"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İttihad-ı İslam’ın önemini gördük

06 Ocak 2023, Cuma 14:11
“Geçtiğimiz yollarda bazı karakol olan yerlerde otobüsümüz durduruluyor, rehberimiz biraz izahat verdikten sonra bırakıyorlar. İttihad-ı İslam ne kadar önemli, o mübarek beldelerde İsrail’in kontrolü altında ilerlemek ve onların keyfine tabi olmak hiç hoş değil. Filistinli kardeşlerimiz de anlamış, ama geç olmuş. Allah cümleten tahkikî iman sahibi olmayı ve İttihad-ı İslam’a çalışmayı nasip etsin inşallah.''

Mahzun Mabed Mescid-i Aksa - 4
KUDÜS NOTLARI: HİKMET GÜNAYDIN - MEHMET NEZİR TANER

“Ben Kur’an ve Hadis kitabından başka kitap okumam”

Camide beklerken yaşlı bir amca bize yaklaştı. Çok ağladıklarını ve Türklerin gelip onları kurtarmasını söyledi hatta o anda gözlerinden yaş geldi. (Bu arada diyaloglarımız İngilizce veya Arapça oluyor, benim yol arkadaşım Siirt’li olup oraya ataları Cezayir’den gelmişler, Arapçası var, ama hepsi ile anlaşamadı, bazıları ile de güzel anlaştı). Amcaya dedik; “Allame Bediüzzaman’ı tanıyor musun? Kitaplarını okudun mu?” “Duydum, bir iki tane okudum” dedi. “Ahirzaman Mehdisi, müctehid imamdır, külliyatı var, on dört adet kalın kitaplar bunları okumaya çalış, özellikle Hutbe-i Şamiye ve Münazarat’ı mutlaka okuyun” dedik. Bize; “Ben Kur’an ve Hadis kitabından başka kitap okumam” dedi. Biz de dedik ki; “Eğer kendini zamana göre yetiştirmezsen, kitap okuyup öğrenmeye çalışmazsan öyle oturup ağlarsın. Bizden biraz uzaklaştı, ama arkadaşımız da -Nurcu olacak herhalde- o kitaplar Kur’an ve Hadis tefsirleridir” dedi. “O zaman tamam okuyacağım inşallah” dedi.


Hz. Davud'un (as) uğrayıp dualar ettik.

O yanımızdan biraz uzaklaşınca bizi dinleyen başka bir amca yanaştı. “Ben de bir şeyler söyleyeyim” dedi. “Bizim birkaç zenginimiz var, İsrail ile mücadele ediyormuş gibi yapıyorlar, ama arka planda onlarla birlikte çalışıyorlar.” Sonra da “Reis nasıl?” diye sordu. “Senin söylediklerinin on katı” deyince güldü. “Bir şeyler duyuyoruz, doğruymuş demek ki” dedi. Maalesef üzülerek böyle şeylere şahit oluyoruz.

Orada başka konular da dinledik. Yaser Arafat devre dışı bırakılıp yerine Hamas muhatap alınmış ve arkasından Hamas terörist ilan edilip yöneticileri hapse atılıyor. BM’de bunları destekleyenler ABD ve İngiltere, en ilginci bu işi reise yaptırmışlar. Sonra da ödül falan vermişler, zaten başka örneği yok.

Bu sıkıntılı halleri görünce Üstadımızın; “Âlem-i İslam’a gelen darbeleri önce kalbimde hissediyorum” sözünü daha iyi anladık. Bazı şeyleri sadece bilmek bile ne kadar zor. Cümleten Allah yardımcımız olsun inşallah.

EL-HALİL YOLUNDAYIZ

Daha önceden bildirildiği gibi, grup 07:30’da toplandı, otobüsümüz az gecikmeli de olsa geldi, yerlerimizi aldık ve yola çıktık. Rehberimiz bize ana caddeleri, tarihî binaları ve özellikle Hıristiyan ve Yahudi cemaat okullarının bazılarını gösterdi. Yolda işgal işleminin nasıl olduğunu anlattı, örnekleriyle gördük. Önce boş arazilere, dağları tepelerei biraz düzleyip konteynır koyuyorlar, dışarıdan tüm masrafları karşılanmak üzere Yahudi aileler getiriyorlar, sonra hemen yanına inşaatlara başlıyorlar ve devamı geliyor. Okul, hastane derken şehirleşiyorlar. Masrafları ve başı çeken meşhur Rotchshild ailesi, İsrail’in kuruluş masraflarını da bunlar üstlenmiş. İşgal işlemi bitmiş değil, boş buldukları yerlere aynı şekilde konteynır, inşaat yapımı devam ediyor. İlginçtir çoğu inşaat firmasının Türk firması olduğunu da öğreniyoruz.


Daha önce tanıştığımız emekli Kadı kardeşimizle koyu bir sohbete daldık.

 

İttihad-ı İslam ne kadar önemli

Yol boyunca üzüm bağları ve bazı ekili-dikili alanları görüyoruz. Filistin’de birazcık üretim yapılan, ekilen, dikilen ve gayret içinde olan bölgenin burası olduğu, diğer yerlerde böyle bir durumun olmadığını yine rehberimizden öğreniyoruz.

Geçtiğimiz yollarda bazı karakol olan yerlerde otobüsümüz durduruluyor, rehberimiz biraz izahat verdikten sonra bırakıyorlar. İttihad-ı İslam ne kadar önemli, o mübarek beldelerde İsrail’in kontrolü altında ilerlemek ve onların keyfine tabi olmak hiç hoş değil. Filistinli kardeşlerimiz de anlamış, ama geç olmuş. Allah cümleten tahkikî iman sahibi olmayı ve İttihad-ı İslam’a çalışmayı nasip etsin inşallah. 

Yol boyunca sürekli tepelere çıktık, vadilere indik, düzenli üzüm bağları ve ekili alanlar bilinçli tarım yapıldığını gösteriyor, daha önce dediğimiz gibi, en verimli ve üretken bölge burası imiş. Şehir engebeli bir bölgede, ancak El Halil Camii en yüksek yerine konulmuş.

Yolda Yahudi ve Müslüman yerleşim bölgelerini rehberimiz bize gösteriyordu, “El Halil Camiine yakın 400 adet Yahudi yerleşimci var, onları özellikle göstereceğim ve neden böyle dediğimi anlayacaksınız” diye birkaç kez tekrar etti. Alışverişte dikkat etmemizi ve çocuklara para vermememizi tembih etti. Nihayet otobüs park etti ve El Halil Camiine doğru yürümeye başladık.

Yolda cadde başında yine bir İsrail karakolu ve caddeye girmeye çalışan, büyük ihtimalle evine giden bir çocuğun elindeki poşeti kontrol ediyorlar ve el koyuyorlar, çocuk vermek istemiyor, ama zorla alıp bir de dövecekmiş gibi korkutuyorlar. Çocuk korkmadı ama poşeti vermediler.


Yafa'dan bir görüntü.

El Halil Camii’nin önündeyiz. Burası Halil İbrahim’in (as) makamı olan yer ve onun adına yapılan cami. Onun civarında İshak (as), İdris (as), Yakup (as) ve Yusuf’un (as) eşleri ile birlikte makamları var. Biz sandukaları ziyaret ediyoruz, esas kabirler 15-20 metre kadar aşağıda ve bunu gözlem için bırakılan bazı büyük kuyu gibi deliklerden görüyoruz.

Bütün kabirlerin yönü Mescid-i Aksa’ya dönük, eski olduklarından o zamanlarda Kâbe henüz kıble olmadığından böyle konulmuş. Normalde Yakup (as) ve Yusuf’un (as) kabirleri ziyarete kapalı ancak rehberimizin arkadaşlığı sebebiyle Yusuf’un (as) kabrini bizim gruba özel açtılar ziyaretimizi yaptık, sonra tekrar kilitlendi. İsrail askerlerini geçtikten sonra Müslüman korumalar cami girişinde bekliyor, gayrimüslimleri sokmuyorlar. Bizim bayrağımızı görünce özel bir ilgi görüyoruz ve “gelin bizi kurtarın” diyorlar. Bu arada imam kıyafetli bir kardeşimiz geçerken İngilizce bilip bilmediğini, mesleğini sordum. İmam zannettim. “İngilizcem az, emekli kadıyım” dedi. Yani konuşamadık, camiye girdi. Grubumuz toparlanınca biz de camiye girdik.

Camiye girdiğimizde hemen sağ tarafta Down Sendrom’lu bir kardeşimizi görüp kucaklaşıyoruz ve bir selfie çekiyoruz. Ancak bize para işareti yapıp “Money, Money” yani para, para diyor. Biz de gönlünü yapıp gülümseyerek devam ediyoruz.

İnşallah bu zulümlerden kurtulacaksınız

Biraz önce dışarıda gördüğümüz ve bizim imam zannettiğimiz, aslında Kadı olan kardeşimizi içeride görünce tekrar yanına yanaşıp konuşmayı denedim. Bu arada arkadaşım geldi. Arapça bir giriş yapalım bakalım dedik, bunlar gayet iyi anlaşmaya başlayınca sohbet koyulaştı. Bize dedi ki; “Biz sizlere Osmanlı’ya çok büyük yanlış yaptık, o pis İngilizlere aldandık, onlarla birlik olup size asmaş açtık, yüz yıl geçti hâlâ aklımız başımızda değil, daha ne kadar sürecek Allah bilir. Türkler gelsin bizi kurtarsın, Yahudilerin zulmünden bıktık, usandık” dedi. “Bilmiyorum bizi affedebilecek misiniz? Reis liderliği ne zaman ele alacak?” dedi.

Dedik ki; “Evet inşallah bu zulümlerden kurtulacaksınız, bu böyle devam etmeyecek. Ancak bu çözüm topla tüfekle olmayacak, iman hakikatleri ile, ilim ile, ihlas ile ve bir şahs-ı manevî oluşturmak ile olacak. “Allame Bediüzzaman’ı tanıyor musun” diye sordum. “Duydum” dedi. “Biz onun talebeleriyiz. Büyük mehdi, müçtehit ve imamdır. İslam aleminin problemleri ve çözümleriyle ilgili külliyatı var” dedik. Özellikle Hutbe-i Şamiye ve Münazarat adlı kitapları okumasını ve çevresine de tavsiye etmesini rica ettik. Telefonundan internette bulup gösterdik. Şu ana kadar görüştüğümüz en mantıklı, uyumlu ve sözünü tutacak bir kardeşimiz olduğunu söyleyebiliriz. Dedik ki; “Buralar ilimle, ihlasla ve şahs-ı manevi oluşturup mücadele etmekle kurtulacak” ve ilave etti “Bir de adalet ile, çünkü Osmanlı adaletli idi” dedi.

1994 yılındaki suikast

Rehberimiz burada bizlere Halil İbrahim (as), İshak (as), İdris (as) Yusuf (as) ile ilgili detaylı bilgiler verdi. Özellikle Yakup (as) ve Yusuf (as) mezarları ziyaret edilemiyor. Bu kurallar BM tarafından konmuş ve alınmış bazı kararlar var, hususan Yakup (as) tarafı kilitli ancak bazı Yahudi gruplar gizlice girip ziyaretler, ayinler yapıyorlarmış. Sırf bunları gözlemlemek için BM heyet kurmuş. Günün farklı saatlerinde gelip inceliyorlar ve günlük olarak raporlar veriyorlar. Bir heyet de Türkiye’den kurulmuş, o da günlük raporluyor, suiistimalleri belgeliyorlar.

Burada çok önemli birkaç olaydan bahsetmek gerekiyor; 1994 yılında bu içinde bulunduğumuz camiye bir terör saldırısı olmuş. Bunu bize hem emekli kadı kardeşimiz hem de rehberimiz anlattı.

Bu Yahudilerin evangelist denen bir fundamentalist grubu varmış, yani en uç grup. Bunların amacı haşa “Cenab-ı Hakkı gazaba getirip bir an önce kıyameti koparmaya vesile olmak ve bir an önce cennete gitmek” O yüzden zulüm yapıp bir an önce cennete gitmeye çalışıyorlar. Bu caminin soldan girişi, sağdan da çıkışı varmış, ama şimdi kapalı. Bu terörist; Müslüman gibi bir Cuma namazı vaktinde camiye giriyor, yaklaşık 100 kişiyi şehit ediyor, diğer kapıdan da çıkıp kaçmayı planlıyor. Fakat o gün havalar biraz soğuk diye cemaat üşümemek için kapıyı kapatmış. O katil de kaçamamış, sağ kalan Müslümanlar adamı döverek öldürmüş. Emekli kadı kardeşimiz dedi ki: “Oğlum da buradaydı, fakat sağ kurtuldu.” 

Bu konu BM’ye taşınıyor, İsrail o adam zaten deliydi diye geçiştirip ceza almıyor. Deli dediği adam tıp doktoru, yine ABD ve İngiltere’nin yardımıyla kurtarıyorlar. Ancak bir yıl sonra terörist için büyük bir heykel yaptırıp kahraman ilan ediyorlar.

11 yaşındaki kız çocuğu

İkinci olay; yine El Halil’de 11 yaşında ilkokula giden bir kız çocuğunu İsrail askeri terörist olduğundan şüphelendim deyip vurarak öldürüyor. Bilindiği gibi (yani askerlik yapanlar bilir) birinden şüphelendiğinizde önce uyarırsınız, sonra havaya ateş edersiniz, olmadı ayaklarının yakınına ateş edersiniz. O da olmazsa belden aşağı kısmına durdurmak için ateş edebilirsiniz, bu uluslararası bir kural. Bu olayda ne oluyor biliyor musunuz? Şarjördeki bütün mermiler, yani 30 adet mermi o kız çocuğun küçücük vücudundan çıkıyor hem de bel üstünden. Bu konu BM’de aynen böyle kayıtlı. O asker yine ABD ve İngiltere yardımıyla ceza bile almıyor.

— DEVAM EDECEK —

Okunma Sayısı: 2015
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı