Bu cümleyi kuranların arasında sadece ağır işlerde çalışanlar yok.
Memurlar da yorulmuş… Esnaf da yorulmuş… Ev hanımları da yorulmuş… Gençler de yorulmuş…
Hatta bazen insan düşünüyor: Bu kadar yorulan şey gerçekten bedenimiz mi? Yoksa ruhumuz mu?
Bugün insanların çoğu sabah yorgun kalkıyor.
Gün içinde koşturuyor. Akşam yatağa bitkin giriyor.
Ama ilginç olan şu: Eskiden insanlar daha zor şartlarda yaşadıkları hâlde bu kadar tükenmiş görünmüyordu.
Demek ki mesele sadece iş yükü değil. Mesele biraz da yükün nerede taşındığı… Modern insanın sırtında görünmeyen yükler var.
Geçim kaygısı… Gelecek korkusu… Bitmeyen kıyaslar…
Sosyal medyada başkalarının hayatlarını izleyip kendi hayatını eksik görme duygusu…
Ve sürekli bir yerlere yetişme telaşı…
İnsan durmadan koşuyor. Fakat çoğu zaman nereye koştuğunu bilmiyor.
Kur’ân-ı Kerîm’de Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Dikkat edin! Kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.” (Ra’d Suresi: 28)
Bu ayet, modern insanın en büyük problemlerinden birine işaret ediyor.
Çünkü bugün birçok insanın problemi imkânsızlık değil, huzursuzluk.
Ev var…
İş var… Telefon var… İnternet var…
Ama huzur yok.
Çünkü kalp, maddî imkânlarla değil; mânâ ile beslenir.
Peygamber Efendimiz (asm) şöyle buyurur: “Gerçek zenginlik, mal çokluğu değil; gönül zenginliğidir.” (Buharî, Rikâk 15; Müslim, Zekât 120)
Bugün sahip olduklarımız arttıkça mutlu olacağımızı düşünüyoruz.
Fakat çoğu zaman sahip olduklarımız artıyor, huzurumuz artmıyor.
Çünkü insanın ihtiyacı sadece ekmek değildir. İnsanın anlamaya, anlaşılmaya, sevilmeye ve inanacağı bir hakikate de ihtiyacı vardır.
Bediüzzaman Said Nursî'nin ifadesiyle: “İman hem nurdur hem kuvvettir.”
İnsan bazen yüklerinin hafiflemesini değil, taşıyacak güç bulmayı ister. İşte iman, insana o gücü verir. Hayatın yüklerini ortadan kaldırmaz belki; fakat o yüklerin altında ezilmesini engeller.
Belki de bugün ihtiyacımız olan şey daha çok kazanmak değil…
Biraz durmak…
Biraz şükretmek… Biraz tefekkür etmek… Ve neden yaşadığımızı yeniden hatırlamaktır.
Çünkü insan çalışmaktan değil;
Çoğu zaman manasını kaybetmekten yorulur.