"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Takvimdeki tercih ve toplumdaki karşılığı

Erol Sarı
11 Şubat 2026, Çarşamba
Türkiye’de her yıl 1 Ocak resmî tatil olarak takvimde yerini alır.

Yılbaşı, dinî bir anlam taşımamasına rağmen uzun yıllardır değişmeden sürdürülen bu uygulama, artık sorgulanması gereken bir alışkanlığa dönüşmüştür. Buna karşılık, toplumun büyük çoğunluğu için derin manevî anlamlar taşıyan dinî geceler ve günler çalışma takviminin sıradan bir parçası olarak görülmeye devam etmektedir. Buradaki çelişki, sadece bir tatil meselesi değil, aynı zamanda devletin toplumsal değerlerle kurduğu ilişkinin de bir göstergesidir. 

Yılbaşı tatilinin gerekçesi çoğu zaman “uluslararası uyum” ve “modern takvim anlayışı” ile açıklanır. Oysa bu gerekçeler, meselenin özünü perdelemektedir. Çünkü takvim dediğimiz şey, sadece günlerin sayımı değil, bir toplumun neye önem verdiğinin de sessiz bir ilânıdır. Devlet, resmî tatil ilân ettiği günlerle vatandaşına şu mesajı verir: “Bu günler senin için durmaya değerdir.” Peki, bu durmaya değer günler kim tarafından, neye göre belirlenmektedir? 

Mübarek gün ve geceler, Ramazan’ın belirli günleri veya benzeri dinî zaman dilimleri, bu toplumda milyonlarca insan için sadece birer tarih değildir. O günlerde ibadet artar, aile bağları güçlenir, yardımlaşma ve dayanışma hissi zirveye çıkar. Buna rağmen bu günlerin hiçbirinin resmî tatil olarak değerlendirilmemesi, kamusal düzen ile toplumsal gerçeklik arasındaki mesafeyi büyütmektedir. Devletin tarafsızlığı, toplumun inanç dünyasına körlük anlamına gelmemelidir. 

Burada savunulan şey, dinî günlerin zorla dayatılması ya da herkes için bağlayıcı bir inanç rejimi oluşturulması değildir. Mesele, fiilî durumun kabul edilmesidir. Bu ülkede yılbaşı gecesi kutlama yapmayan, hatta o geceyi sıradan bir akşam olarak geçiren ciddî bir kesim varken; dinî geceleri ihya etmeyi hayatının merkezine koyan çok daha geniş bir toplum tabanı vardır. Takvim, bu gerçeği yok saydıkça adalet duygusu zedelenmektedir.  

Üstelik dinî günlere yönelik resmî tatil uygulaması, ekonomik ve sosyal hayatı felce uğratacak bir yük de değildir. Nitekim pek çok ülkede farklı inanç gruplarının kutsal günleri ya resmî tatil olarak tanınmakta ya da esnek çalışma modelleriyle bu ihtiyaç karşılanmaktadır. Türkiye’de ise mesele, uzun süredir “dokunulmaz” bir laiklik algısının arkasına saklanarak ertelenmektedir. Oysa laiklik, toplumun inançlarını kamusal alandan tamamen silmek değil, onları adil biçimde yönetmektir. ''Nasıl ki, hükûmet-i cumhuriye ‘dini dünyadan tefrik edip bîtarafane kalmak’ prensibini kabul etmiş; dinsizlere, dinsizlikleri için ilişmediği gibi, dindarlara da, dindarlıkları için ilişmemesi o prensibin icâbâtındandır.'' (Tarihçe-i Hayat, s. 376.) En azından resmî tatillere ek manada dinî gün ve gecelere saygı ile tatillerin şümulü genişletilmelidir. Bu vesile ile kamunun hak ve hukuku da gözetilmiş olacaktır. 

Yılbaşı tatili yerinde dursun ya da durmasın; asıl soru şudur: Bu ülkede milyonlarca insanın manevî hayatında merkezî bir yeri olan günler neden resmî takvimde karşılık bulamamaktadır? Bu soru cevapsız kaldıkça, takvim tarafsız değil, tercihli olmaya devam edecektir. 

Artık mesele bir “tatil talebi” olmaktan çıkmıştır. Bu, toplumun değerlerinin tanınması meselesidir. Takvimdeki bu sessiz tercih gözden geçirilmediği sürece, devlet ile millet arasındaki mesafe daha da açılacaktır. Oysa kanun yapmaya yetkili meclis bir an önce gündemine bu mevzuyu alarak çözüm üretmeli, aksi durumda kamu vicdanı ile sosyo-kültürel yapı arasındaki uyumsuzluğun mesuliyetini taşımaya devam edeceklerdir. 

Okunma Sayısı: 222
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı