"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Taşıyla, toprağıyla mübarek şehir: Şanlıurfa

13 Kasım 2019, Çarşamba 12:35
Şanlıurfa Gezi Notları - 1

HABER- FOTO: KÜBRA ÜNÜVAR
kubra_unuvar@outlook.com

***

Taşıyla, toprağıyla mübarek şehir: Şanlıurfa

Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin ‘taşıyla, toprağıyla mübarektir’ dediği şehirlerden biri olan Peygamberler şehri Şanlıurfa’ya bir dost vesilesiyle gitmek nasip oldu. Uzun yıllar boyunca doğunun mübarek topraklarında yaşayıp, idrak edemediğim çok şey olduğunu bu şehrin tarihine bakınca, gezip görünce anladım.

Hz. İbrahim, Hz. Eyüp, Hz. Elyasa, Hz. Şuayb, Hz. Nuh, Hz. Musa, Hz. Lut, Hz. Yakup peygamberlerin yaşadığı Şanlıurfa, coğrafî konumu dolayısıyla üzerinde tarih boyunca birçok devlet ve beyliğin hüküm sürdüğü, değişik kültürlerin geçiş ve kaynaşma alanı olmuştur. İlk ve orta çağda eski uygarlık merkezlerinden olan Mezopotamya ve Arap ülkeleri ile Avrupa arasındaki bazı yollar Şanlıurfa üzerinden geçmekteydi. Şanlıurfa doğuyu batıya bağlayan birçok tarihî, ticarî ve askerî yolların üzerinde yer almış olması dolayısıyla geçmişte ve günümüzde önemli bir il olmuştur. Biz de bu mübarek şehirde ilk rotamızı Balıklıgöl ve çevresine çeviriyoruz.

Hz. İbrahim’in (as) doğduğu mağara

İlk olarak Hz. İbrahim’in (as) doğduğu mağaraya gidiyoruz. Büyük bir alana sahip Balıklıgöl ve çevresi dışarıdan girildiği ilk anda huzuru ve maneviyatı yüzümüze çarpıyor. Hz. İbrahim’in (as) doğduğu mağara ve ateşe düştüğü yer, Halil-ür Rahman ve Aynzeliha göllerinin doğusunda, Mevlid-i Halil Camii avlusu içerisinde yer alıyor. Hz. İbrahim (as) bu mağarada yedi yaşına kadar kalmıştır. Mağaranın içerisinde bulunan şifalı suyun birçok hastalığı iyileştirdiğine inanılıyor. Fakat şunu da fark ediyoruz, su ne kadar şifalı da olsa, şifayı verecek olan Allah’tır. Bu mağaranın yanına Osmanlı Dönemi’nde Hz. İbrahim’in (as) hatırasına Mevlid-i Halil adı verilen küçük bir cami yapılmış. İbrahim Peygamberin (as) makamını ziyaret etmeye gelen binlerce kişiye bu cami küçük gelmeye başlayınca, bunun yanına 1986 yılında çifte minareli büyük bir cami inşa edilmiştir. 

Avlunun içinde Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin vefat ettiğinde, ilk gömüldüğü kabir de bulunuyor. Şanlıurfa halkının ve gelen ziyaretçilerin Üstad Hazretleri’ne besledikleri sevgi ve muhabbet de gözümüzden kaçmıyor. İlk defa gelenler Üstad’ın hâlâ orada yattığını, ya da mezarının Isparta’da olduğunu söylüyorlar. 

Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin vefat ettiğinde, ilk gömüldüğü kabir.

Biz de bilinen yanlışları düzelterek, Üstadın mezarının bilinmediğini anlatarak sonraki durağımıza doğru ilerliyoruz.

Balıklı Göl’ün oluşumu

Balıklıgöl kısmına geldiğimizde bu gölün nasıl oluştuğuna dair bilgilere ulaşıyoruz. ‘Göl, bütün saray halkının törene gittiği bir tören gününde Hz. İbrahim, sarayda bulunan putlar bölümüne girer ve bir balta alarak bütün putları parçalayarak baltayı da en büyük putun üzerine asar. Törenden dönenler karşılaştıkları manzara karşısında şaşkınlık ve endişe içerisinde Nemrut’a haber verirler. Kim tarafından yapılmış olabileceğini soran Nemrut’a rahipler, yapan kişinin Hz. İbrahim olabileceğini söylerler. Bunun üzerine Nemrut bir kurul oluşturur ve Hz. İbrahim’in yargılanmasını ister.

Hz. İbrahim’in yaptığı açıklama Nemrut’u iyice sinirlendirir. Hz. İbrahim, Nemrut’un emri ile yakalanır ve yakılması için hazırlıklar yapılmaya başlanır. Halilürrahman Gölü’ nün olduğu yere, her taraftan toplanan odunlar getirilerek odunlardan adeta bir dağ meydana getirilir. Urfa kalesinin, 7 kişi tarafından ancak sarılabilen 2 sütunu yaptırılır ve Hz. İbrahim’in sütunlar arasına bağlanılarak halat ile ateşe fırlatılması planlanır.

Zeliha’nın gece gündüz babasına yalvarması da işe yaramaz ve Hz. İbrahim, sütunlar arasına gerilerek ateşe fırlatılır, ancak odun yığınlarının arasına düştüğünde yanması beklenirken Hz. İbrahim’in odunların arasında düşmesi ile ateşin olduğu yerin göl haline dönüşmesi aynı zamanda olur. Ateş, göle dönüşürken odunlar ise yanmaları dolayısıyla üzerinde kara lekelerin bulunduğu balığa dönüşürler.’ Başka rivayetlere göre suyun içinde balıklar kutsal sayılıyor.

Urfa’yı tepeden seyretme imkânı

Balıklı Göl’ün hemen arkasında bulunan Aynzeliha ise, rivayetlere göre, Hz İbrahim ateşe atılacağı zaman, Nemrut’un kızı Zeliha, Hz. İbrahim’in dinine iman ettiğini söyleyince, babası tarafından ateşe atılır. Zeliha yanarak can verir. Daha sonra, Zeliha’nın düştüğü yerde bir göl oluşur. Bu göle de Aynzeliha (Zeliha Gölü veya Pınarı) adı verilir. Diğer bir rivayette ise, Zeliha’nın gözyaşlarından oluştuğu için ve Arapça’da gözyaşı anlamına gelen “Aynzeliha” adı verilmiştir. Halk inanışlarında göl veya göldeki balıklar kutsal sayılıyor. Bu gölün etrafında ise insanların rahatlıkla oturup, tefekkür edeceği yerler mevcut. Kalenin eteklerine yapılan çay bahçelerinde ise bir elinizde çay bir elinizde kitap, ayaklarınız altında bu mübarek şehir Urfa’yı tepeden seyretme imkânı da oldukça güzel. Ayrıca çevrede eski zamanlardan kalma medreseler var. Bu medreseler, kütüphaneye ve el emeği ile yapılan ürünlerin satılması için odalara çevrilmiş.

Hz. Eyyüb sabır makamı

Peygamberler arasında sabrı ile tanınan Hz. Eyyüb’ün hastalanıp çile çektiği mağaranın da yer aldığı makam, ilk uğrak noktamız oluyor. Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesinde bulunan Eyyüb Peygamberin (as) makamı insanı derinden etkiliyor. Makam, amansız bir hastalığa yakalanan Eyyüb Peygamberin (as) iyileşene kadar kaldığı yer olarak biliniyor. Hz. Eyyüb’ün (as) hastalığı süresince kaldığı çile mağarası ile hastalığı esnasında tedavi olduğu belirtilen su kuyusu ve Eyyüb Peygamberin (as) sırtını dayadığı sabır taşını da görme imkânı da buluyoruz.

Makamın hemen karşısında bulunan su kuyusundan gelen suyla şifa bulduğu rivayet ediliyor Eyyüb Peygamberin (as). Okuduğumuza göre, Peygamberin (as), vücudunun her tarafı yara bere içerisinde olduğundan vücudunu kurt kaplıyor. Ne zaman ki kurtlar kalbine sirayet etmeye çalışınca bu Azîz Peygamber Allah’a sığınarak duâ ediyor. Cenâb-ı Hak, sevgili kulu Hz. Eyyüb’ün (as) duâsını kabul eder. Topuğunu yere vurmasını, çıkacak olan su ile yıkanmasını ve bu soğuk suyu içmesini emreyler. Hz. Eyyüb (as) emr-i İlâhî’yi yerine getirir ve topuğunu yere vurur, mu’cizevi soğuk bir su fışkırır. Hz. Eyyüb (as) bu serin sudan yıkanıp içerek vücudunun hem içini, hem dışını onunla temizler. Böylece hastalıklardan kurtulur.”

-DEVAM EDECEK-

 

Etiketler: şanlıurfa
Okunma Sayısı: 1089
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı