşturmaya başlamazsak varsın gerisini karşımızdakiler düşünsün!” restini çekiyor. (gazeteler, 27-30.8.19)

Keza “Görüşmelerle belli mutâbakatlar sağlandı, uzlaşmalara varıldı” diyen Millî Savunma Bakanı’nın “Güvenli bölge’ ile ilgili ABD’nin verdiği sözleri yerine getirmezse b ve c plânlarımız var” ifşaatıyla Amerikalılarla hiçbir “mutâbakat”ın olmadığı anlaşılıyor. 

Cumhurbaşkanı’nın en son “20 mil (30-32 km) hususunda Amerikalı heyetin biraz daha daraltma gibi bir durumları oldu. Arkadaşlarımız bu konuda geçici de olsa mutabakat sağladı” sözleri, “güvenli bölge”de de Türkiye’nin talebinin reddedildiğinin açık ikrarı. 

ANKARA, NEDEN ŞAM’LA İRTİBATA GEÇMEZ?

Görünen o ki, Ankara’dakilerin “güvenli bölge” şartlarından hiçbiri yerine getirilmiş değil. Hâlâ 10-15 km derinlikte direnip Türkiye’nin kontrolünü kabul etmeyen, PYD/YPG’ye silâh ve mühimmat sevkıyatını sürdüren ABD, “güvenli bölge”yle güdümündeki örgüte “güvenli alan” sağlamak peşinde. 

Bundandır ki Türkiye’nin yanıbaşında “ikinci İsrail” işlevini görecek küresel güçlerin maşası bir devlete meydan vermemek için Ankara’nın mutlaka Şam’la meşrûiyet içinde doğrudan diyalog kurması gerekiyor.  

Aksi halde, Suriye hükûmetinin dâveti olmadan ABD ile Türkiye’nin “güvenli bölge” paravanında Suriye topraklarına girip “tampon bölge” ve “askerî üs” kurması, BM kararlarına aykırı olarak uluslar arası arenada Türkiye’yi zor duruma düşürür; “cephe ve savaş ülkesi” haline getirir.

Gerçekten Suriye için ABD ve Rusya ile konuşan Ankara neden Şam yönetimiyle irtibata geçmez?

Okunma Sayısı: 992
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı