"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsan ‘yolcu’ olduğunu unutmamalı

14 Ağustos 2021, Cumartesi
İzmit Yeni Asya Temsilciliğinin düzenlediği video konferansa katılan Zübeyir Ergenekon, “Mimsiz medeniyet ‘yolcu’ olduğumuzu unutturmak için elinden geleni yapar” dedi.

ALİ DÖNMEZ - İZMİT - YENİ ASYA

İzmit Yeni Asya Temsilciliği olarak zoom üzerinden on-line video konferans sistemi üzerinden organize ettiğimiz “Yeni Asya Gazetesi Yazarı ve Kitap Yazarları ile Söyleşi” kapsamında bu bölümdeki misafirimiz Yeni Asya Gazetesi Araştırmacı Yazar Zübeyir ERGENEKON ile “Şimdi Valizleri Çıkarma Zamanı” adlı deneme kitabı üzerine söyleşi gerçekleştirildi.

 - Kendinizi tanıtabilir misiniz?

Zübeyir Ergenekon. 1987 Kıbrıs doğumluyum. Aslen Ispartalıyız. Özel bir şirkette bilişim sistemleri (IT) denetçisi olarak çalışmaktayım. Evliyim, Ahmet Yahya’nın babasıyım.

 - Niçin böyle bir kitap yazdınız?

Aslında yazmak başlı başına bir tefekkür, konuşma konusu. Öncelikle merhum Halil Uslu Ağabeyimizin yazmış olduğu bir eserin takdim kısmına Mesnevî-i Nuriye eserinden almış olduğu alıntıdan bahsetmek isterim: “Ölüm dilimi susturduğu zamanlarda, dilime bedel kitabımın söylemesi”. Bu manada yazmak insanın ebed arzusunun bir göstergesidir.

Bu yazmanın bir veçhi elbette. Yazmanın birçok veçhi vardır. Yazmak; boş vermişliğe, sıradanlığa, durağanlığa karşı bir savaş demektir aynı zamanda. Yazı, fikirlerle örülmüş dünyaya tefekkürle girme çabasıdır. Yazı hakkında birçok söylenebilir, ama ben konuyu Mücahit Bilici’nin Gökçekimi adlı eserinde yazmak ile ilgili bir alıntısı ile bitirmek istiyorum: “Her yazı bir taahhüttür. Söyleyeceklerim kadar iyi olmasam da iyi olmak üzerine iyi şeyler söyleyeceğim. Söylediklerimin esiri olan nefsimin esaretinden güzel şeyler söyleyerek kurtulmak isteyeceğim.” Aslında hakikatleri dillendirme cesareti olan yazılar duâya vesile olsun içindir. Dillendirdiğimiz hakikatleri de yaşama arzusunu ifade etmektedir.

- Kitabınızın Yeni Asya Neşriyatta yayımlanması sizin için ne ifade ediyor?

Yeni Asya Neşriyat bizim için çok ehemmiyetli vazifeler ifa etmektedir. Bu manada önemli birçok husus söylenebilir, ama nazarımda yerleşen iki maddeyi söylemek istiyorum.

Birincisi, Yeni Asya Neşriyat (camiası) dünyevîleşmenin arttığı bir zamanda ahireti hedef alan bir yayın organı, bir camia. Yeni Asya kalbini, gönlünü, iman hakikatlerine ve Risale-i Nur’a ayırmıştır. Bu, günümüzde çok önemli bir duruşu ifade eder.

İkinci husus şudur: Yeni Asya Neşriyat ve camiası daima yeni, genç yeteneklere imkân tanımıştır ve onların da istidatlarını göstermeleri için zemin hazırlamıştır.

Bu manada Yeni Asya’nın bu yönlerini takdir ediyoruz, tebrik ediyoruz. Küçüklüğümüzde Yeni Asya’da yazı yazmak, Yeni Asya’da kitabımız olması bizim için bir idealdi. Zira Yeni Asya aslında bizim için sadece bir isim değil, iman hakikatlerini yaşama arzusunu ifade eden bir camia. Bu manada Yeni Asya Neşriyattan kitabımız olması bizim için bir iftihar vesilesidir.

 - Kitabınızın ismi nereden geliyor? Valizi alıp nereye gittiniz? Bu seyahat faydalar getirdi mi?

Günümüzdeki hayat veya bir başka deyişle mimsiz medeniyet insana daima yolcu olduğunu unutturma çabası içerisinde. Bunu birçok davranışta, durumda gözlemleyebiliyoruz. Meselâ bizi dünyaya çeken en önemli bir cihaz, evimizin baş köşesine yerleştirilir. Yine imgesel bir örnek olması açısından günümüz seyahatleri örneğini vermek isterim. Yolculuklar, yolcu olduğumuzu hatırlamanın en güzel vesilelerinden birisidir. Oysa mimsiz medeniyet bu yolculuğumuzda “yolcu olduğumuzu” unutturmak için elinden geleni yapar. Gözlerimizin önüne bir ekran yerleştirilir, kulaklarımız bir kulaklık tıkar. Buna bir rüşvet olarak da bize bir parça kek ile meyve suyu ikram ederler! 

Böylelikle yolculuğun en ehemmiyetli meyvesi olan ‘insanın yolcu olduğunu hatırlama’ tefekkürü engellenmiş olur.

Bu davranışımızın bir başka yönünü de kendi hayatımızda görebiliyoruz. Yaşadığımız yerleri ve evleri yolcu gibi, misafir gibi dekore etmeyiz. Bunlardaki süse, intizama vs. baktığımız zaman ebedî kalacak tasavvurunda olduğumuzu görürüz.

Peygamber Efendimizin (asm) mealen “Ben dünyada bir ağaç altında gölgelenip de bırakıp giden bir yolcuyum” ifadeleri var. Muhterem ve mualla Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri’nin de “Dünya bir misafirhanedir, insan ise onda az duracaktır ve vazifesi çok misafirdir.” ifadeleri var. Ve “İnsan bir yolcudur. Sabavetten gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre kadar yolculuğu devam eder.” ifadeleri de aynı hakikati ifade ediyor. Aslında insanın hakikati yolcu ve misafir olmakla eşdeğer. Ama günümüzde yerli, buralı olmakla eşdeğer haline getirilmiş.

Bu hakikatin bir veçhesinde de şu var: Kendini misafir görenler, misafirhane sahibinin emirlerine itaat edenlerdir aynı zamanda. Enaniyet, nefis ve heva yolunda gidenler de kendilerini buralı, ev sahibi gördükleri için nefislerinin istekleri doğrultusunda yaşarlar. Bu manada düşündüğümüz zaman kendini misafir olarak addetmek, misafirhane sahibini tanıma azmini gösterir. Bu manada da misafir olmak, yerli olmaktan, buralı olmaktan hakikat manasında daha güzel bir yaşama azmini ifade eder. Misafir olanlar dünyaya kalbini bağlamazlar. Dünyaya bağlanan insanlar kendini ev sahibi olarak görenlerdir.

“Şimdi Valizleri Çıkarma Zamanı” ismi de bu hakikatlerin imgesel olarak ifade edilmesidir. 

En başta da söylediğimiz gibi günümüz dünyasının ve nefsimizin bize yolcu olduğumuzu unutturma gayreti var. Bunun bir örneğini kendimde gördüm: Meselâ bizde yolculuktan geldikten sonra geldiğimiz yere hızlı bir şekilde uyum sağlamaya çalışırız. Valizlerimizi hemen görünmez yerlere kaldırırız. Aslında nefsimizi ikaz için bu tür hatırlatmaları tarihimizde de görürüz. Tabiin döneminden Rebi bin Heysem Hazretleri, evine mezar kazıp her gün oraya yatmak suretiyle yolcu olduğunu, misafir olduğunu nefsine hatırlatıyor. Valizleri çıkarma da aslında böyle bir hayat tarzının isteği, azmi olarak ifade edilebilir.

Bu konuya da birçok veçheden bakılabilir. Muhterem Abimiz İslâm Yaşar’ın “Sılada duyulan gurbet hisleri” şeklindeki bir tabiri, tasviri var. Konumuz bağlamında biz de “Gurbette sıla hisleri” yaşamış oluyoruz, kendimizi buralı addedersek. Dünya gurbetinde burasını vatanımız gibi yaşayarak kendimizi kandırmış oluyoruz.

Söyleşi kitabın bölümleri ve içerisindeki yazılara dair sorulan sorular ve verilen cevaplar ile nihayete erdi.

Okunma Sayısı: 1664
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı