"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kuvvet değil; hak, akıl, bilgi, kanun ve kamuoyu

Kâzım GÜLEÇYÜZ
05 Mayıs 2019, Pazar
Bediüzzaman Said Nursî padişahlığın hükümran olduğu bir dönemde artık “ağalık” devrinin geride kaldığını ve ortak akılla kamuoyunun öne çıktığı bir dönemin açıldığını ifade etmişti.

Eski Said Dönemi Eserleri’nden:

“Her bir zamanın bir hükmü ve hükümranı vardır. O zamanın makinesini çeviren bir ağa lâzımdır. İşte, zaman-ı istibdadın hâkim-i manevîsi kuvvet idi; kimin kılıcı keskin, kalbi kasî (katı) olsa idi yükselirdi. Fakat zaman-ı meşrûtiyetin zembereği, ruhu, kuvveti, hâkimi, ağası haktır, akıldır, marifettir (bilgi), kanundur, efkâr-ı ammedir (kamuoyu)” sözleri bunun ifadelerinden (s. 217).

Aynı şekilde “Meşrûtiyetin sırrı; kuvvet kanundadır, şahıs hiçtir. İstibdadın esası; kuvvet şahısta olur, kanunu kendi keyfine tâbi edebilir, hak kuvvetin mağlûbu” (s. 221) şeklindeki manidar tesbitleri de.

Keza “Bir ince teli, rüzgâr her tarafa çevirebilir. Fakat icma ve ittihad ile (toplanıp birleşerek) hâsıl olan hablülmetin ve urvetülvuska (sağlam halat) değme şeylerle tezelzül etmez (sarsılmaz)” örneğinden sonra dile getirilen şu hakikatler de:

“Eski padişahların iradesini Ermeni rüzgârı ve ecnebi havası veya vehmin vesvesesi esmekle çevirebilirdi. Şimdi 300 ârâ-yı mütekabile ve efkâr-ı mütehalife (Meclisteki 300 milletvekilinin farklı ve karşıt görüş ve fikirleri), hak ve maslahattan başka birşey ile musalâha etmez.” (s. 223)

Şu söz de bu manaları tamamlıyor:

“O kadar geniş daire-i ahrara (hürriyetçi ortama) efkâr-ı umumiyeden (kamuoyundan) başka serpuş (başlık, şapka) olamadığından, riyaset-i şahsiyenin (şahsî reisliğin) kat’iyen aleyhindeyim.” (s. 196)

Devamında “Reisimiz ancak hükümettir” diyor Üstad, ama şunu da söylüyor:

“Meşrûtiyet hâkimiyet-i millettir. Yani efkâr-ı ammenizin misal-i mücessemi (kamuoyunun cisimleşmiş örneği) olan meb’usan (milletvekilleri) hâkimdir; hükümet hâdim ve hizmetkârdır.” (s. 225)

Bunlara yine Üstadın “Meb’us hürdür, hiçbir tesir altında olmamak gerektir” (s. 224) sözünü de ilâve ettiğimizde, onun tek adam sistemine bakışı ortaya çıkıyor.

Başkaca bir yoruma hacet bırakmadan

Okunma Sayısı: 1985
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mehmet mustafa yildirim 061

    5.5.2019 11:17:52

    Batılı övme,hakkı yerme çukurunda depelenip duran ğafilini Allah islah eylesin.selamlar.

  • ramiz

    5.5.2019 05:38:16

    müstebid bir devir yaşıyoruz;Sabah kalktığımız tek ses akşam yattığımızda tek ses,öğlen ,ikindi tek ses.Elhasılı kimse korkusundan ağzını açıp bir konudaki fikrini müsbet veya menfi söylemeye cesret edemiyor hem de konuşturulmuyor.,konuşan olursa müstebid reyi vahid işine son veriyor.İstişare asla yok varsa yoksa ben bilirim ben konuşurum ben ederim vs.Allah aşkına böyle idare mi olur.Arabaların camına takılan cam filmi mevzu olmuştu, reyi vahid bu meselede dahi kimseyi konuşturmamış,bu basit meseleyi günlerce ağzına sakız yapmıştı.Cumhurbaşkanlığı makamı böyle mi olmalı?Ailece çöreklenmişler idareye keyfe ma yeşa idare ediliyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı