"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

ŞİDDETİN ÇARESİ RİSALE-İ NUR

08 Mayıs 2011, Pazar
TÜRKÇE, Kürtçe, İngilizce ve Farsça olarak çıkardığı gazete ile tanınan gazeteci Aziz Aykaç, vefatından önce Yeni Asya’ya yaptığı değerlendirmede, “Risale-i Nur, bugün yaşadığımız şiddet, acı ve huzursuzluğun tedavisinin tek yolu. Ülke bütünlüğünü, kardeşliği isteyen ona dört elle sarılmalı” demişti.
VEFAT ETMEDEN ÖNCE YENİ ASYA'YA KONUŞAN GAZETECİ YAZAR AZİZ AYKAÇ:
Terör ve şiddetin tek çaresi Risâle-i Nur’dur
Bana göre yıllardır süregelen Doğu, Güneydoğu Anadolu olayları, daha doğrusu Kürt hadisesinin temelinde eğitimsizlik, işsizlik ve devletin, siyasî iktidarların bu bölgeye yönelik yanlış politikaları olmuştur.
Devlet ve dolayısıyla siyasî iktidarlar bu bölgelerde ağalığı, şeyhliği, aşiretçiliği ön planda tutmuş, bunları oy deposu olarak görmüş ve vatandaşı ise göz ardı etmiştir. İşsiz, aşsız ve eğitimsiz kalan halk ve dolayısıyla gençler o durumda zaman zaman çeşitli örgütlerin kucağına terk edilmişlerdir. Devletinden, hükümetinden yakın ve sıcak ilgiyi görmeyen, dışlanmış olarak kendisini algılayan Kürt halkı ister istemez bugünkü duruma sürüklenmiştir.
 Yine tekrarlıyorum bugün ülkemizde, bölgede yaşanan huzursuzluğun esas kaynağı geçmişteki politikacıların yanlış yönetimleri, yanlış politikası, bölge halkını, kalkınmasını göz ardı etmeleridir.
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri daha o tarihlerde Kürt konusundaki hassasiyetleri zaman zaman gündeme taşımış, ileriki zamanları işaret etmiştir. Böylesi bir zatın yetiştirdiği talebelerin de mutlaka bu ülkeye daima yararı ve müsbet yanları olmuştur, olmaya devam etmektedir. İnançlı ve imanlı olan hiçbir insan bu tür şiddet ve terör olaylarını tasvip edemez. Nur Talebeleri de aynen öyledirler. Memlekette her şiddet, her terör, her huzursuzluk vak’aları kesinlikle onları rahatsız kılıyordur.
Bediüzzaman Hazretleri’nin çizdiği yol ve verdiği işaretler ciddiye alınmış olsaydı, bugünkü hadiseleri yaşamamış ve görmemiş olacaktık sanırım.
Her şeye rağmen ümitsiz olmamak lâzım. Bu ülke hepimize yeter, yeter ki imanlı ve şuurlu olabilelim. Yeter ki dış güçlerin oyununa gelmeyelim. Kürt halkı da artık kimlerin ne istediğini değil, kendisinin ne istediğini söylemeli ve yasal yollarla bu haklarını savunmalıdır. Şiddetin, kanın, savaşın kimseye yararı olmayacaktır. Yöre halkı artık bu şiddet olaylarından bıkmıştır, barış ve huzur istemektedir.
Risâle-i Nur, bugün yaşadığımız şiddet, acı ve huzursuzluğun tam da tedavisinin tek yolu ve çaresi diye düşünüyorum. Ülke bütünlüğünü, kardeşliği, birlik-beraberliği, imanı isteyen Risâle-i Nur’a dört elle sarılmalıdır. Tek tedavi, tek çıkış yolumuz o olsa gerek. Yukarıda söylediğim gibi, Bediüzzaman Hazretleri yıllar önce bugünkü manzarayı anlatmak istemiş, işaret etmiş. Ancak anlayan olmayınca ne yazık ki bugünkü kör kuyuda bocalanıp duruyoruz millet olarak.
Bediüzzaman Hazretlerinin ilâç gibi, imanı koruyucu, barışı, güzelliği, insanca yaşamayı tesis eden fikirleri daima yaşamalıdır, yaşayacaktır da hiç kuşkusuz. İnsanlar buna muhtaçtır zira.
Ben şahsen tanıdığım günden beri Bediüzzaman Hazretlerini vazgeçilmez bir tabip olarak kabullendim. O her hastalığın hekimi ve tedavicisi olmuştur.
Terör ile Nurculuk asla bağdaşmayan, birbirine ters duran iki nesne gibidir. Bediüzzaman Hazretlerinin kitaplarından, eserlerinden, fikirlerinden mutlaka yararlanılmalıdır. Bana göre bölgemizdeki yanan, yıllardır yaktırılmak istenen ateşi ancak bu fikirler söndürebilir.
 
Aziz Aykaç kimdir?
1956 yılında Van-Özalp ilçesi, Savatlı Köyünde doğdu. İlkokulu köyde, ortaokulu Özalp’te, lise tahsilini ise Van Erkek Sanat Enstitüsünde tamamladı. 1979'da askerlik görevini bitirdi. Aynı yıl Nüfus Memuru olarak devlet dairesinde göreve başladı. Daha sonra Kaymakamlık Yazı İşleri Müdürlüğü görevine atandı. 21 yıl bu görevi yürüttü. Bu arada fahri muhabir olarak çeşitli gazetelerde, ajanslarda ve TRT’de görev aldı. İlkokuldan itibaren edebiyata, araştırmacılığa ve gazeteciliğe merak sardı. Lisede iken Nur Talebelerinin arasına ve Risâle-i Nur derslerine katıldı. Aziz Aykaç adını, özellikle Van’da Türkçe, Kürtçe, İngilizce ve Farsça olarak 4 dille çıkardığı Van Times gazetesiyle duyurmuştu. Van’da yayın yapan 2 gazetesi bulunan Aykaç, Akdamar Kilisesi’nin 19 Eylül 2011’de ilk defa ayin yapılacağı gün için de “Evimizi Ermeniler’e Açalım” kampanyası başlatmıştı. Van’a gelecek Ermeniler için başlattığı bu kampanya büyük ilgi görmüştü. Aziz Aykaç 8 Nisan 2011 tarihinde Ankara’da tedavi gördüğü hastanede 56 yaşında vefat etti. Cenazesi Van’da toprağa verildi. Evli ve 3 çocuk babası idi.
 
DR. ORHAN KAŞLIOĞLU:Terörü, ırkçı ve din karşıtı politikalar besleyip büyüttü
 
Nezaket gösterip Türkiye’nin uzun yıllardan beri önemli bir problemi olan Doğu ve Güneydoğu sorununun çözümü hakkındaki görüş ve düşüncelerimi soruyorsunuz. O bölgede doğup büyümüş biri olarak oradaki problemlere yabancı kalmamız, ilgilenmememiz düşünülemez. Kaldı ki, olaylar meseleyi memleket meselesi haline getirmiş olduğundan her vatandaş gibi milletimizin, memleketimizin, gelecek nesillerin istikbalinin ne olacağını merak etmekteyiz. Bu yüzden olayları yakînen takip etmeliyiz. Problemin kaynağı biraz eskiye dayanıyor. Osmanlı İmparatorluğunu yıkmak isteyen düşman, onun çok milletlerden oluştuğunu bildiği için Fransız İhtilâlinden sonra ırkçılık fikrini geliştirdi ve bunu Osmanlı’yı parçalamak için kullandı. Bu fikri benimseyen milletler birer birer Osmanlıdan koptular. İstiklâllerini ilân ettiler. I. Cihan Harbi bu süreci hızlandırdı. Bilhassa gayrimüslim unsurlar bağımsızlıklarını elde edip ayrıldılar. Anadolu’da yaşanan Kurtuluş Savaşından sonra Misak-ı Millî sınırları içinde kalan unsurlar Lozan Antlaşması sonucunda Türkiye Cumhuriyeti Devletini birlikte kurdular. Bu arada şunu hemen belirtmek isterim. Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan Kürtlere, Osmanlı’dan ayrılıp bağımsız Kürt devleti kurma yolunda kışkırtmalar olmuştur. Kürt Teali Cemiyeti kurulmuştu, fakat bu cemiyetin faaliyetleri o zaman İstanbul’da bulunan Bediüzzaman Said Nursî ve kendisi gibi düşünen arkadaşları tarafından engellenmiştir. Birkaç kişinin Kürt milletini temsil etmek gibi yetkilerinin olmayacağı öne sürülerek Kürt milletinin İngilizlere âlet olmasının önüne geçilmiştir. Kurtuluş Savaşından sonra teşkil edilen TBMM’de Anadolu’daki Müslim ve gayrimüslim bütün ırklar temsil edilmiştir. Bunlara Kürtler de dahildir. Lozan’da Kürtler yeni devletin aslî unsuru olarak kabul edilmiş, yani İslâm milletinden olarak gayrimüslimlere azınlık statüsü uygulanmıştır. Yeni kurulan rejim Garplılaşmayı hedefine almış, bu uğurda dinî mukaddesatlar başta olmak üzere geçmişle olan bütün bağları koparmayı esas alan bir hareket tarzını benimsemiştir. Bu durumu anlayan Said Nursî, Mecliste Kâzım Karabekir tarafından okunan 10 maddelik beyannamesinde bu siyasetin mahsurlarını ortaya koyan fikirlerini söylemiştir.
Özet olarak; Anadolu insanının Müslüman olduğunu, onların fıtratlarına uygun cereyan vermek gerektiğini, Şarkta yaşayan Kürtlerin bilhassa dindar ve dine bağlı olduklarını, o yüzden uygulanacak politikalarla dinden uzaklaştırılmamaları gerektiğini söylemiştir. Eğer bu insanlar dinden koparılırsa toplum hayatı için çok zararlı bir hal alabileceklerini ifade eder. “Bir Müslüman tereyağı gibidir. Bozulursa acılaşır yenmez. Bozulmuş bir Kürdü idare etmek zorlaşır. Çünkü anarşistleşen bir insanı ya istibdad-ı mutlak veya rüşvet-i mutlaka ile idare edebilirsiniz” diyerek o günün idarecilerini uyarmıştır. Fakat yeni idare bu tavsiyelerin tam tersi bir uygulama içerisine girmiş, ırkçı ve dine düşman bir politika uygulayarak kardeş olan Anadolu halkını birbirine düşman etmiştir. Doğudaki Kürt halkının varlığını, dilini, kültürünü son yıllara kadar inkâr ederek yok saymıştır. 1980 sonrası uygulamalar baskıcı ve zorba politikalar aldatılmış Kürt insanları tarafından oluşturulan terör örgütünün doğup büyümesine sebep olmuştur. Bugün Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan halkın büyük çoğunluğu devletine bağlıdır. Bu sonucun temininde bu bölgede ve Türkiye’nin her tarafında İslâm kardeşliğini canlı tutmaya çalışan Nur Talebelerinin katkısı çok büyüktür. Bediüzzaman’ın doğu meselesinin çözümü sadedinde önerdiği Medresetüzzehra modeli fiilen devlet tarafından gerçekleştirilmemiş olsa bile batı, orta, doğu ve güneydoğu yani bütün Anadolu sathında yaygın olarak bulunan Risâle-i Nur medreselerinde hayata geçirilmiş, faaliyetlerini icra etmektedir. Bediüzzaman, Doğunun geri kalmışlığını, cehalet, zaruret (fakirlik) ve ihtilâf (aşiretler arasında süregelen düşmanlığı kastediyor) olarak gösteriyor. Bunun çaresi olarak ilim/marifet, san’at ve ittifakı/ muhabbeti gösteriyor. Nur Talebeleri Kur’ân’ın bu asra bakan tefsiri olan Risâlelerle bir yandan insanların taklidî olan imanlarını tahkiki hale getirmek için çalışırken, bu arada hem İslâm kardeşliğinin pekişmesine hem de zihinlerde gerçek bir hürriyet anlayışının uyanmasına katkıda bulunuyorlar. Yani doğuda yaşayan insanların hür dünya insanları gibi doğuştan gelen demokratik hak ve hürriyetlerine kavuşmaları gerektiğini, bunun için müsbet hareketle, yani kavgaya başvurmadan elde etmeleri hususundaki çalışmalarına yardımcı olmaktadırlar.
Devlete düşen görev ise vatandaşlarının tamamının demokratik hak ve hürriyetlerini en kâmil mânâda sağlamak özellikle yöreye gönderdiği idarecileri halkla kaynaşabilecek, halkın değerlerine saygılı olan insanlardan seçmeli. Hizmetkâr devlet anlayışını benimsemeli, o bölgedeki okullarda fen ilimleri ile birlikte din ilimlerini de öğreten müfredat programları uygulanmalı. O yöre insanını kısa zamanda meslek sahibi yapacak ve hemen istihdam edecek tarzda sanayi ve ziraî kuruluşları hayata geçirmelidir. Henüz tamamlanmamış olan GAP Projesini bir an önce tamamlayarak halkın refah seviyesini yükseltecek çalışmalar yapmalıdır.
 
SON
 
MUSTAFA ÖZTÜRKÇÜ
Okunma Sayısı: 3238
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı