"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Paris Camii muhteşem

23 Nisan 2019, Salı 00:38
Paris Camii, güzel tasarlanmış, oldukça ferahlatıcı bir iç mimariye sahip, cennet gibi yeşil bahçesi var. Paris’e gelip de bu camide namaz kılmamak, bahçesinde gezinmemek, kütüphanesinde ‘Sözler’ isimli eserden ders yapmamak olmaz. Bir anlamda bu cami Paris’e gelen Müslümanların buluşma noktası olmuş.

SEBAHATTİN YAŞAR - PARİS - 5

***

LOUVRE MÜZESİ BEDİÜZZAMAN’IN SÖZÜNÜ HATIRLATIYOR

Fransa tarihinde de görüldüğü üzere, hep hareketliliklerin arenası olmuş. Büyük Fransız İhtilali’nin varlığı tarihin bir değişim noktası olmuş. Şimdilerde de yine ciddi özgürlük hareketleri, ciddi kıpırdanışlar gelecekte Fransa’nın belki insanlığın uyanışına vesile olacak dinamikleri taşıyor olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü sadece paten üzerinde yürüyen yüzlerce patenli, izinli bir şekilde şehir içerisinde dikkatleri bir şeylere çeken gösteriyor yapıyorlar. Polis nezaretinde olan bu gösteriler insanlık adına tatlı bir dinamik taşıyorlar. Nitekim Sarı Yelekliler de insanca yaşamak istiyoruz, zamlarla bizim rahatımızı kaçırmayın, zenginleri koruyalım derken, fakirleri sömürmeyin mesajı veriyorlar.

Louvre Müzesi’ndeki muhteşem eserler, Bediüzzaman’ın, ‘Ahirette seni kurtaracak bir eserin yoksa, fani dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme.” sözünü hatırlatıyor

Tabii Paris’te olup da Louvre Müzesine gitmemek olmaz. Burada insan sanatının ne boyutlara ulaştığını gözle görmek mümkün. İnsandaki harika kabiliyetler dünyevi sanat eserlerine çevrilince doğrusu olağanüstü eserler ortaya çıkıyor. Ama aslında bu yüksek kabiliyet insana Yaratıcısını bulma ve O’nun esmasını keşfetme ve ebedi saadeti kazanma amacına dönük verilmiş iken, insan bu yüksek amaçlarda kullanılması gereken kabiliyeti dünyevi sanatlara çevirmiş ve dünyayı mağmur eder hale gelmiştir. Ama dünyayı mamur etmek, ciddi buluşlara vesile olmak insanın ebedi hayatını kurtarır mı o apayrı ele alınması gereken bir konudur. Fakat biz her şeye Risale-i Nur nokta-i nazarında baktığımız için, bu konuda şu cümleyi serlevha yapıyoruz: “Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fani dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme.”

Eyfel Kulesi’nin her zaman izleyici müşterileri var

Ve Eyfel Kulesi. Yeni gidenlerin ve ilk kez göreceklerin heyecanla ulaşmak istediği sanat eserine oradakiler, demir yığını, demir maketi gibi basit isimler veriyorlar. Biz de buradaki heyecanı yaşamak ve insandaki merak duygusunu gidermek için Eyfel’e uğradık. Daha önceki gençlerle Paris okuma programımızda sanırım Eyfel Kulesinin ikinci katında Risale-i Nur dersi yapmıştık. Şimdi uzaktan da olsa görmemiz kafi geldi. Ama bir sanat eseri olarak, düşünceyi, tasarıyı ve uygulamayı hafife almamak gerekiyor. Elbette bu kule, bu kadar insanların dünyasında bir karşılık buluyorsa, sanat yönünü de, insan emeğini de hafife almamak gerekiyor. 

Muhteşem Paris camiini görmelisiniz

Şimdiki uğrak yerimiz ise gerçekten güzel tasarlanmış, oldukça ferahlatıcı bir iç mimariye sahip, cennet gibi yeşil bahçesi bulunan Paris Camisidir. Paris’e gelip de bu camide namaz kılmamak, bahçesinde gezinmemek, kütüphanesinde bir Sözler isimli eserden ders yapmamak olmaz. Bir anlamda bu cami Paris’e gelen Müslümanların buluşma noktası olmuş. 

Yeni Zelanda’daki cami katliamı, buradaki Hıristiyan topluluklar tarafından bu camiye çiçekler bırakılarak protesto yapılmış. O günün akşamına doğru ise, Paris’in önemli uğrak yerlerinden olan Notre Dame Katedrali’ni geziyoruz. Ayin esnasında içeriye girmemizden dolayı oldukça kalabalık bir katılım söz konusu idi. İnsanlar İncil’den pasajlar okunurken oldukça bir etkilenmişlik hali taşıyorlardı.

Bizce tahrif olmuş bir din olan Hıristiyanlıktan insanlar medet umuyorlar. Oysa aynı Allah’a inanan kulların, O’ndan gelen bir kitaba ve dine inanıp, sonra O’nun o dini kaldırmasına ve yeni bir din göndermesine, yeni bir kitap, yeni bir peygamber göndermesine inanmamak akla da çok uygun gelmiyor. Sanırım bu aklın ön planda olduğu Hıristiyan topluluklar bu durumları günü geldiğinde masana yatıracaklardır. Tabii onların bu sorgulamasını temenni ederken, bu arada son dinin mensupları bulunan biz Müslümanların da İslam’a ne kadar layık bir temsil yapabildiğimizi sorgulamamız gerekecektir. Biz de bundan sorumluyuz.

Kitap, Avrupalıların yakın arkadaşı gibi

Paris sokaklarında ve özellikle de Seine nehri kenarlarında eski kitap satanların (sahafların) küçük küçük satış sandıklarının bulunması bana çok anlamlı geldi. Avrupa’da nerede olursanız olun, nasıl olursanız olun kitabı hayatın içinde bir yerlerde hemen bulabiliyorsunuz. Kitap insanlardan uzakta değil. Hatta bir pusula gibi çantalarında, telefonlarında, ulaşabilecekleri metro yolculuklarında raflarda. Avrupa’yı Avrupa yapan sır da bu olsa gerek.

Özgürlük, Fransalıların duyarlı oldukları bir kavram

Hürriyet anıtının bulunduğu, hürriyet meydanı, hürriyetin insan için ne kadar kıymetli bir varlık olduğunu gösterir nitelikte bir haşmete sahip. Cumhuriyetle yönetilen ülkelerde, şehirlerin en güzel meydanlarından birine “Cumhuriyet Meydanı” adını vermek adettendir. Hal böyle olunca, Fransa’nın pek çok şehrinde olduğu gibi Paris’te de şehrin en güzel meydanlarından birine “Cumhuriyet Meydanı” adı verilmiş. 

Dikkat çeken bir durum ki, bu insanlar özgürlüklerine düşkün. Özgürlükleri uğrunda hayatlarını verebilecekleri bir yüksek hamiyete sahipler. Bediüzzaman da, Meşrutiyetin kazanımı yolunda, yarı milleti de verilse idi yine ucuz, yine erzendir ifadelerini kullanmakta idi. Yani demek Fransızlar Bediüzzaman’ın bu özelliğini tanısalar, onu baş tacı edecek ve insanlık adına eserlerine sahip çıkacaklardır. Bu da çok uzak gözükmüyor inşallah. Çünkü insanların yaşadığı musibetler, savaşlar onları bir takım arayışlara itmiştir. Bu arayışlar da Risalerdeki ‘meyli taharri-i hakikat meyelanı’ ve ‘teşrik-i mesai’ anlamındaki kavramlar galebe çalacak ve beşer bu yaşadıklarını sorgulayacak ve akla mantığa uygun olan doğru İslam’ı bulup kabul edeceklerdir.

Nur medresesinin formatı her yerde aynı

Paris-Fosses’teki Risale-i Nur Medresesinde de haftanın belli günlerinde sohbetler var, gençlere dönük, çocuklara dönük dersler yapılıyor. Aynı mutat etkinlikler bayanlar için de geçerli. Böylece din bağı, Kur’ân bağı, iman bağı sürdürülmeye çalışılıyor. Kendini, değerlerini, kültürünü muhafaza etmenin ve sonraki nesillere taşımanın da başkaca bir yolu yok. İşte Paris’teki Nur mekânında akşam sohbetlere gelen gençler önce güzel ve geniş ortamda bir güreş yapıyorlar, bilek güreşi yapıyorlar, sonra derslerini dinliyorlar sonra da meyve gibi tatlı gibi ikramlara vasıl oluyorlar. Böyle bir tatlı masumiyet içinde Rabbin (c.c) rahmeti buralara celbedilmeye çalışılıyor.

Batı dünyasında ve Fransa’da daha çok dikkatinizi çekecek şey, elbette muhteşem sanat eserleridir. Şatolar, müzeler ve yeryüzü cenneti gibi şahane evlerdir. Dünya ve içindeki bütün ihtiyaçlar, hisler, hevesler düşünülmüş ve tatmin edilmiş. Ama manevî anlamda bir derinleşme olmadığı için bu madde de bir müddet sonra içindeki sakinleri sıkmaya başlamış. Maddesiz mâna, mânasız madde olamayacağı Batı’nın şimdiki ruh halinden de anlaşılıyor.

-Devam Edecek-

Okunma Sayısı: 1964
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı