T24 yazarı Murat Batı, asgari ücretin amacının bütçe dengelerini korumak değil, çalışanların insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesini sağlamak olduğunu söyledi.
Vergi hukuku uzmanı Prof. Dr. Murat Batı, asgarî ücret tartışmalarının yalnızca bütçe dengeleri ve maliyet hesapları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, asıl meselenin çalışanların insanca yaşayabilecek bir gelire sahip olması olduğunu söyledi. T24’teki yazısında asgarî ücretin yalnızca yeni işe başlayan veya niteliksiz iş gücüne ödenen ücret olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade eden Batı, bunun çalışanların barınma, gıda, sağlık, ulaşım ve kültür gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri asgarî gelir düzeyi anlamına geldiğini belirtti.

Vergi istisnası bütçeyi etkiliyor
Türkiye’de brüt asgarî ücretin 33 bin 30 lira, net asgarî ücretin ise 28 bin 75 lira seviyesinde bulunduğunu hatırlatan Batı, Avrupa ülkeleriyle yapılan karşılaştırmalarda Türkiye’nin alt sıralarda yer aldığını, kur artışları sebebiyle ücretlerin euro bazındaki değerinin de gerilediğini kaydetti. Batı, 2022 yılında yürürlüğe giren asgarî ücret vergi istisnasının yalnızca asgarî ücretlileri değil, tüm ücretli çalışanları etkilediğini belirterek, “Çünkü sistem gereği, tüm ücretlilerin asgarî ücrete kadar olan kısmı vergiden istisna edilmektedir. Dolayısıyla asgarî ücret arttıkça, yalnızca işverenin maliyeti değil, Hazine’nin vergi kaybı da büyümektedir. Bu artık teknik bir detay değil, doğrudan bütçe dengesini etkileyen yapısal bir sorundur.”
Bedeli vatandaşa ödetmeyin
AsgarÎ ücretin amacının bütçe disiplinini sağlamak veya vergi gelirlerini arttırmak olmadığını ifade eden Batı, “Asgaî ücretin varlık nedeni, çalışanın insan onuruna yakışır bir hayat sürdürebilmesini sağlamaktır. Nitekim Asgarî Ücret Yönetmeliği de asgarî ücreti tam olarak bu anlayış üzerine inşa etmiştir. Elbette Hazine önemlidir. Elbette bütçe dengeleri gözetilmelidir. Ancak bütçe disiplininin bedelini, zaten enflasyon karşısında alım gücü sürekli aşınan ücretlilere ödetmek de sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmaz. Devletin görevi bütçeyi çalışanların aleyhine daraltmak değil, bütçe ile toplumsal refah arasında makul bir denge kurabilmektir. Kaldı ki ücretlerin baskılanması kısa vadede bütçe rakamlarını iyileştirebilir. Ancak uzun vadede yoksullaşan çalışanlar, daralan iç talep ve bozulan gelir dağılımı sebebiyle ekonomiye çok daha ağır bir maliyet çıkarabilir” ifadelerini kullandı.
Haber Merkezi