Hâlen on altı belediye başkanının tutuklandığı, on birinin yerine iktidar partisinden seçilmeyen partililerin, siyasî iktidarın emrindeki bürokratların “kayyım” olarak atandığı vartada tepeden “silkeleyin!” tâlimatı partizanca dayatılıyor.
Bilindiği gibi “tek kişilik hükûmet”çe salgında ve depremde muhalefete mensup belediyelerin yardımlarının yasaklanmasına, hesaplarına el konulup bloke edilmesine rağmen hizmetlerin önü kesilemedi.
Keza tek kuruş kredi verilmeyip, yurt dışından kredilerini sağladıkları metro, raylı ulaşım, otobüs alımı gibi halka hizmete dair projelerinin yıllardır Saray ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda imzalanmayıp bekletilmesi de çalışmalarını engelleyemedi.
Yine çoğu önceki iktidar belediyelerinden kalma milyarlarca israf ve hoyratça harcamayla biriken borçlar üzerinden hiçbir hukukî/kanunî dayanağı olmadan antidemokratik kararnâmelerle, genelgelerle belediyelerin ellerini kollarını bağlayıp “başarısız” kılma maksatlı “menfî siyaset” de sonuç vermedi.
“BELEDİYELERE DOĞRUDAM MÜDAHALE!”
Görünen o ki “belediyede teröristler var” bühtanıyla başlayan, “kent uzlaşısı”yla alevlendirilen “terör örgütüyle işbirliği” iddiaları bir bir tasfiye olurken, “yolsuzluk” isnadları tutmuyor.
Çöküşteki ekonomiye en az 160 milyar dolara mal olan “19 Mart operasyonuyla” “etkin pişmanlık”tan yararlandırılan “itirafçılar”ın, uyduruk “gizli tanıklar”ın iftiralarıyla muhalefet belediye başkanlarının, yöneticilerinin, çalışanlarının tutuklanması, avukatların avukatlarının dahi derdest edilip hapse atılması haksızlıklarıyla hukuksuzlukları millet nezdinde inandırıcı bulunmadı.
Bundandır ki yeni yanıltmalara başvuruluyor. Son seçimde belediyelerin yüzde 70’ini kaybeden yirmi üç yıllık AKP iktidarı, artık seçimle alamayacakları belediyelere müdahaleyle halkın iradesini gasba yelteniyor.
Bu maksatla muhalefet belediyelerinin öğrenci yurtlarına, sosyal tesislerine, her gün binlerce vatandaşa hizmet veren hizmet birimlerine el konulurken, atanan “kayyımlar”ca kent lokantalarının bile kepenkleri indiriliyor.
İktidardakilerin hesap vermekten kaçma, iktidarda kalma, tükenişteki siyasî kariyerlerini kurtarma uğruna millet iradesi hiçe sayılıp bütün ahlâkî değerlerler çiğneniyor.
Bu sâikle 31 Mart seçimlerinden bu yana başta Yeniden Refah’tan seçilen 60 belediye başkanından 29, CHP’den 10, İyi Parti’den 7, Deva’dan 3, bağımsızlardan 15, Saadet Partisi, Dem Parti ve Demokrat Parti’den birer olmak üzere 67 büyükşehir, il, ilçe, belde belediye başkanını transfer eden AKP, millet iradesini “gasb siyaseti”ni sürdürüyor.
BELEDİYELERE “KAYYIM YASASI” KILIFI
Bu arada iflah olmaz partizanlıkla belediyeleri valilikler üzerinden iktidar partisinin güdümüne sokma teşebbüsü ile, imar, bütçe ve yönetim alanlarındaki yetkileri daha da tırpanlanıyor.
“Otoriter rejimi”n tahkimi uğruna “kayyım uygulaması”nın yanısıra milletin iradesiyle seçtiği yerel yönetimler atanmış valilere bağlanarak Sarayın emrine verilmesine tevessül ediliyor.
Bununla da kalınmayıp belediyelerin sosyal yardımları, kültürel faaliyetleri bile siyasî iktidarın onayına bağlanıyor. Özetle yerel yönetimleri “merkez”in güdümüne sokmaya yasal kılıf” uyduruluyor.
Bunun içindir ki “yasa” paravanında örtülü, “fiilî kayyım uygulaması”yla bütün belediyelere el koyma operasyonlarına karşı muhalefet, güçlü demokratik işbirliği iradesini koymalı. Demokratik dirençle komploları boşa çıkarmalı.
Başka da yolu yok…