"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kardeşim, hizmetin neresindesin?

11 Ocak 2015, Pazar
Aslında bu yazı kendimle olan bir hasbihalimdi. Belki siz kardeşlerime de faydası olur diye paylaşmak istedim.

Uzun zamandır kafamı kurcalayan sorular, cümleler kararsızlıklar vardı. Bir türlü okuduğum Risaleden lezzet alamıyordum. Risaleler sanki benden uzaklaşıyordu. Kendi kendime neden zevk alamıyorum diye düşünürken birden aklıma “şefkat tokatları” geldi. Hemen Onuncu Lem’a’yı açıp okudum. Ve sonra dedim Eyvah! Fatmanur şefkat tokadı yiyorsun. Hani her insanda ara ara olan duraksama dönemi olur ya, bende o döneme girmiştim. Tamda hizmetlerin en yoğun olduğu zamanda, kardeşler benden aşkla, şevkle hizmet beklerken bende tık yoktu. Acaba şevkim nereye gitmişti? Düşmüştüm kitaplara, o kitap senin bu kitap benim, neşriyatımızdaki kitaplara bile bakıyordum tek tek, sonra bırakıveriyordum. Bir türlü şevkim yerine gelmemişti. Bir müddet sonra rafta bana bakan son kitap kalmıştı Zübeyir Ağabeyin kitabıydı. Açtım ve karıştırmaya başladım. Kitabın arasından 2010 yılına ait bir not çıktı. “Dâvâsını ifade eden kazanır.” Bu yazıyı okuyunca kendime geldim. Dâvâmı ifade etmek için neler yapıyordum, şevkim neden kaçmıştı? Niye kendimi toparlayamıyorum derken, işte bu söz beni titretti ve kendime getirdi. 

O gece zihnimde bu sorularla yatmıştım. Ve o gece beni herşeyden sıyıran ve beni kendime getiren bir rüya gördüm. Boş bir sahrada tek başıma bir bilinmeze doğru ilerliyordum. Nereye gideceğimi bilmiyordum. Bir elimde Risalem, bir elimde Yeni Asya gazetem, bir yere oturup Risale okumaya başladım. Daha sonra bir abi geldi yanıma, “kardeşim namaz vaktidir benimle gel” dedi. Ben de abiyi takip ettim daha sonra büyük bir saraya girdik. İçeride bir çok insan gördüm. Namaz vakti olduğu için herkeste bir telâş vardı. Bir ara Zübeyir Abiyi gördüm safta ve “tamam doğru yerdeyim” dedim kendi kendime. Namaz kılınıp tesbihat yaptığımız sırada aynı abi gelip “Zübeyir Ağabey sizi çağırıyor” dedi. Bende bir heyecan, bir heyecan... Abiyi takip ettim, odaya girdiğim anda Zübeyir Ağabey bana yüksek bir sesle “HİZMETİN NERESİNDESİN KARDEŞİM” dedi. O an ne cevap vereceğimi bilmeden sustum ve hemen uyandım. “Ne yapıyorum ben” diye kendimi sorguya çekmeye başladım. Sonra bu rüya beni iki üç gün düşündürdü. “Hizmetin neresindeyim”?

Düşündüm, imanlıyım elhamdülillah ailem de imanlı. Dahası, Risale-i Nur Talebesi olmaya çalışıyorum dahası mı, bunun 4 sene eğitimini aldım. Cenâb-ı Hak onca insan arasından beni seçmişti. Ve en önemlisi bu âciz ve küçük omuzumuza, ihsan-ı İlâhî olarak verilen bu kudsî hizmetin öneminin farkına varamıyordum. Bu hizmet omuzumuza verilmişti ve ben bunu biraz ihmal etmiştim. Bu rüya ile ikaz edildiğimi düşünüp Rabbime hamd ettim.

Zaman zaman şevkimizi kaybedip, hizmette ihmale atalete düşebiliriz. Bu durumdan nasıl çıkacağımızı, âcizane ifade etmek istiyorum. Şevkimizin azaldığını, içimizden bir şey yapmak gelmediğini hissettiğimiz anda, kendimize rol model seçtiğimiz bir ağabeyi, özellikle Zübeyir Ağabey’i hatırlayıp, onun tavsiyelerini okuyalım derim. Yine de şevkimiz yerine gelmiyorsa, aşk ve şevk kaynağımız olan Risale-i Nur’ları daha fazla okumaya gayret edelim. Hem de nefsimizin itirazlarına rağmen daha çok okuyalım ki, nefis-şeytan bizden ümidini kesip uzaklaşsın, biz de hizmetimize devam edelim. 

Bize yol gösterici olan Zübeyir Ağabey’in şu tavsiyesini hiç unutmayalım: “Günde 10 sayfa okuyan imanını muhafaza eder. 15 sayfa okuyan şevke gelir, 20 sayfa okuyan hizmet eder.” İşte şevksizlik ve atalete karşı uygulayacağımız formül daima bu olmalı. Her gün 20 sayfa okumak, hatta elimizden geliyorsa daha fazla okumak, daha fazla şevk almak ve daha fazla hizmet etmek...

Bazen kendimizi muhasebeye çekelim. Facebook, twitter, ınstagram, whatsapp gibi uygulamaların başında durduğumuz kadar Risale-i Nurun başında durabiliyor muyuz? Semt derslerine veya umumî derslere en az sosyal medya araçlarına ayırdığımız zaman kadar zaman ayırabiliyor muyuz? 

Hadi gelin kardeşlerim, her gün kendimize soralım, “HİZMETİN NERESİNDEYİZ? 

Rabbim bu hizmete lâyık olabilmeyi ve aşkımızı şevkimizi diri tutabilmeyi, bir şefkat tokadı geldiğinde bunun farkına varabilmeyi nasip eylesin inşallah. 

Rüya ile amel edilmez elbette. Ama, içinde Zübeyir Ağabey’in olduğu bir rüyanın da sahih bir rüya olduğunu düşündüm, kendi hesabıma bir ikaz olduğunu kabul ettim ve onun için sizlerle de paylaştım. Haddi aşan bir ifadem olduysa affola diyor, Allah’a emanet olmanızı diliyorum.


FATMANUR DÜZENLİ

Okunma Sayısı: 2105
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı