"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Marketler savaşı mı?

Faruk ÇAKIR
06 Ekim 2021, Çarşamba
Hayat pahalılığını artık hissetmeyen kalmadı.

Her defasında ifade edildiği üzere israf içinde yüzen bir ekonomide ne devlet ne de aileler rahat edemez. Çünkü israf, nimetlere karşı bir hafife alma ve kıymetini bilmemektir. Aynı zamanda şükrün zıddı olan bu tavır, elimizde var olan nimetleri de kaybetmemize yol açar, Allah muhafaza...

Atalarımız, “Sen işi yokuş tut, iniş olursa ne iyi” demişler. Türkiye’yi idare edenler de ekseriyetle ‘yarın’ları düşünmeden adım attıkları için ekonomik anlamda hep rahat bir piyasa olacağını zannettiler. Tabiî ki hem Türkiye’nin hem de dünyanın şartları değiştiği için ekonomik sıkıntılar herkesi zorlamaya başladı. 

İdarecilerin bahanesi ise, yaşanan virüs salgını. Bu bahane bir bakıma doğrudur, ama zaten idareciliğin gereği ‘zor günler’e hazırlık yapmak değil mi? Türkiye’nin ekonomik anlamda zor günlere hazır olmadığı bu zaman zarfından görüldü.

İdarecilerin büyük bir hatası da, rakamlarla oynayarak pahalılık ve zamları gizlemeye çalışmak oldu. Vatandaşın çarşıda ve pazarda gördüğü fiyatlarla, açıklanan enflasyon rakamlarının birbirinden çok uzak olduğunu herkes gördü. Temel gıda maddelerindeki fiyat artışlarının yıllık olarak yüzde 20’lerde olduğuna kim inanır? Bir kilo yağın fiyatı geçen seneye göre yüzde 20 mi arttı? Bilhassa gıda ürünlerindeki fiyat artışlarının çoğu yerde yüzde yüzlere yaklaştığı ve bazı kalemlerde aştığını kim inkâr edebilir? Evet, meselâ ‘demir cevheri’nin fiyatı yüzde yüz artmamış olabilir, ama bu zaten vatandaşı doğrudan ilgilendirmiyor ki. Enflasyon rakamları tesbit edilirken oluşturulan ‘ürün sepeti’ndeki çeşitleri keyfi olarak değiştirmek marketlerdeki fiyatları düşürmeye tabiî ki yetmez.

Nihayetinde 80 milyonu zorlayan bir ekonomik tablo ile karşı karşıyayız. Buna karşılık gündeme getirilen ‘çare’lerin kesinlikle işe yaramayacağı belli. Ancak Türkiye’yi idare edenler ‘yanlışta ısrar’ını sürdürerek, bir bakıma ‘suları tersine akıtmaya’ çalışıyorlar. Neymiş, fiyatların artmasının sorumlusu market zincirlermiş. Ee, buna karşı ne yapılacakmış? Bin adet yeni bir ‘market zincir’ kurulacakmış. La havle... Yahu, Türkiye ve dünya gerçeklerinden bu kadar uzak bir bakış açısı olabilir mi? 

Tamam, ‘zincir market’lerin ‘kartel’ oluşturarak fiyat artışlarından sorumlu olmaları bir nebze mümkün olsa da, kabahatin bütününü onlara yüklemek hak perestlik midir? Zincir marketleri savunmak elbette işimiz değil, ama adaletli olmak icap etmez mi? Hem, o ‘zincir market’ler zincirlerine halka eklerken siz nerelerdeydiniz? Ön plandaki ‘üç harfli market’ler sizin devrinizde ve döneminizde büyümedi mi?

Ucuzluk temin etmek için ‘bin yeni market’ açmanın fiyatlar üzerinde ‘bir gram’ baskı oluşturması imkân ve ihtimal dahilinde midir? Kaba bir hesapla her ilçeye bir market anlamına gelir ki, yanardağ lavlarına kaşrı bir bardak su mesabesinde bile olmaz. 

İktidar fiyatları düşürmek istiyorsa işe kendi ürettiği ve tekel olduğu sahalardan başlasın. Meselâ, ÇAYKUR çaylarında indirim yapsın, mümkün olursa tabiî ki. Peki, zarar açıklayan bir ÇAYKUR, ürettiği çayı ucuza satabilir mi? Satsa bu zararı yine millet ödemek durumunda kalmaz mı?

Hayali adımlarla milleti oyalamayı bırakın ve sebep olduğunuz her türlü israfa son verin. Başka çare yok vesselâm.

Okunma Sayısı: 1100
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı