Yıllarca İslâmiyeti terörizm ile bağdaştırıp aynîleştirmeye çalışanlar oldu. Aynı çabayı sinsice sürdürenler var hâlâ. Su uyur, onlar uyumaz. Her fırsatta İslâmiyeti ve Müslümanları karalamaya devam ediyorlar.
Bunlar ayrıca İslâmiyet hakkında peşin hükümlü, hatta peşinen düşman oldukları açıktır. Zira, kendileri de gayet iyi biliyorlar ki, İslâmiyet terörizm ile kat’iyen birleşmez ve bağdaşmaz. Demek ki, bile bile karalama ve sinsice saldırıya devam ediyorlar.
Onlar, İslâmiyete karşı akla ziyan düşmanlığa tam gaz devam ederlerken, Allah, onların başına terörden beter bir belâ açtı: İnsî şeytan Epstein belâsı…
«
Epstein’in Yahudî asıllı olduğu ve en çok irtibatlı bulunduğu kişilerin de Yahudî kökenli ve İsrail ile bir şekilde bağlantılı olduğu anlaşıldı.
Allah muhafaza, o habis ruhlu şahıs şayet Müslüman kimlikli biri olsaydı, küresel İslâmiyet düşmanlarının neler yapacağını ve bu hadiseyi nasıl köpürterek dünyaya servis edeceklerini kestirmek kolay değil.
Şükürler olsun ki, o şerir şahsiyet Müslüman değil. Onun yakın çevresi ve onunla iş tutan zındıka komitesi de mü’min ve muvahhid kimselerden müteşekkil değil. Şimdiye kadar ortaya çıkan bilgi ve belgelere göre, onunla işbirliği yapanların mutlak ekseriyeti dünyayı fesada vermeye çalışan din düşmanları ve masumların katilleridir.
«
Küresel çetenin aktif aktörü olarak görünen Epstein, belli ki dünya çapında faaliyet gösteren siyasîlerden, diplomatlardan ve istihbarat örgütlerinden de destek almış. Yani, ortaya saçılan mel’anetlerin tamamını tek başına yapmış değil; mümkün de görünmüyor.
Demek ki, gayet profesyonel bir şekilde sair (bir kısmı ismen henüz açıklanmayan) ortaklarından da ciddi mânada yardım ve destek almıştır.
Evet, İblis gibi taşlanan o adam sapık ve ahlâksız biridir. Ama, hadisenin çapı ve derinliği hesaba katıldığında, mesele, sadece sapıklıkla izah edebilecek gibi görünmüyor.
Evet, o şahsın olağandışı yöntemlerle ultra zengin olduğu anlaşılıyor. Ama, dünya genelinde gördüğü işler düşünüldüğünde, vakayı sadece zenginlikle izah etmek de imkânsız.
Besbelli ki, onunla aynı ekipte, aynı komite içinde çalışanların, özellikle arka plânda duran kişi ve odakların “dünya hâkimiyeti”ni ele geçirmek gibi bir hedefleri var. Onlara göre, hedefe gitmek için her şey mübah: Fuhuş, cinsî istismar, gizli kayıt, çocuk kaçırma, insan ticareti, uyuşturucu kullanımı ve kaçakçılığı, global faiz oyunları, bulaşıcı hastalık, mafyatik ilâç ağı, vesaire.
Yani, ortaklarıyla birlikte bilhassa kanunla suç sayılanları yaptırıyorlar ki, herkes için bağlayıcı olsun ve kimse çıkıp işlenen kötülükleri ifşâ etmesin.
«
Öte yandan, güyâ kamuya açıklanan belgeler üzerinde ciddî manada karartma var.
Kezâ, Epstein ile yıllardır iş tutan bazı politikacılar korunmaya çalışılıyor.
Bu da gösteriyor ki, ABD yönetimindeki liderler kadrosu ve müttefikleriyle ilgili bazı bilgiler özellikle saklı tutuluyor. Tâ ki, Kasım ayında yapılacak ara seçimlerde mevcut denge değişmesin. Şayet mevcut siyasîlerin söz konusu kanunsuz işlerin suç ortağı oldukları anlaşılırsa, siyasî dengelerin değişmesi kaçınılmaz hâle gelir.
«
Dünyayı sarsan şu Epstein Vakası, bir yönüyle İkinci Dünya Harbine benziyor. Yani, içinde ehl-i İslâmın yer almadığı, en azından Müslümanların birinci derecede aktör olmadığı bir post-modern savaş hali. İşte “Mevlâ çattırıyor, kuduzu kuduza.”
Gerçi, Epstein’in Suud Prensi Selman İle samimî bir fotoğrafı dolaşıma girdi. Kezâ, Epstein ile Gülen’in savunma avukatının aynı kişi olduğu ortaya çıktı. Lâkin, bu sabıkalı şahıslar İslâm dünyasını temsil etmediği gibi, yaptıklarından dolayı ehl-i İslâma bir nakise de gelmez inşallah.