6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan ve Kahramanmaraş depremleri” diye adlandırılan depremler Türkiye ve milletimiz açısından büyük bir yıkım ve acı anlamına gelir.
O gün dokuz saat arayla meydana gelen, merkez üsleri sırasıyla Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan, 7,8 Mw ve 7,6 Mw büyüklüklerindeki depremler tam anlamıyla şok etkisi meydana getirmişti.
Bu depremler neticesinde ülkemizde resmî açıklamalara göre en az 53 bin 537 öldü ve toplamda 138 binden fazla kişi ise de yaralandı. Ayrıca depremlerin ardından büyüklüğü 6,7 Mw’e kadar varan 45 binden fazla artçı sarsıntı yaşandı. Bu tablo elbette 1999’da meydana gelen ve başta İstanbul olmak üzere Marmara Bölgesini etkileyen “Gölcük Depremi”nden çok daha büyüktü. 17 Ağustos 1999’daki “Gölcük Depremi, İzmit Depremi ya da Marmara Depremi” diye adlandırılan deprem tüm Marmara Bölgesi’nde hissedilmişti, ancak resmî raporlara göre 17.480 kişi ölmüş ve 23.781 kişi yaralanmıştı. Bu rakamlar bile iki deprem arasındaki tahrip büyüklüğünü görmeye yeter.
6 Şubat 2023’de meydana gelen deprem, Kahramanmaraş başta olmak üzere, Adıyaman, Kilis, Diyarbakır, Gaziantep, Osmaniye, Şanlıurfa, Adana, Malatya ve Hatay illerini etkiledi ve bu iller afet bölgesi ilân edildi.
Kahramanmaraş depremi ve sonraki günlerde yaşananlar gösterdi ki, maalesef ülkemiz; yaşanan depremlerden ve felâketlerden yeteri kadar ibret ve ders almıyor. Nereden biliyoruz? 1999’da yaşanan depremden sonra alınması gereken tedbirler alınmış olsaydı, 6 Şubat 2023’deki deprem bu kadar yıkıcı olur muydu? Deprem sonrasında ortaya çıkan tablo, tedbirlerin sadece sözlerde kaldığını ve hayata geçmediğini gösterdi.
Peki, bugün için başta büyük şehirlerimiz olmak üzere Türkiye’nin muhtemel bir depreme hazır olduğunu söyleyebilir miyiz? Söyleyemeyiz, çünkü 1999 depreminden sonra İstanbul’u yıkıp yeniden yapma sözü verildiği halde bu tam olarak yapılamadı. Resmî açıklamalara göre yüzbinlerce binanın yıkılıp yeniden yapılması gerekir. Bu sıralarda ‘kentsel dönüşüm’ adı altında kısmen bina yenilemeleri yapılıyor, ama bu olması gerekenin her halde yarısı bile değil. O halde değil 1999’daki depremden, 2023’deki depremden de ibret ve ders almadığımız ortaya çıkmış oluyor.
İşte, deprem enkazlarının altından çok sesler geliyor, ama esas sesin “Tedbir alın, tedbir alın, tedbir alın” şeklindeki çığlık olduğunu görelim. Evet karın doyurmayan övünmeleri bir yana bırakalım ve muhtemel depremlere karşı tedbir alalım!