"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Manevî bahar ve demokrat misyon -1

Zehranur Yıldız
12 Haziran 2026, Cuma
“Bu yazı; adalet ve hürriyet iklimine susamış, demokrat misyonun şanlı geçmişini geleceğe taşımak isteyen genç neslin hasret dolu bir hasbihalidir.”

Yıllarca süren tek parti döneminin istibdadı, milletin afakını bunaltmıştı. Dinî değerler yok sayılıp öldürülmeye çalışıldıkça manevî yangınlar artıyor; istibdat insanların imanına iliştikçe manevî buhran yayılıyordu. Bir genç düşünün; doğduğundan bu yana on sekiz yaşına gelmiş ama ezan-ı Muhammedî’yi aslına uygun haliyle duymamıştı. Üstelik bu, Müslüman bir ülkede bizzat devlet eliyle yapılan bir icraattı. Nurun zulmetlere galip geleceğini bilen Bediüzzaman ve talebelerine ise zulümler daha dehşetliydi; sürgünler, hapishaneler ve her türlü baskılar… Ancak kışın sert ve soğuk günlerinde dahi baharın geleceğini müjdelemişti Bediüzzaman. Onun kılavuzunda ümitsizliğe yer yoktu. Ve nihayet;

Takvim yaprakları 1950’leri gösteriyordu. Türkiye’nin çehresinde manevî bir bahar hâkimdi.

Demokrat Parti’nin iktidara gelmesi ile halk artık daha rahat dinî vecibelerini yerine getiriyor ve inandıkları gibi yaşayabiliyordu. Ezan-ı Muhammedî’nin aslına çevrilmesi, kıştan sonra baharın gelmesi gibi herkesi sevindirmiş ve mesrur etmişti.

Baskı ve istibdat dönemleri geride kalıyor gibi gözükse de Bediüzzaman ve talebelerine yönelik baskılar eski partinin istibdadı ile devam etmişti. Nur Talebelerinin demokrasiyi, adaleti ve vicdan hürriyetini savunan Demokrat Parti’yi desteklemesi anti-demokrat insanları rahatsız etmişti. Bu sebeple taraflar arasına nifak sokulmaya çalışılmış ve Nur Talebeleri çeşitli zulümlere maruz bırakılmıştı.

Bediüzzaman Said Nursî, hiçbir maddî veya manevî menfaat istemeden ve beklemeden Demokrat Parti’yi desteklemiş; adeta bir ıslahatçı olarak siyasete ve sosyal hayata yön verecek tavsiyelerde bulunmuştur. Bediüzzaman, meseleye “ehven-i şer” olarak bakmış ve milletin daha rahat dinini yaşayabilmelerine imkân sağladığını, demokrasi ve adalet hakikatlerini hayata geçirmeye çalıştığını görerek medar-ı takdir olan yönlerini desteklemiş, ikaz edilecek durumlarda uyarmıştır. Mesela Adnan Menderes’i Ezan-ı Muhammedî’nin aslına çevrilmesi hakkında tebrik etmiş ve “İslâm Kahramanı” unvanını vermiştir. Bunun yanı sıra Adnan Menderes’e sosyal hayatın düzenini sağlayacak İslâm’ın üç kanun-u esasîsini hatırlatmıştır.

Bediüzzaman’ın hayatının son demlerine kadar hak, hürriyet ve adaletin sosyal hayata yerleşmesi için çalışması ve bunu açıkça yapması da Nur Talebeleri için bir pusula niteliğindedir. Talebeleri de bugün aynı demokrat misyonu Üstadları gibi hak ve hürriyet için desteklemelidirler. İktidarda kim olursa olsun demokratik değerlere aykırı haller var ise bunların çözülmesi için ikaz görevini yerine getirmeli ve Risale-i Nur hakikatlerinin hayata aksetmesi için teşvik edilip bu minvalde icraatlar yapılması gerektiğini hatırlatmalıdırlar.

“Peki, 1950’den bugüne ne değişti? Gerçek hürriyet iklimine nasıl kavuşabiliriz?

—Devam Edecek—

Okunma Sayısı: 238
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı