"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Evrensel ahlâk ilkelerinin Kur’ânî temelleri

12 Nisan 2019, Cuma
Kur’ân-ı Kerîm ahlâkının temelini iman ve sevgi olarak tesbit eder. Bu temellere dayalı ahlâk prensiplerinde ise insanın kendisini ve toplumu tekâmül ettirici özellikler taşır.

İnsanın kendisine olduğu kadar başkalarına da değer vermesini, onların haklarını gözetmesini öngörür. İnsanın kendisini, ailesini ve içindeki yaşadığı toplumu ve dünyayı da hesaba katan Kur’ân, huzurlu, barış içinde, birbirini seven bir fert, bir aile, bir toplum ve bir dünya oluşturmak ister.

***

Ahlâk (morality, ethic) için tek bir tanım yoktur. Ancak genel olarak ahlâkın “bir davranış kodu” ve “toplum fertleri için bir rehber” olduğunu söylemek mümkündür. Bu davranış kodlarının ya da rehberin kendisi kadar temelleri de önemlidir. Kimi filozoflar ahlâkın temelinin insan tabiatı, kimileri akıl, bazıları da din olduğunu söylemişlerdir. Günümüz toplumlarında bu üç temel üzerine kurulu ahlâkî rehberlikleri görüyoruz. Ahlâkın toplumla birlikte bir anlam taşıdığı tartışılmaz bir gerçektir. Her toplumun adetleri, gelenekleri, düşünceleri farklı olduğundan farklı ahlâk prensipleri ortaya çıkmaktadır. Bir toplum için ahlâkî görülen bir davranış, bir başka toplum tarafından gayr-ı ahlâkî. Çünkü sadece bir bölgede yaşama şansı olan bir insanın herkesi mutlu edecek ahlâk prensiplerini tesbit etmesi mümkün değildir. İlâhî dinlerin asıllarından uzak bir şekilde hazırlanan ahlâk kodları ise, kişilerin ferdî duygu ve düşüncelerini, şahsî arzu ve isteklerini yansıtmaktadır. Bunların da çoğu insanı sadece bu dünyada yaşayan, hazlarını tatmin etmesi gereken bir varlık olarak gördüklerinden ahlâk teorileri de bu düşünceyi tamamlayıcı unsurlar ihtiva etmektedir.

İnsanları Yaratıcısından bağımsız fertler olarak algılayan ve ona göre prensipler ortaya koyan bu tür ahlâk telâkkilerinin topluma huzur ve barış getirmesi, insanları mutlu etmesi mümkün değildir. O halde bir toplum için değil, bütün insanlar için ve insanların iki dünyada da mutlu olmaları için ahlâk kodlarını belirlemek gerekir. Bunu da bizim gibi bir insanın ortaya koyması imkânsızdır. Bu ahlâk kodları, insanı yoktan yaratan ve ona sayısız duygular ve değişik kuvveler veren Allah tarafından belirlenmelidir. İşte bu ahlâk kodları en gelişmiş ve evrensel bir şekilde Kur’ân’da bulunmaktadır. Bu kodlar sadece teorik nasihatlerden ibaret değildir. Peygamberimiz Hz. Muhammed de (asm), bunların hayatıyla göstermiş ve insanlığa Kur’ân’ın ifadesiyle “üsve-i hasene” olmuştur.

Kur’ân-ı Kerîm ahlâkının temelini iman ve sevgi olarak tesbit eder. Bu temellere dayalı ahlâk prensiplerinde ise insanın kendisini ve toplumu tekâmül ettirici özellikler taşır. İnsanın kendisine olduğu kadar başkalarına da değer vermesini, onların haklarını gözetmesini öngörür. İnsanın kendisini, ailesini ve içindeki yaşadığı toplumu ve dünyayı da hesaba katan Kur’ân, huzurlu, barış içinde, birbirini seven bir fert, bir aile, bir toplum ve bir dünya oluşturmak ister. Kur’ân’ı ve onun yaşayan örneği olan Hz. Muhammed’i (asm) kendisine referans alan Said Nursî de, eserlerinde ahlâkın temelinin iman ve sevgi olduğu noktasından hareket eder. İslâm’ın özünde de imanın ve sevginin göstergesi olan muavenet, özgecilik, şefkat, başkasına da kendine de zarar vermeme, insanlığın faydası için çalışma gibi evrensel ilkeler vardır. Said Nursî’nin ahlâk öğretisi, hükümlerini akla tesbit ettiren İslâm dininin iman, sevgi, şefkat, fedakârlık, yardımlaşma, affetme, kardeşlik gibi temelleri üzerine oturmaktadır.

Felsefe Tarihinde Belli Başlı Ahlak Teorileri

İlkçağın büyük düşünürlerinden Sokrates, ahlâkta üstün olmanın bilgiye bağlı olduğunu, ancak doğru bilginin doğru eyleme ulaştıracağını bildirir. Ona göre ahlâklı olmanın özü, iyiyi bilmektir. Bilgi insanın iradesine etki eder. Hiç kimse bile bile kötülük işlemez, kötülük bilginin eksikliğinden ileri gelir. Bilgi öğrenildiği gibi ahlâk da öğrenilir. Sokrates’e göre ahlâk ile mutluluk (eudaimonia) aynıdır. (Gökberk, Macit, Felsefe Tarihi, Remzi Kitabevi, İst. 1980, s. 50)

Sokrates’ten etkilenerek ortaya çıkan Kyrene okulu, ahlâkta hedonizmi esas almıştır. Bu okula göre hazzı istemek ve aramak insan ve hayvan için tabiî bir duygudur. İradenin biricik amacı hazdır. Haz iyinin kendisidir. Hazzı sağlayan şey iyi, acı veren şey ise kötüdür. Bu ikisi dışında kalan şeylere de aldanmamalıdır. (Gökberk, A.g.e., s. 55)

Kyrene okulunun kurucusu Kyreneli Aristippos’tur. Bu şahıs aynı zamanda hedonizmin de kurucusudur. Sokrates mutluluğun ruhun sağlığı olduğunu dile getirirken, Aristippos ise, mutluluğun bir anlık haz duygusu olduğu ileri sürer. Ona göre maddî hazlar, manevî hazlardan daha üstündür. (Gökberk, a.g.e., s. 56) Bu okul ferdicidir. Toplum hayatına önem vermez.

Platon ise, Sokrates’ten etkilenerek ortaya çıkan okulların aksine ferdici değildir. Onun ahlâk telâkkisi sosyal ahlâktır. Ona göre tek kişinin değil, toplumun mutluluğu önemlidir. (Gökberk, a.g.e., s. 65)

Aristoteles bütün Yunan ahlâkçıları gibi, bütün çabalarımızın en yüksek amacının mutluluk olduğunu söyler. İnsanın özü akıldır. İnsan ancak aklının etkinliği ile mutlu olabilir. (Gökberk, a.g.e., s. 87) Aristoteles’e göre iyinin ne olduğunu bilmek, onu yapabilmek değildir. İnsan ancak iradesini eğitmekle güçlü isteklerine karşı koyabilir, aklın gösterdiğini yapabilir. (Gökberk, a.g.e., s. 88) Aristoteles, bazı erdemleri derin bir anlayışla işlemiştir. Ona göre bazı etik erdemler vardır. Cesaret, ölçülü-düşünceli olma, cömertlik, yüksek ruhluluk, adalet, dengeli olma, şan-şeref sevgisi, edep, şeref duygusu, ağırbaşlılık, dostluk bu çeşit erdemlerdendir. Bu çeşit erdemlerin özü de “doğru olan ortayı” bulmadır. Bu şu demektir: İsteklerimiz bizi hep kötü olan aşırılıklara doğru itip sürükler. Bu arada doğru görüş, bize iki aşırılığın ortasındaki doğruyu, “pek çok” ile “pek az”ın ortasını buldurur. Doğruyu yapa yapa edinilen alışkanlık da, hep bu doğru ortayı bulacak gibi irademizi ayarlar. Cesaret delice atılganlık ile korkaklığın, cömertlik müsriflik ile cimriliğin, ölçülü-düşünceli olma, dizginsizlikle düşüncesizliğin, adalet, haksızlık yapma ile haksızlığa katlanmanın; dengeli oluş, deli gibi kızıp köpürme ile vurdumduymazlığın arasında bulunan “doğru ortalar”dır. Ona göre insan, “zoon politikan”dır. Yani sosyal bir varlıktır. Bu yüzden ahlak olgunluğuna ancak toplumda erişilebilir. (Gökberk, a.g.e., s. 88)

Epikuros, hedonist ahlâk felsefesini yeniden canlandırır. Ona göre mutlu olmak isteyen filozof evlenmemelidir. Aile yükü ve sorumluluğu mutluluktan uzaklaştırır. (Gökberk, s. 101)

Aquino’lu Thomas, bütün skolastik çığırın en büyük düşünürüdür. Öğretisi bugün de Katolik kilisesinin resmî felsefesidir. (Gökberk, s. 170) Onun ahlâk öğretisi, intellektualisttir. Yani akılcıdır. Ona göre akıl ruhtan daha üst sıradadır. Çünkü akıl değerleri bilmesi ve amaçlar koymasıyla iradeye yön verir. Ancak irade kendi bakımından hürdür. Onda bir hür olarak seçme yeteneği vardır. İrade hürriyeti her türlü ahlâkın ön şartıdır. Bizim eylemimiz, Allah tarafından yaratılmış olan nesnelerin değer düzenine uygunsa iyidir. (Gökberk, s. 173) Thomas, Yunan felsefesinin dört ana erdemini (yiğitlik, ölçülülük, bilgelik ve adalet) benimser. Ama bunlara şu üç Hıristiyan erdemini de ekler. Bunlar inan, sevgi ve umuttur. İnan, alçak gönüllülükle inanmayı, sevgi yakınları sevmeyi, umut da Allah’ın inayetiyle kurtulmayı umut etmeyi ifade eder. (Gökberk, s. 174)

Malebrance, insanın eylemlerinin en olgununun Allah sevgisine ulaşmak olduğunu söyler. (Gökberk, s. 292)

Aydınlanma Çağında Shaftesbury, antikçağın dinden uzak ahlak anlayışına tekrar dönenlerinin başında gelir. Ona göre ahlâk duygusu, insanın eğilim ve eylemlerine uygulanan estetik bir duygudur. Bu ahlâkî estetik duygu, bütün tabiî olmayan, sosyal olmayan duyguları, yani çekememezlik, kötülük etmek, zulüm gibi ne kendimizin ne de başkalarının iyiliğini göz önünde bulunduran eğilimleri uygun bulmaz. Ona göre özgecilik önemlidir, ama bencillik de ihmal edilmemelidir. (Gökberk, s. 370)

Bernard de Mandeville ise, kendini beğenmişliğin, para ve mal hırsının, lükse ve eğlenceye düşkünlük gibi fenalıkların, eylemlerimizin zorunlu olan güdüleri olduğunu söyler. Bunlarsız bir toplum ne zengin olabilir, ne icat ve keşiflere varılabilir, ne de ticaret ve sanayi gelişebilir. Ona göre tabiî insan, erdemli insan değil, egoist insandır. Ona göre ahlâk, kendimizi herkesten üstün tutma çabası ile bunun okşanmasında doğan bir şeydir. (Gökberk, s. 372-375)

Bir Fransız düşünür olan Claude Adrien Helvetius da, Mandeville gibi, Hobbes’un bencillik sistemini geliştirmiştir. Ona göre de tabiî durum egoizmdir. İstediği de elden geldiğince çok ve sık duyusal hazza erişmektir. Erdem insanların toplum hayatlarında ortaya çıkan bir takım bencil davranışlardır. (Gökberk, s. 373)

Yine Fransız materyalistlerinden Lamettrie’ye göre de insan hayatının en son amacı mutluluktur. İnsan duyusal bir varlık olduğuna göre, duyu hazzı eylemin en yüksek amacıdır. Onun haz teorisinde esas olan maddî hazlardır. Mutluluk dayanağı, insanın düşünme bakımından olgun olması değil, maddî zevk alma yeteneğidir. Vicdan azabı ve günah duygusu yararsız ve temelsiz üzüntülerdir. (Gökberk, s. 374. Ayrıca bütün bu ahlâk teorileri ile ilgili olarak geniş bilgi için bkz: Turgut, Ali, Kur’ân-ı Kerîm’e Göre Ahlâk Esasları, Şamil Yayınevi, İst. 1980; Çubukçu, İbrahim Agah, Ahlâk Tarihinde Görüşler, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, Ankara, 1994; Güngör, Erol, Ahlâk Psikolojisi ve Sosyal Ahlâk, Ötüken, İst. 1997; Bertrand Alexis, Ahlâk Felsefesi, çev: Salih Zeki, sadeleştiren: Prof. Dr. Hayrani Altıntaş, Seba Yayınları, Ankara, 1999; Akarsu, Bedia, Mutluluk Ahlâkı, İnkılâp, İst. 1998)

Okunma Sayısı: 2272
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı