İBB Meclisi’nde iktidar partili bir üyenin inadına da olsa “köprüleri özelleştireceğiz” deyip “inandığımız ekonomik sistemi vatanın ve milletin faydasına devam edeceğiz” çıkışıyla elli yıl önce inşa edilmiş İstanbul Boğazı’ndaki iki köprünün satılması yeniden gündeme geldi.
Her fırsatta “yerlilik” ve “millîlikten”ten dem vuran AKP iktidarının kamuya ait iki boğaz köprüsü ile 7 otoyolun, 25 yıllığına özelleştirilmesi işinin fizibilitesini Kanadalı bir şirkete, finansman çalışmasını da bir İngiliz bir şirkete yaptırdığı ifşa oldu.
İktidardakiler “vatanın ve milletin faydasına” deseler de ana muhalefetten Deniz Yavuzyılmaz’la muhalefet milletvekillerinin araştırmasıyla, “Karayolları Genel Müdürlüğü 2026 yılı Performans Programı Raporuna göre kamunun iki Boğaz köprüsü ve 7 otoyoldaki 2025 yılı net kârı (öz geliri) 600 milyon dolar, 25 yıllık net kârı 15 milyar dolar olan köprülerin satılmasının bütünüyle vatanın ve milletin zararına olduğu ortada.
Bu vaziyette araç geçiş ücretlerinin aynı bölgelerdeki “yap-işlet-devret” projelerine endekslenerek geçiş ücretlerinin yüzde 232 zamla 3.23 katına çıkmasıyla 25 yılda elde edilecek kârın en az 48 milyar 450 milyon dolara, yani 2 trilyon 113 milyar lirayı bulacağı hesaplanıyor.
Bundandır ki “borç-faiz-döviz kıskacı”ndaki politikalarla dibe vuran çöküşteki ekonomide sıkışan Saray iktidarının, Cumhurbaşkanı’nın zamanında “7 milyar dolardan aşağıya satmak vatan hainliği olur” dediği ve 15 yılda en az 48.5 milyar dolarlık gelir elde edecek köprüleri 3.5 milyar dolara, Cumhurbaşkanı’nın “vatana ihanet olur dediği” rakamın yarısına satmanın sebebi soruluyor.
Özetle, 44’ünden 37’sinin bir kuruş vermediği dolar garantili İngiliz mahkemeleri tahkimli “yandaş şirketler”e Hazine’den kur farkı, döviz garantisi ödemeleri, araç geçiş garantisi ve yabancı plakalı araçların kaçak geçiş ücretine ek olarak, yüz milyarlarca liralık vergi borçlarının silinmesi, kredi teşvikleri kıyakları yetmiyor; şimdi de zaten yapılıp işletilen ve hizmette olan yüksek ve istikrarlı gelir sağlayan milletin stratejik varlıkları köprüler - otoyollar “özelleştirme” perdesinde haraç-mezat Kanadalı ve İngiliz yabancı şirketlere satılıyor.
Peki neden?
TESBİT
“Mirasyedi ve yağma hareketi…”
Bir başka çarpıklık, muhalefetin “köprülerle otoyolların satışının ekonomik, malî ve toplumsal sonuçlarının belirlenmesi” için Meclis’te verdiği araştırma önergesinin yine AKP ve MHP oylarıyla reddedilmesiyle açığa çıkıyor. (gazeteler, 17.2.26)
Meclis kürsüsünde bu satışın “milletin öz varlıklarına, geleceğine göz diken vahamet olduğu”nu belirten İyi Parti Balıkesir milletvekili Burak Dalgın’ın, “Hükûmet, vatandaşın dişiyle, tırnağıyla, vergisiyle yapılmış, tıkır tıkır işleyen Boğaz köprülerini ve otoyolları satmak üzere bir yabancı firmaya yetki vermiş. Bu satış bir mirasyedi ve yağma hareketidir” tesbitine iktidardakilerin suskun kalmaları...
“Bu satışın, özelleştirme değil, bir iltizam, bir factoring, milletin gözünün içine baka baka vergilerin peşinen satılması, gelecekteki alacaklarının bir factoringde kırdırması gibi vatandaşlarımızın yarınının kırdırılması olduğu” ikazına iktidardakilerin suskun kalmaları.
“Bugün İstanbul-Ankara Otoyolu 338 lira, benzer uzunluktaki İstanbul-İzmir otoyolu 2 bin 465 lira. Bu köprü ve otoyollar satılırsa yaşayacağımız şey bu. Meselâ milyarlarca lira zarar eden TRT, milyar dolarlık Varlık Fonu neden hiç radarınıza girmiyor? Neden kara delikler kapatılmıyor da bal kovanları satılıyor?” sorusuna ciddi bir cevap vermemeleri.
Ya da iki boğaz köprüsünün ülkenin mühendislerinin, işçilerinin ve milletin vergilerinin eseri olduğunu nazara veren CHP İstanbul milletvekili Sibel Yanıkömeroğlu’nun “Yıllarca kamu tarafından işletilmiş, maliyetini fazlasıyla çıkarmış, her gün yüz binlerce yurttaşın kullandığı bu yapılar neden özelleştiriliyor? Neden yıllar boyunca elde edilecek gelirlerden vazgeçiliyor? Bir kamu hizmeti olan, vatandaşların ücretini köprü ve otoyolları neden kamunun denetiminden çıkarıp kâr odaklı yabancı şirketlere teslim ediyorsunuz?” sorularını cevapsız bırakmaları.
“Boğaz köprüleriyle otoyolların gelirlerinin, giderlerinin, sözleşme hükümleriyle işletme şartlarının Sayıştay’la ilgili bakanlıkların idarî-malî denetimine tâbidir” diye geçiştirmeleri.
Gerçekten, yüzde iki bakım masrafıyla serapa gelir sağlayan Türkiye’nin stratejik altyapı yatırımları niçin yabancı şirketlere satılıyor?