“Günaydın”ın bütün dünyada geçerli, genel bir selâmlaşma mantığı olduğu iddiası, dil karşılaştırmasıyla geçerliliğini yitirir.
Batı dâhil dünyanın en çok konuşulan dillerinde (tahminî 5 milyar konuşan vardır) kullanılan ifadelerin tamamı hâlâ açık bir temenni (iyilik dileği) içerir:
İngilizce: Good morning (İyi sabahlar)
Almanca: Guten Morgen (İyi sabahlar)
Fransızca: Bonjour (İyi gün)
İspanyolca: Buenos días (iyi günler)
Portekizce: Bom dia (İyi gün)
Rusça: Dobroye utro (İyi sabah)
Hintçe: Shubh Prabhat (Hayırlı sabah)
Çince/Mandarin: Zaoshang hâo (İyi sabah) / Zao ān (Sabah huzuru)
Urduca: Subah Bakhair (Hayırlı sabah)
Görüldüğü üzere modernleşmiş toplumların dillerinde bile "iyilik" ve "hayır" vurgusu korunmuştur. Türkçede ise aynı kelime paranteze alınmış, yerine anlam dünyası muğlak bir "aydınlık" beyanı oturtulmuştur.
Konunun Dînî Çerçevesi: Hadis ve Fıkıh Perspektifi
Selâm meselesi yalnızca dil ve kültürle sınırlı değildir; doğrudan İslâm’ın hayat tasavvuruyla ilgilidir. Peygamber Efendimizin (asm) şu hadis-i şerifi bu noktada temel ölçüdür:
“Selâmı aranızda yayınız.” (Müslim, İman, 93)
Bu emir; ruhsuz, donuk ve mekanik hitapları değil; iman ve dua içeren bu güzel fiili yaymayı hedefler. İslâm fıkhında selam vermek sünnet, almak ise farzdır. Bu hüküm, yapılan eylemi şahsî tercih olmaktan çıkarıp bütün topluma sorumluluk yükler.
Sünnet olan bu kelâm, doğrudan Allah’ın selâmetini dile getiren "Selâmünaleyküm” dür. Dolayısıyla selâmın yerine nötr ifadelerin geçirilmesi, sünnetin yasaklanarak, hayatın içinden sessizce çekilmesidir.
Dönüşümün Arka Planı
Bu dönüşüm kısmen zorla ve özellikle sistematik bir tekrar yoluyla gerçekleşmiştir. Geleneksel selâmın tasfiyesi ve “günaydın” kalıbının yerleşmesi, toplumun zihnine şu ana kanallar üzerinden nakşedilmiştir.
• Dil Devrimi ve sadeleştirme yoluyla: “Özleştirme” adı altında dinî muhtevalı kelimeler tasfiye edilmiş, yerlerine “yapay” karşılıklar üretilmiştir.
• Sözlükler yoluyla: 1940’lardan itibaren Türkçe sözlüklerde belirmeye başlamış ve ısrarla tek “sabah selâmı” olarak tanımlanmıştır.
• Okul kitapları yoluyla: İlkokul kitaplarındaki diyaloglar üzerinden yeni nesillerin dili formatlanmıştır. Zihinlere kazınan o meşhur kalıp; “Öğretmen: Günaydın çocuklar / Çocuklar: Günaydın öğretmenim” repliğiyle, henüz çocuk yaşta yeni bir “normal” inşa edilmiştir.
• Resmî dil ve medya yoluyla: Radyo-TV programları, gazete sütunları ve resmî yazışmalar bu yeni dili tek geçerli norm hâline getirerek geçmişten gelen köklü ifadeleri kamu alanının dışına itmiştir.
Okullarda, televizyonda ve resmî hitaplarda kullanılan kalıplar zamanla yapay bir gerçeklik oluşturmuş; dua temennisi içeren ifadeler ise "farklı," hatta yadırganır hâle getirilmiştir. Bu, sekülerizmin en etkili baskı biçimidir.
Hâsılı kelâm, “günaydın” meselesi bir kelime tartışması değildir. Bu mesele, hayatın anlamla mı yoksa yavanlıkla mı karşılanacağı meselesidir. Selâmın içinden hayır ve dua çekildiğinde geriye yalnızca tınısı olmayan kuru bir ses kalır. Oysa ses unutulur; anlam kalır. “Hayırlı sabahlar” demek geçmişe dönmek değil; hafızayı ve anlamı bugünde diri tutmaktır.