"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İlâhî bir hediye

Davut ŞAHİN
26 Eylül 2019, Perşembe
Kanser hastası Neslican’ın vefatı hem sosyal medyada, hem de haber bültenlerinde yerini aldı.

Sol bacağını kaybedince gördüğü ağır kemoterapi sonrası bile hayata sımsıkı sarılarak yaşıtlarına güzel bir örnek oldu.

Neslican, aile fertleri arasında en başta kendisinin sağlıklı olmasına rağmen, genç yaşta “kanser” olduğu gerçeği ile yüzleştiğini, “içselleştirdiğini” bir panelde anlatırken devamında şöyle diyordu:

“Neden ben demedim, kanserin beynimi ele geçirmesine izin vermedim. Kalabalıklara karıştım, alış veriş yaptım, arkadaşlarımla eğlenmeye gittim, ailemle piknik yapmaya gittim. Doktorlarım şaşırıyordu, şu an senin ayakta duramaman lâzım diyorlardı. Doktorlar ilâç kullanıyor mu diye gizlice ablama soruyorlardı. Ben kanseri beynime girmesine izin vermedim. Çünkü, kanser herkesin başına gelebilirdi, sadece tedavi süreci zordu.” (TEDx, 8,06.2018)

Hayata karşı hep olumlu ve pozitif bir yaklaşım sergiledi.

Allah rahmet eylesin.

*

Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın yazdığı mesaj aslında bu olaya farklı bir zenginlik kattı. Ancak “ölüm bilinci” için söylediği sözler çarpıtıldı. Hal böyle olunca “önyargı” cellâtları boş durmadı ve Tarhan’ın “Hastalığı düşman gibi görmemek” ifadelerine takıldı ve tweetlerle infaza durdular.

Tartışmanın ayrıntılarına girmeyeceğim. Ama bir gerçek var ki, ölüm, hayat kadar gerçek.

Zira hastalık her bedene sorgusuz girebilen bir unsur… Yaş-baş dinlemiyor. Çocukluk, gençlik devrelerinden sonra şu an yaşadığımız hastalıklar yakamızı bir an olsun bırakmıyor.

Bu “maraz”a yakalananlar öncelikle “sabretmeyi” öğreniyor.

Hatta şöyle denebilir: Üzerimize yapışan hastalıklar dert olmaktan çıkıyor, derman oluyor. İnsanın ömrünü uzatıyor.

Peki, bu nasıl oluyor?

Şöyle: 

Eğer ömrün hastalıkla geçiyorsa “şikâyet” etmemek şartıyla, mü’min için ibadet sayılır. Yani bir dakikalık ömrün, bin dakika hükmüne geçiyor, böylelikle üzerindeki hastalık sana uzun bir ömür kazandırıyor.

Diyor ki Bediüzzaman:

“Ey biçare hasta! Merak etme, sabret. Senin hastalığın sana dert değil, belki bir nevi dermandır. Çünkü ömür bir sermayedir, gidiyor. Meyvesi bulunmazsa zayi olur. Hem rahat ve gafletle olsa, pek çabuk gidiyor. Hastalık, senin o sermayeni büyük kârlarla meyvedar ediyor. Hem ömrün çabuk geçmesine meydan vermiyor, tutuyor, uzun ediyor.” (Hastalar Risalesi)

*

Ya hastalıklar olmasaydı?

Dünya hoş görünür, ahireti unutturur ve ölümü hatıra getirmek istemez. Ömür sermayesi boş heveslerle sarf edilir. 

Hastalık ise o insanın gözünü açar, adeta şöyle der: “Lâyemut değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle hazırlan.” (a.g.e.)

İşte bu nazardan bakıldığında Bediüzzaman hastalığın, hiç aldatmaz bir nasihat edici ve ikaz edici bir mürşit olduğunu söyler. Dolayısıyla, hastalık şikâyet aracı değil, belki de Allah’a teşekkür etmek için bir vasıta olduğunu hatırlatır.

*

Velhasıl, hastalığın “menfi bir ibadet” olduğundan tutun, insanın yaradılış gayesine hizmet ettiğine, özellikle gençleri günahlardan koruduğuna kadar bir dizi mükemmel tesirleri olduğunu söyleyelim.

Üstelik bu dünyaya geliş amacımızı hatırlatan bir uyarıcı olduğu gibi, hastalıktan dolayı ibadetlerini tam yapamayanlar için de hastalığın kendisinin de “İlâhî bir hediye” olduğunu gösterir bize.

Dahası, hürmet ve merhamet ancak hastalıkla telkin edilir, böylelikle şefkat duygularımızı harekete geçirir. 

Ancak iki türlü hastalık olduğunu unutmamak gerekiyor: 

- Biri hakikî,

- Diğeri vehmi… 

Hakikî hastalıklar için doktora gitmeli, vehmi olan kısmı içinse, önem ve ehemmiyet vermemek tavsiye edilir.

Son olarak: Hastalığın en keskin ilâcı “İmanın inkişaf etmesi.” Bu ilâç, ibadetler yerine getirilince tesirini gösterir.

Hastalara psikolojik destek için, verilecek en güzel hediyenin “Hastalar Risalesi” olduğunu düşünüyorum. 

Başka tavsiyesi olan?

Fotoğraf: Erhan Akkaya

Okunma Sayısı: 1353
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir Turan

    26.9.2019 17:14:45

    Neslican bu çok zor durum karşısında metanetini korudu.Tüm Türkiye'ye sabırlı ve metin olmayı öğretti.Allah öyle bir sabır verdi ki ona bu hastalık ona adeta ilaç oldu.Herkese vazgeçmemeyi öğretti.Sabretti ve inandı.Belki bu süreçte yenilgi aldı.Ama savaşarak yenildi.Hepimize örnek oldu.Rabbim mekanını cennet eylesin.Ailesine sabr-ı cemil niyaz eylesin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı