"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Plansız-programsız “tam kapanma”

Cevher İLHAN
04 Mayıs 2021, Salı
Düşülen vartada Türkiye’ye has “ekonomik ve sosyal desteksiz” yarım yamalak “tam kapanma” sürecinde vatandaşlar salgının ağır bedelini ödemeye devam ediyor.

Ne var ki dükkânların, küçük esnafın kapanırken fabrikaların, büyük marketlerin, zincir marketlerin açık kaldığı “tam kapanma”da yine salgını kontrol altına alacak gerçek etkili tedbirler alınmadığı görülüyor. 

Salgın verilerinin şeffaf olarak paylaşılmadığı süreçte bütün salgın rakamlarının azaltılmasına karşı vahim vaziyet ortada. Ülke çapında salgından toplam vefat sayısı 41 bin gösterilse de bir tek 2020’deki vefat sayısının son beş yılın ortalamasından 115 bin fazla çıkması, her 100 ağır hastadan 10’unun ölümü, vefatlarda da resmî rakamların en az üç katına varan korkunç rekoru ortaya çıkarıyor. 

Aslında 11 binde olan vak’a sayısının üç haftada 60 binin üstüne çıkmasının akabinde hastanelerdeki yoğun bakım ser- vislerinin dolması ve hâlen günde 340’ı bulan vefâtlarla 84 milyon nüfuslu Türkiye’nin “günlük vak’a sayısı”nda -nüfus oranına göre- 1,4 milyar nüfuslu Hindistan’la başa güreşmesi, “lebâleb kongreler”in ardından üç haftada beş bine yakın vatandaşın vefat etmesi dehşeti ele veriyor. 

AŞI TEMİNİNDE “BAŞARISIZLIK” İKRARI

Keza aşılamada da tam bir fiyasko yaşanıyor. Toplam koruyuculuk için nüfusun en az yüzde 65’i hızla aşılanması gerekirken, hâlâ nüfusun ancak yüzde 10’unun aşılandığı açıklanıyor. 

Mâlûm önce “Aralık, Ocak, Şubat aylarına aşı işi bitecek” dendi, ardından Nisan ayı taahhüt edildi. Bir ara Sağlık Bakanı sonbaharı tarih verirken Haziran ayından bahsedildi.

En son “Çin sözleşmeye uymadı, aşıyı vatandaşına kullandı ve beklediğimiz 100 milyon doz aşı gelmedi” ifadesi aylardır âlây-ı vâlâ ile propaganda edilen aşının temininin de uluslar arası sözleşmelerle teminat altına alınmadığının açık ikrarı oldu. (gazeteler, 29.4.21)

Ve iki aşı arasındaki sürenin daha önce duyurulan 28 günden 6-8 haftaya çıkarılması, ikinci doz için randevu alanların işlemlerinin ertelenmesi, aşı randevularının peşpeşe resmen iptali, gerekli aşının temin edilmediğinin, Bakanlığın elinde yeterli aşının olmadığının itirafı olarak kayıtlara geçti.  

Bu arada Bakan’ın “önümüzdeki iki ay boyunca aşı tedarikinde sıkıntı yaşanacağı” ifadesini Cumhurbaşkanı’nın “Aşı tedârikinde herhangi bir sıkıntı yaşayacağımızı ben kabul etmiyorum. Şu anda elimizde yeterince aşı var” çıkışıyla nakzetmesi; ve “Sayın Putin’le yapacağımız görüşmelerde Rusya’dan Sputnik aşısı inşallah geliyor, gelecek. BioNTech’in de verilmiş sözü var, o da inşallah gelecek” temennisi karışık durumu deşifre ediyor. (gazeteler, 30.4.21) 

Anlaşılan, bütün kararların tek kişice verildiği “sistem”de aşıda da derin güvensizlikle tam bir kaos yaşanıyor. Türkiye aşıda da dünyada “yalnızlaşmış.” 

Yine uyduruk “başarı hikâyeleri” hesâbına günübirlik sığ politikalarla salgınla mücadele de sarpa sarıp içinden çıkılmaz hale sokulmuş. 

KAOSLU “TAM KAPANMA”YLA…

Oysa uzmanlar, gerçek verilerle, sağlıklı analizlerle doğru kararlar alınmasının, öncelikle verilerin şeffaf bir şekilde verilmesi lüzumuyla sözü edilen “toplum bağışıklığı”nın sağlanması ve salgının önünün alınması için aşılama oranlarının hızla artması, “tam kapanma” sırasında ev ev dolaşarak vatandaşları aşılama programının hayata geçirilmesi gerektiğini kaydediyorlar. 

Hülâsa bütün bunlar, yaygın bir aşılama için yeterli aşının olmadığını ve gerekli tedbirlerin alınmadığını ortaya koyarken, konunun uzmanları bu gidişle Cumhurbaşkanı’nın sözünü ettiği vaka sayısını 100 binde 5 bine, en azından 10 bine düşürmenin mümkün olmadığını, “kontrolsüz anormalleşme”yle “normalleşme” olmayacağını belirtiyorlar. 

Çalışanların yüzde 60’ının işyerlerinde çalıştığı “tam kapanma”nın da ekonomik çöküşle azan pahalılık ve artan işsizlik başta olmak üzere, iç ve dış politikadaki başarısızlıkların üstünü örtme, “128 milyar dolar”ın akıbeti, insan kaçakçılığı, Bitcoin benzeri “kripto para borsası” ve Biden’in “soykırım iftirası” gibi gerçek gündemleri saptırıp devre dışı bıraktırma maksatlı olduğunu teyid ediyor. 

Dahası bu çarpıklıkla OHAL benzeri toplumu bütünüyle zapt-u rapt alarak sindirme, gitmek zorunda kalacakları erken seçimde “itaat ettirme” emrivakilerine zemin hazırlandığı yorumlarını teyid ediyor. 

Gerçekten, hiçbir program ve plânlama olmadan, hiçbir ekonomik ve sosyal tedbir alınmadan neden alây-ı vâlâ ile tam bir kaosla güya “tam kapanma”ya gidildi? 

Okunma Sayısı: 1218
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı