Kur’ân-ı Kerîm insanı sürekli düşünmeye, ibret almaya ve aklını kullanmaya davet eder. “Neden düşünmüyorsunuz? Neden bakmıyorsunuz? Niçin ibret almıyorsunuz?” anlamındaki ayetler, kâinata sıradan bir bakışla değil, anlamaya yönelik bir bakışla bakmamızı ister. Çünkü insanın en büyük vazifelerinden biri, gördüğü şeylerin ardındaki hikmeti fark etmektir. Ancak insanlar çoğu zaman gaflet içinde yaşar. Yani her şey normal ve sıradan gelir. Ama hiç de öyle değildir.
Tesadüf yoktur
Etrafımızdaki bütün canlılar çok küçük minik başlangıçlardan yaratılır. Tohumcuklar, yumurtalar gibi. Bu küçük başlangıçların temelinde hidrojen, oksijen, karbon ve azot gibi maddeler vardır. Fakat bu basit görünen maddelerden sayısız çeşitlilikte canlılar ortaya çıkar. Bu durum bize açıkça gösterir ki, kâinatta görülen çeşitlilik ve düzen tesadüfün değil, sonsuz bir ilmin ve kudretin eseridir.

Tabiat Yaratıcı olamaz
Bazı insanlar her şeyin tabiat tarafından ya da tesadüfen oluştuğunu iddia eder. Ancak bu iddianın hiçbir sağlam temeli yoktur. Bir çekirdeğin ağaç olması için milyonlarca bilgi, plan, proje ve kudret gerekir. Dünyanın bütün teknolojisi bile bir çekirdeğe hayat verip onu ağaç yapamaz. Çünkü hayatı ve canlıları yaratmak, onlara şekil ve anlam, hikmet vermek yalnızca Allah’a aittir. Tabiat ise sadece Allah’ın yarattıklarından oluşan bir düzendir.
Çekirdeklerin sırları
Her çekirdek içinde muazzam bir bilgi taşır. Milyonlarca gen ve düzenli bir program sayesinde bitkiler büyür, gelişir ve meyve verir. Elma, armut, kavun ve karpuz gibi meyveleri sadece yemek için değil, aynı zamanda düşünmek için de görmek gerekir. Her bir meyve, bize kendisini yaratan bir Kudretin varlığını haber verir. Kâinattaki her varlık, dikkatle bakıldığında bir sanat eseri gibi okunur ve insanı Allah’a götüren bir davet mektubu olur.
Kâinat kitabı
Kâinat, okunmayı bekleyen büyük bir kitaptır. Bu kitabı doğru okuyabilmek için sadece bakmak yetmez. Düşünmek ve ibret almak gerekir. Gaflet insanı hakikatten uzaklaştırırken, tefekkür insanı hakikate yaklaştırır. Bu yüzden kâinat kitabını okumak, sadece bakıp geçmek değil, manasını ve hikmetini düşünmek, tefekkür etmektir.