"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hutuvât-ı Sitte aynasında: İstanbul’un işgalinden Ortadoğu’nun işgaline İngiliz siyaseti-1

Ali Demir
27 Nisan 2026, Pazartesi
Her bir zamanın insî bir şeytanı:

“Âlem-i İslam’a indirilen darbelerin en evvel kalbime indiğini hissediyorum” diye feryat eden, helâket ve felâket asrının adamı Doğu Cephesi Gönüllü Alay Kumandanı Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin maddî cihattaki kahramanlık mücadelesinden sonra manevî ve propaganda savaşına karşı mücadelesinin bir tezahürü olan Hutuvât-ı Sitte isimli eseri çerçevesinde; tarihî süreç içinde ve günümüzde yaşanan Ortadoğu hadiselerine bakış açımızı değerlendirmeye çalışacağız inşallah. 

“Çanakkale Geçilmez” denilerek Çanakkale Destanı yazıldıktan sonra, Birinci Dünya Savaşı’nın nihayetinde Osmanlı Devleti’nin mağlup sayılması neticesinde imzalanan uluslararası antlaşmalarla Osmanlı ordusu dağıtılmış ve devlet, galip sayılan Avrupalı devletlerin hücumuna karşı korumasız kalmıştı. Bu savaşın ardından fırsattan faydalanan Avrupalı ülkeler, Anadolu’nun muhtelif bölgelerine asker çıkarıp işgale başladılar.

Bu hengâmda payitaht olan İstanbul; İngiltere, Fransa ve İtalya tarafından ortaklaşa işgal edilmiş, Yunanistan ise işgale gemileriyle destek vermiştir. Resmen 16 Mart 1920 tarihinde başlayan işgal, 4 Ekim 1923’te Türk ordusunun şehre girmesiyle son bulmuştur. Bu süre zarfında İstanbul’da, işgalci Fransız ve İtalyan kuvvetlerinden ziyade İngilizler hâkimiyet kurmuştur.

İngilizler, Osmanlı hanedanını ve idare merkezi olan sarayı kontrol altına aldıkları sırada, Rusya esaretinden dönmüş olan Üstad Bediüzzaman Hazretleri de İstanbul’da bulunuyordu. İngilizlerin İstanbul’da yapmak istediklerini ve Müslüman ahaliyi gizliden gizliye nasıl ifsat ettiklerini görünce, Arapça ve Türkçe olarak bir beyanname neşretti.

Daha sonra bu beyannameyi müstakil bir eser olarak da yayımlayan Bediüzzaman, Hutuvât-ı Sitte ismini verdiği bu çalışmasında İngiliz siyasetinin kodlarını deşifre ettiği için işgalci İngiliz komutan tarafından hakkında ölüm emri verilmiştir. Said Nursî Hazretleri bu emre ehemmiyet vermeden, ancak tedbiri de elden bırakmadan hazırladığı bu beyannameyi işgalcilere karşı gizlice bastırıp el altından dağıtmıştır.

Hutuvât-ı Sitte, kelime manası olarak “Altı Adım” veya “Şeytanın Aldatmaları” demektir. Bediüzzaman, İngilizlerin propagandalarında kullandıkları şifreleri çözerek Müslüman ahalinin, ulemanın ve idarecilerin uyanmasını; İngilizlerin desiselerine karşı uyanık olmalarını sağlamaya gayret etmiştir. Hatta o dönemde Şeyhülislamın, Anadolu’da başlatılan Millî Mücadele aleyhine verdiği fetvanın İngiliz baskısı altında alındığını beyan ederek geçersiz sayılmasını sağlamıştır.

Bakara Suresi’nin 168. ayetindeki “Şeytanın adımlarını (izini) takip etmeyin” uyarısının bir nevi tefsiri sadedinde telif edilen eserin ilk paragrafında, İngiliz siyasetinin kodlarını görmekteyiz. Üstad Bediüzzaman’ın o gün tespit ettiği şeytanî tuzakların, o tarihten günümüze kadar İngilizlerin işgal ettiği veya sömürgesi altına aldığı coğrafyalarda uyguladığı taktikler olduğu anlaşılmaktadır.

İnsanlığın “insî şeytanı” olarak vasıflandırılan ve “zalim, acımasız ruhlu” diye tarif edilen İngiliz siyasetinin şeytanî aldatmalarının; günümüz Ortadoğu’sundaki işgal teşebbüslerinde de benzer taktiklerle kullanıldığı rahatlıkla müşahede edilmektedir. Allah’ın rahmetinden kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınarak başlayan beyannamenin ilk paragrafı, “Her bir zamanın insî bir şeytanı vardır” şeklinde çarpıcı bir tarifle başlar. Cümlenin devamında kullanılan “şimdi” kelimesi, Risale-i Nur Külliyatı’ndaki genel kullanım mantığıyla sadece 1920’li yılları değil, ahir zamanın tamamını ve kıyamete kadar devam edecek dönemi kapsamaktadır.

Bu bağlamda; “...beşerde insan suretinde şeytanın vekili olan ruh-u gaddar, fitnekârane siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan” ifadesinin kelime kelime tahlili, günümüzü de aydınlatmaktadır. —Devam edecek—

Okunma Sayısı: 2516
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir Ceylan

    28.04.2026 11:26:55

    Mehmet Türeli abi kusura bakma dediğiniz istisnai durumdur. Tashihli Risale-i Nurlarda onlarca yerde Kürdistan kelimesi açıkça geçiyor. Üstad özellikle Üçünçü Said Döneminde yeniden Kürdistan kelimesini kullanmaya başlıyor. Bunun için indekslerden veya Risale-i Nur mobil programlarından Kürdistan kelimesini aratsanız bunu bariz bir şekilde göreceksiniz. Hatta Zübeyir abi bile Konferanst'a Kürdistan diyor. Risale-i Nur mobil programında arama yapıldığında yetmiş yerden fazla yerde Üstad'ın Kürdistan kelimesini kullandığı görülüyor. Lütfen artık bu kemalist milliyetçi anlayışı yıkalım. Üstad bir kelimeyi nasıl kullanmışsa öyle kullanalım.

  • Mehmet Türeli

    27.04.2026 23:32:03

    Üstad bizzat hayatta iken Kürdistan yerine Şark-i Anadolu tabirini, Said-i Kürdi yerine Said-i Nursi ismini tercih etmiş. Sebebi ise zamanla ırkçılığı çağrıştırır diye.

  • Kadir Akbaş

    27.04.2026 21:01:04

    Tebrikler. İsrail yönetiminin Türkiye'ye matuf tehditkar ve saldırgan tutumunun, Fransa ve Almanya'nın yeni Avrupa Güvenlik Statejisinde Türkiye'yi dışlayan yaklaşımları, buna karşılık Türkiye ile İngiltere arasında askeri, savunma ve diğer alanlarda gerçekleşen işbirliği ve anlaşmalar neyi işaret ediyor? Türkiye planlı bir itilme ile mi karşı karşıya, yoksa jeopolitiğin Türkiye ve İngiltere'ye dayattığı bir durum mu? Türkiye'nin İslam Aleminde başat bir rol üstlenmesinin önüne geçilmesi amaçlanıyor? Özel bir uzmanlık icab ettirse bile gelecek yazılarda bu hususlara da temas edilmesi faydalı olacaktır.

  • Abdulkadir Ceylan

    27.04.2026 11:24:31

    Bu güzel çalışma için tebrikler. Ancak lütfen isim ve sıfatları doğru kullanalım. Bediüzzaman Doğu Cephesi Gönüllü Alay Kumandanı değil, Kürt Milis Albayı'dır. Lütfen artık kemalizmin içimize ektiği milliyetçi refleksi bırakalım. Bir şeyin aslı nasılsa öyle kullanalım. Nasılki Risalelerin sadeleştirilmesine karşıysak orijinal kelimelerin milliyetçi devletçi refleksle değiştirilmesine de karşı olalım. Saygılar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı