"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

M. Selahaddin Vatansever’e dair hatıralar

İsmail Hakkı AVCI
04 Şubat 2021, Perşembe
Fıkra deyince aklıma Nasreddin Hoca’dan evvel merhum Selahaddin Vatansever gelir. Çünkü merhum nüktedan bir adamdı.

Fıkra; okurken veya dinlerken güldüren ve düşündüren söz veya yazılardır. Bazı gazete köşe yazılarına da fıkra denir. Aslen Üsküplü olup, daha çok Şarklı’ya benzerdi. Zaman zaman yanına uğradığımda bunu bana defalarca anlatırdı.

Merhum Selahaddin Vatanseverle 1980’li ve 90’lı senelerden Şirinevler’den tanışırız. 1980’li yıllarda bir gün ailecek evine gitmiştik. Bana Yeni Asya’nın kitaplarından ikişer tane almıştı. (O zaman Merve yoktu.) Bu durumu şöyle izah etmişti: “Birini Elif’e alıyorum, kendisi naparsa yapsın.” Kendisi çocukların resmini de çekmişti.

Zeytinburnu’nda Bozkurt mensucatta çalışırken bir kere ben de ziyâret etmiştim. (Sonradan oradan ayrıldı.) Çıktığında Nurhan Abinin saatçi dükkânında saatlerin bakımını yapıyordu. Sonraları çakmak tamiri ve dolumuna başladı. Saatçi Nurhan Abinin oğulları büyü- müştü ve birini yanına almak istiyordu. Merhum Selahaddin Abiyi sabahtan gelemediği için de eşyalarını ve gaz tüpünü kapının önüne koymuştu. Selahattin Abi bunu görünce, kendi kendine müşteriler beni burada bildiği için buradan ayrılmam dedi. Dükkânın önünü işgal etti. Daha sonrasında da duvara ‘Uzman çakmakçı’ yazdı. İşten ve okuldan dönüşlerde mutlaka yanına uğrar, öyle eve giderdim. Gazetede ve Pazarola’da bazı yazılarım yayınlanmıştı. (Yeni para, Armudun iyisi vs.) İş yerinde, Yeni Asya kitaplarının yanı sıra –takvim zamanı- takvim de satardı. “Falan bunu beğendi aldı” der, çoğu zaman da satardı. Bunu bana çok defa anlatmıştı.

Gazetede çalıştığı sıralarda, (Arşiv görevlisi olarak) servise bindiğinde o yine durmaz, fıkralar anlatırdı. Tâ ki dinleyiciler (servistekiler) anlattığı fıkralara birer numara vermişlerdi. Meselâ 20, herkes gülüyordu. 34 diyorlar kimse gülmüyor. Çünkü o numarada fıkra yoktu. Bir gün ben odasına (arşiv) gittiğimde gazete ve dergiden başka botanik bahçesine benziyordu. Benim de bir resmimi çekmişti. Arka tarafta küçük saksılarda fideler görünüyordu.

Deniz konusuna gelince; denize paçaları kesilmiş kotla girerdik. O benden iyi yüzüyordu. Turuncu renkli paleti vardı. Yemek yiyeceğimiz zaman domates, salatalık vs. nevaleyi yıkamaya o giderdi. Bir de baktım ki denizin ortasında, yani kıyıdan epey uzakta götürdüklerini yıkamakla meşgul... Denizden gelince niye böyle yaptığını sorduğumda cevabı hazırdı: ‘’Orası denizin ilerisi, ortası daha temiz.’’. 

Bir gün ben de onun paletlerini ayağıma takarak ilerde demir atmış yata doğru gidip geldim. Sonra boş ilâç şişesine koyup getirdiğim zeytinyağına ekmek banar yerdim. Birazını da güneş yağıdır diye üzerime sürerdim. Bu, hoşuna giderdi. Şişede kalanı da tekrar kullanmak üzere bir kayanın oyuğuna koyardım. Gelecek hafta yine geldiğimizde orada bulurduk. Bazen tuzu unuttuğumuz olurdu. ‘’Tuz olmasa da olur, şimdi denizden çıktık, deniz tuzlu, üzerine sür’’ derdim.

Dershanedeki arkadaşlara deniz maceralarını anlatmamı isterdi. Kınalıada’da vapurdan iner tepeye çıkardık, arka tarafta denize girerdik. Şimdi birçok tesis yapılmış, işgal edilmiş vaziyettedir. Sonra ben Üsküdar tarafına taşınınca, Ümraniye’den Nadir Abiye denize girmeyi havale etti. Onunla da iki kere gitmiştik. Bir defasında yemediğimiz kavunu dönüşte akrabalarına bırakmıştık.

Daha sonra o da Üsküdar-Bulgurlu’ya taşınmıştı, derse de gelir çayını içip giderdi. Bana ”Resim çektirmeye geldim” derdi. Çay molasında, çayını içtikten sonra ben erken kalkıyorum deyip giderdi.

Şirinevler’de o zamanlar, (80’li yıllar) ekmeğin çöpe atılmaması –her zaman olduğu gibi- gündemdeydi. ‘’Ekmeği çöpe atma, ekmeğin yeri çöp değildir’’ derdi.

Merhum Selahaddin Abime Allah’tan rahmet ve Cennetine koymasını dilerim. Yakınlarına ve onu tanıyanlara sabr-ı cemil niyaz ederim, vesselâm.

Not: Yetmişli yıllarda (1977-78-79) gazetede beraber çalıştığımız Niyazi Birinci’ye de (Yavuz Bahadıroğlu) Allah’tan rahmet dilerim.

Okunma Sayısı: 1795
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı