Türkiye’yi hüzne boğan 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde, ahirete göçenleri rahmetle anıyoruz. Allah bir daha böyle acı yaşatmasın diyoruz.
6 Şubat 2023’te Türkiye tarihinin en yıkıcı felâketlerinden biri yaşandı. Kahramanmaraş merkezli depremler, saat 04.17’de başlayan ve 13.24’te gelen ikinci büyük sarsıntıyla 11 ili derinden sarstı. 53 binden fazla insan can verdi, milyonlarca kişinin hayatı bir gecede değişti. Felâketin üzerinden 3 yıl geçti ama acı, hâlâ ilk günkü tazeliğiyle duruyor.
Asrın felâketi olarak kayıtlara geçen depremler, sadece binaları değil, şehirlerin hafızasını da yerle bir etti. Hatay’dan Adıyaman’a, Kahramanmaraş’tan Malatya’ya kadar geniş bir coğrafyada evler yıkıldı, sokaklar sustu, zaman âdeta durdu. O gece, binlerce aile bu dünyadan ayrıldı. Hayatta kalanlar ise enkazların gölgesinde yeni bir hayata tutunmaya çalıştı.

Depremler ilâhî ikazdır
Bediüzzaman Said Nursî, “Zelzele gibi vâkıalar olan şu hadisât-ı kevniye, tesadüf oyuncağı değildir” diyor. (Sözler, s.156) Depremleri sadece coğrafî bir hadise olarak göremeyiz. Risale-i Nur’da depremlerin çok hikmetleri izah edilmiştir. Deprem gibi hâdiseler, gaflete dalmış insan için şefkatli bir ikazdır. Dünya hayatının geçiciliğini ve insanın aczini ders verir. Masumların zarar görmesi ceza değil; onlar için rahmet, şehadet ve terfi-i derecattır. Musibet anlarında zayi olan mal ise sadaka hükmüne geçer. Çekilen sıkıntılar da günahlara kefaret olur. Bu açıdan baktığımızda asıl felâket, musibetin kendisi değil, ondan ibret almamaktır. İkazı anlamayan kalp için musibet manasızlaşır.
İSTANBUL - MEHTAP YÜKSELTEN