"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İkinci ANZAK (söz) savaşı!

Fatih Yargı
23 Mart 2019, Cumartesi 01:07
Milletlerin önce savaşıp sonra da yakın dostlukların kurulduğu ender savaşlardan biridir Çanakkale Savaşı.

Avustralya ve Yeni Zelanda’yla dostluğumuz yüz yıldan beri devam edegelmiştir. Bu dostluğumuz Türklerin, Avustralya’ya elli bir yıl önce ilk göçmen olarak geldiğinde daha da pekişmiştir. 1989 yılında Cumhurbaşkanı sıfatıyla Avustralya’ya ilk gelen Turgut Özal olmuştur. 2005 yılında ise başbakan sıfatıyla Tayyip Erdoğan her iki ülkeye de ziyarette bulunmuştur. Her yıl 24 Nisan’da Gelibolu adasında kutlanan ‘Anzak Şafak Ayini’ için binlerce Avustralya ve Yeni Zelanda halkı Türkiye’ye akın etmektedir. Ne yazık ki son yıllarda AKP hükümetinin iktidarında Avrupa, Amerika ve komşu ülkelerle yaşadığı sıkıntıların maalesef bir yenisi de bir hiç uğruna yıllardır ikinci vatanımız olarak huzur içinde yaşadığımız bu dost ülkeyle de ipleri koparma noktasına geldi. 

Malûmunuz 15 Mart Cuma günü Yeni Zelanda’nın Christchurch şehrinde iki camiye saldırıp kana bulayan beyaz aşırı sağcı, ırkçı terörist Avustralya vatandaşı çıktı. Olayın yaşandığı ülke ise Müslüman mültecilere en çok sahip çıkan ve dünyada en hümanist ülkelerden biri sayılan Yeni Zelanda.

Gerek Avustralya Başbakanı Scott Morrison ve gerekse Yeni Zelanda başbakanı Jacinda Ardern, olayın üzerine şiddetle gittiler ve Müslümanların yanında olduklarını her fırsatta gösterdiler. Camileri ziyaret ettiler. Meclis’lerinde bu konuyu sürekli gündemde tutup teröre karşı adeta Müslüman Hıristiyan dayanışmasını sağlamayı başardılar. 

Yaşadığımız Victoria Eyaleti Meclisi bu hafta bizim de iştirak ettiğimiz Müslüman liderlerin dâvet edilmesiyle özel olarak bu gündemle toplandı. Üzerine basa basa hem iktidar, hem de muhalefet tek vücut olup ‘bu bir terördür’ deyip olayı en ağır bir şekilde telin ettiler. Ücretsiz olarak İslâm okullarına ve Müslüman talebelerinin yoğun olduğu okullara psikolojik destek yardımı verdiler. Kilise görevlileri, siyasetçiler ve birçok vatandaş camilere akın etti. Hepimiz biriz mesajı verdiler. Camiler adeta çiçek bahçesine döndü. Her iki lider de o vahşi katliâm görüntülerinin yayınlanmaması için sürekli ikazda bulundular. Hatta Ardern, ‘Ben o teröristin, o katilin adını bile anmayacağım’ diye beyanat verdi. 

Peki Türkiye’de ne oldu? Maalesef bu vahşi olay üç beş oy uğruna seçim mitinglerinde halka gösterilip insanların duygularıyla oynandı. 

Seçim malzemesi yapıldı. O yetmedi, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çanakkale Savaşı’nın 104’üncü yıl dönümü töreninde yaptığı konuşmada, “Biz buradayız, biz Çanakkale’deyiz. 1000 yıldır buradayız, kıyamete kadar da burada olacağız. Dedeleriniz geldiler, burada olduğumuzu gördüler, kimi ayakta kimi tabutta geri döndüler. Aynı niyetle gelecekseniz sizi de bekleriz. Sizleri de dedeleriniz gibi uğurlayacağımızdan hiç şüpheniz olmasın” gibi gereksiz ifadeler kullandı. Sanki Avustralya ve Yeni Zelanda hükümetleri ve kamuoyu bu lânet olası terör olayına sahip çıkıyormuş da biz de onlara ‘haydi bakalım bir deneyin de size gününüzü gösteririz’ demiş olduk. 

Erdoğan’ın, “Eğer Yeni Zelanda devleti gereğini yapmazsa biz gereğini yaparız’” demesi de Yeni Zelanda hükümetinin tepkisini zaten yeterli olarak üzerine çekmişti.

 Oysaki binlerce askerin, polisin ve masum vatandaşımızın şehit edilmesinin sorumlusu Abdullah Öcalan’ı ipten kurtaracak idam cezasını kaldıran kararı AKP hükümeti almıştı. Şimdi de başka ülkelerin hukuk sistemini bırakın eleştirmeyi, “gereğini yaparız” diye tehdit savuruyoruz.

Arkasından da Morrison, Türkiye’nin Canberra Büyükelçisi çağırılıp, ilişkilerin gözden geçirilmesi konusunda “tüm seçenekleri” değerlendireceğini söylemesi ilişkileri tamamen gerdi.

 Morrison, “Böylesine hassas bir ortamda, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın sözlerinin, pervasızlık ve Avustralya halkı için çok rencide edici olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı. 

Ankara’nın o açıklamalar için cevabını beklediğini belirten Avustralya Başbakan’ı iki ülke arasındaki ilişkilere dair bütün seçeneklerin masada olduğu vurgusunu yaptı.

Açıkçası Erdoğan’ın bu konuşmayla neyi elde etmek istediğini anlamış değiliz. Burada yaşayan yüz elli bin Türk vatandaşının huzurunun kaçmasının kimseye faydası olmayacağı kesin. Bu gereksiz gerilimin bir an önce bitmesini arzu ediyor ve bundan en çok zarar görecek olan yarım asırdır burayı yurt edinmiş olan biz Avustralyalı Türklere olacağını düşünüyoruz. 

Ve bir hiç uğruna!

*

ANZAK nedir?

Birinci Dünya Savaşı’nda, İngilizlere destek vermek amacıyla oluşturulan birliklere ANZAK (Anzac) adı verilmiştir. Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu anlamına gelen (Australia and New Zeland Army Corps) kelimelerinin baş harflerinden meydana gelmiş bir kısaltmadır.

Okunma Sayısı: 1217
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı