"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Meşveretten şûrâya: Fiilden kurumsallaşmaya bir şahs-ı manevî inşası

Ziya Nur BİRLİK
12 Haziran 2026, Cuma
İnsanlık, adalet ve hürriyetin örselendiği, yönetim krizlerinin derinleştiği bu buhranlı çağda yeni bir çıkış yolu arıyor.

Âhirzamanda Asr-ı Saadet'in vârisi olan Risale-i Nur, bu arayışa taze bir nefes sunarak bizleri "riyâset-i şahsiye"den kurtarıp "şahs-ı manevî"nin emniyetine davet ediyor. Bu davetin ve yeni yönetişim modelinin şifreleri ise Kur’ân-ı Hakîm’in iki muazzam ayetinde saklı.

İstişare kavramı, Kur'ân'da dikkat çekici bir gramer farklılığıyla karşımıza çıkar. Âl-i İmrân Suresi 159. ayette Cenab-ı Hak, "İşlerinde onlarla meşveret et" (Ve şâvirhüm) buyurur. Buradaki "şâvir" kelimesi bir fiildir. Sahada, omuz omuza vermiş fertlerin, dinamik ve aktif bir şekilde fikir alışverişinde bulunmasını emreder. Bu, hizmetin tabanındaki fiildir; her bir ferdin "Benim de bir reyim var" diyerek inisiyatif aldığı, İhlâs Risalesi'ndeki 1111 sırrının (fertlerin meşveretinin) hayata geçmesidir. Zira bu fiilî meşveret, her ferdin farz-ı ayn anlayışı ile vaktini, imkânını, fikrini ve istidadını "iştirak-i emval" sırrıyla ortak havuza kattığı, atâletin kırıldığı bereketli bir zemindir.

Öte yandan, Şûrâ Sûresi 38. ayette mü'minlerin vasfı övülürken "Onların işleri aralarında şûrâ iledir" buyrulur. Buradaki "şûrâ" kelimesi ise bir isimdir. Fiilin (meşveretin) kurumsallaştığı, şahısların aşılıp bir sisteme, bir şahs-ı manevîye dönüştüğü vasatı ifade eder.

Yani meşveret fertlerin istişaresi (1111) ise, şûrâ heyetlerin ve kurulların istişaresidir (4444).

İşte hakikî meşveret sisteminin tekâmül edeceği nokta burasıdır: Fiilden isme, ferdî meşveretlerden kurumsal şûrâlara geçiş.

Sahada faaliyet gösteren, iştirak-i emval ve taksîmü’l-a’mâl (iş bölümü) yapmış meşveret ekipleri (eğitim, neşriyat, sosyal faaliyet vs.), kendi içlerinde "şâvirhum" fiilini yaşarlar. Ancak bu ekipler, aldıkları kararları kendi içlerinden seçecekleri zeki birer "mümessil/elçi" vasıtasıyla daha üst bir kurula (yürütmeye veya karar merciine) taşıdıklarında, işte o zaman "şûrâ" ismine mazhar olurlar. Şûrâya katılan mümessiller, kendi şahsî fikirlerini değil, temsil ettikleri heyetin ortak aklını masaya koyarlar.

Günümüzde sivil toplumun ve cemaatlerin en büyük hastalığı olan "nemelâzım, başkası düşünsün" atâleti veya karar alıcıların zamanla komite istibdadına kayması, ancak bu çift aşamalı yapıyla aşılabilir. Tabanda "fiil" hâlindeki meşveretlerle kabiliyetler filizlenir, her fert mesailerin tanzimi, iştirak-i emval ve taksimü’l-a’mâl sırrıyla sisteme dahil olur; tavanda ise "isim" halindeki şûrâ (ve onu dengeleyen ilmî murakabe) ile istikamet muhafaza edilir.

Unutmayalım ki Asya'nın bahtının miftahı, sadece meşveret etmek (fiil) değil, aynı zamanda şûrâyı (sistemi) tesis etmektir. Şahs-ı manevînin ve hürriyetin gerçek hüviyeti, tabandaki 1111'lerin tavandaki 4444'lere dönüştüğü bu fıtrî ve Kur'ânî döngüde saklıdır.

Okunma Sayısı: 217
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı