Yeni Asya Yönetim Kurulu Üyesi Ali Vapurlu: “İnsan, kâinatın maddî ve manevî yapısıyla, hem madde hem de manevî duyguları itibariyle kâinat kitabının bir fihristesi veya kâinat sarayının bir maketidir.”
Yeni Asya Yönetim Kurulu Üyesi Ali Vapurlu, Mersin Yeni Asya Hizmet Merkezi salonunda ‘Risale-i Nur Penceresinden İnsan Tanımı ve Yaratılış Gayesi’ konulu bir seminer verdi.
İnsanın Cenab-ı Hakk’ın antika bir sanatı olduğunu hatırlatan Ali Vapur, “Eşi benzeri olmayan kâinat sultanının bir eser-i sanatı olmak itibariyle insan, antika bir sanat-ı ilahiyedir. Ve eşref-i mahlûkattır. Kâinatın en şereflisi olan bir konumdadır. Yine insan halife-i arzdır. Arzın halifesi, bütün mahlûkat üzerinde tasarrufu olan bir varlıktır. Yine insan en güzel surette yaratılmıştır. Cenab-ı Hakk’ın binbir Esma-i İlahiyesi kâinat simasında tecelli ettiği gibi arz simasında ve insan simasında da tecelli edip, yansıyor. İşte biz böylesi cami parlak ayine-i ilahiye, esma-i İlahiyeye muhatap olan bir ayine olduğumuzu unutmamamız lazım” dedi.
Kâinat ve insan arasındaki benzerliklere vurgu yapan Vapurlu, “Ve insan, yaratılış itibariyle adeta, kâinatın bir fihristesidir. Kâinatın maddi ve manevî yapısıyla hem madde hem de manevî duyguları itibariyle kâinat kitabının bir fihristesi veya kâinat sarayının bir maketidir. İnsanda manevî duygular itibariyle ruh var. Kâinatta ise ruhlar âlemi var. İnsanda kuvve-i hafıza var. Büyük insan olan kâinatta, Levh-i mahfuz var. İnsanda kuvve-i hayaliye, kâinatta da âlem-i misal var. Yani bu anlamda insan küçük bir kâinat, kâinat ise maddesi ve manasıyla büyük bir insandır. Dünyanın dörtte üçü su, insanın da dörtte üçü sudur. Dünyada 107 element var, insanda da 107 element var. Yani insan kâinata bir misal-i musağğar olarak bir fihriste olarak yaratılmıştır” şeklinde konuştu.
Risale-i Nurları bol bol oku
Zübeyir ağabeyden bir hatırasını nakleden Vapurlu; ”Rahmetli Zübeyir ağabey Ankara’ya geldiği zamanlar kendisiyle yaptığımız görüşmelerde ‘ağabey, bize birtavsiyen var mı?’ diye sorduğumuzda, ’Kardeşim! Sana tavsiyem şu ki, Risale-i Nur’la istidatlarını, kabiliyetlerini inkişaf ettirebilmek için bol bol oku.’ demişti” diye konuştu. Risale-i Nur’lar Kur’ân’ın ve imanın bu asrın idrakine ve anlayışına bir ders-i manevîsi ve bir tefsir-i manevîsi olduğunu kaydederek, “İşte o tefsir-i manevîsi olan hakikati Kur’ân’iye ve İslamiyetin hakikatlerini biz ne kadar okursak, anlayabilirsek, idrak edebilirsek, o ölçüde istidat ve kabiliyetlerimiz neşv-ü nema bulacak, gelişecek. Cenab-ı Hak bu Nur’un hakikatlerini bu manada, bol bol dkuyarak, istidat ve kabiliyetlerimizi inkişaf ettirerek o saadet-i ebediye yolarında, yolumuzu aydınlatsın. İnşaallah” ifadelerini kullandı.
Hüseyin Küçükoğlu / Mersin
Haber Merkezi